1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mehmet Edip Ören
  4. “Ama Abi Bunlar Müslüman!”

“Ama Abi Bunlar Müslüman!”

featured

Mehmet Edip Ören, kaleme aldığı yazısında Türkiye’deki ekonomik sıkıntıları, artan gizli zamları ve toplumsal yaşamın nasıl kısıtlandığını eleştirmektedir. Ülke genelinde yaşanan yolsuzluklara ve adaletsizliklere dikkat çekilirken, geçmişteki bakanların hesap vermesi gerektiği savunulmaktadır. Dini değerlerin siyasette ve toplumsal hayatta kullanılarak halkın kandırıldığını, buna karşın bir kesimin zenginleştiğini ifade etmektedir. Emeklilerin ve halkın açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği vurgulanmaktadır. Son olarak, yazar hem iç politikadaki baskı ortamını hem de dış dünyadaki adaletsizlikleri eleştirerek “Ama abi bunlar Müslüman” söyleminin sorgulanması gerektiğini belirtmektedir.

Ekim’i de rampa aşağı saldık. Yaz kırıntıları, pastırma yazı vs. derken karakış kapımızda. Sonra kovala babam kovala… Karakış, zemheri, kocakarı soğukları vs. vs. Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…

Peygamber Efendimiz’in çok bilinen kelâmıdır: “Bizi kandıran bizden değildir.” Gel gör ki bizi kandıran kandırana… Bu olay en son elektrikte gerçekleşmek üzere. Ekonomik tarifeden istifade için aşılmaması gereken 4000 kWh miktar, 3000 kWh’e inmek üzere. Bunun adı örtülü zamdır ve de zam yapmıyormuş gibi görünüp kallavisini yaparak milleti kandırmaktır… Dünyada medeniyet ölçülerinden biri olan elektrik tüketimi, bizde sınırlanmaya çalışılmaktadır. Şimdiki gibi mutfaklarımızda elektrikle çalışan onlarca aletin olmadığı; klima, çamaşır makinesi vs.nin bilinmediği; buzdolabı yerine tel dolapların kullanıldığı dönemlerin insanı olarak, devletin bizi eski günlere döndürmek istediğini düşünüyorum… Enflasyonla mücadele; tüketmemek, yememek, içmemek üzerine kurgulanmış gibi görünüyor…

Türkiye’nin doğu ve güneydoğu sınırlarına duvarlar örülüyor. Yunanistan da batı tarafına aynısını yapıyor. Acaba Türkiye, bütün yüzölçümü ile hapishaneye mi çevrilmek isteniyor… Her gün operasyon, her gün onlarca, yüzlerce gözaltı. Bu gidişle memlekette adam kalmayacak… Nasıl müsait bir iklim oluşmuş ki yakala yakala bitmiyorlar. Bir gün gıdacılar, bir gün borsacılar, bir gün siyasiler derken her sabah yolsuzluk, rüşvet, irtikap haberleriyle uyanıyoruz… Peki, kimse sormuyor mu? Bu sistemler bir iki gün içinde mi gelişmelerini tamamlayıp gün yüzüne çıktılar? Değil, olay yılların birikimi ise öncesinde bu rezaletlere göz yumanlardan hesap sorulmayacak mı? En başta, son 20-25 yılın İçişleri, Adalet ve Maliye bakanları görevi ihmalden yargılanmayacak mı…

Feveran eden Afrikalıların sözüdür: “Beyaz adam geldiğinde onların elinde İncil vardı, bütün doğal zenginlikler bize aitti… Şu an elimizde sadece İncil var, bütün kaynaklar onların oldu.” Türkiye’yi dünyadan soyutlayamazsınız. Bizde de durum farklı değil. Allah’la, Kitap’la geldiler; yolsuzlukla, yoksullukla mücadele edeceğiz dediler; halimizi görüyorsunuz… Emekliler Anayasa Mahkemesi önünde hak ararken intihar noktasına gelip çaresizlikten hayatına kıyabiliyor. Yoksulluk kaderimiz, adalet nostaljimiz oldu. Hepimiz örtündük, sakal bıraktık, Gazze mitinglerine katıldık vs. dinimize sahip çıktık; ağzımız kokarken camiden çıkmadık, bir lokma bir hırka felsefesini üstlendik, şükür manyağı olduk ama onlar Karun gibi oldular. Bu milletin kaynaklarını talan ettiler. Buna talan bile denmez, her şeyimizi ganimet sınıfına soktular… Bir yatırıp binleri aldılar. Milyar bunların standardı, başlangıcı oldu… Bizler ise beş bin lira seyyanen zama bel bağladık. 3-5 bin liralık banka promosyonlarından medet umar hale geldik. Bırakın yoksulluğu, açlık sınırının çok çok altında paralarla geçinme mucizeleri oluşturduk… Ama başımız çullu, yüzümüz sakallı. Ağzımızdaki nakarat ise: “Ama abi bunlar Müslüman.” Sizce öyle mi? Hâlâ aynı kafada mısınız…

Biraz da dışarıya bakalım… Rusya’da seçimler oldu. Muhaliflerin birçoğu hapishanede veya baskı altında. Putin %50’ler katılımlı seçimlerden %50’ler civarında oy alarak muzaffer (!) çıktı. Yersen… Bizde ise iş daha da emniyete alınıyor. Muhalif bir kenara, eleştiri yapanlar bile hâkim-savcı karşısında… Ya benimsin ya kara toprağın sistemi acımasızca yürütülüyor… Gelelim ABD’ye. Pedofil manyak tam olarak azıttı. Paranın tadı damağında kaldı. Günde iki kere verdiği tutarsız beyanatlarla altın, borsa ve her türlü menkul sistemler bir çakılıyor, bir uçuyor. Bu da olayları önceden haber alan birilerinin her gün iki kere köşe olmaları anlamına geliyor… Yani Fatoş kızımız yanlarında fukara, garip kalıyor… Fatoş kızımız diyorum; aslında Fatma Betül Sayan Kaya’dan bahsediyorum. Dört isim yazıp uğraşmaktansa işi bir isimle halletmek istememden kaynaklı Fatoş diyorum… Kızımızın durumu ve görünüşü “Ama abi bunlar Müslüman” diyenlere uygun bir hâl. Ne diyeyim? Bu kafayla gidersek askere…

Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!