1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. A. Yağmur Tunalı
  4. Yeni Parti bindiği dalı kesiyor

Yeni Parti bindiği dalı kesiyor

featured

Yazar A. Yağmur Tunalı, ana muhalefet partisi olan Yeni Parti’nin kurucu değerlerden uzaklaşarak milli egemenliği zayıflatma riski taşıyan bir çizgiye kaydığını savunmaktadır. Metinde, “Türkiyelilik” kavramının imparatorluk dönemindeki birlik çabalarından farklı olarak, günümüzde ülkeyi etnik ve mezhepsel temellerde ayrıştırmak için kullanıldığı ileri sürülmektedir. Tarihsel süreçte Osmanlıcılık fikrinin başarısız olduğu ve devletin bekası için Türk kimliğinin merkeze alındığı hatırlatılarak, dil ve kimlik konularında verilen ödünler sert bir dille eleştirilmektedir. Partinin terörle ilişkilendirilen yapılarla yakınlaşması, kendi seçmen tabanında ve hatta partili hukukçularda dahi büyük bir güven kaybına yol açan bir hata olarak nitelendirilmektedir. Sonuç olarak kaynak, siyasi yönetimin milli hassasiyetleri göz ardı ederek kendi büyüme şansını yok ettiği uyarısında bulunmaktadır.

 

Yeni Parti, açılımcıların planının en vurucu hedefi olan egemenliği parçalama fikrine katılmış görünüyor. Başka millet ve etnisite adlarını gerine gerine söyledikleri hâlde kurucu millete mesafeli duruşları ondan. Atatürk’ün partisinin mirasçısı görünenler kurucu değerlerle aralarının açıldığını, DEM’in çizgisine evrilerek gösteriyorlar demek abartılı bir teşhis değildir.

Son “çerçeve kanun” denen gizli saklı çalışmadan hâlâ haberdar olmadıkları hâlde “İmzamızın arkasındayız” demeleri, Türk egemenliğine karşı tavırlara götürüpazarlık girdiklerini söylemeye de imkân veriyor. Çünkü neye imza attıklarını bilmedikleri, bugün kendi ağızlarından söylenenlerle ve olanlarla gün gibi ortada.

 

“TÜRKİYELİLİK” “OSMANLILIK” DEĞİLDİR

Osmanlı Türkiyesi’nde son dönemde imparatorluğu bir arada tutmak için geliştirilen Osmanlıcılık fikri ile Türkiyelilik fikrini aynı zannedenler veya zannettirmek isteyenler var. Oysa Osmanlıcılık, İmparatorluk Türkiyesi’nde birliği sağlamak için bulunmuştu. Şimdiki millet devletleri devrinde Türkiyelilik tam tersi bir işlev için düşünüldü. Türkiye’yi Türksüzleştirme, etnisite, mezhep ve düşünce ayrışmalarına göre parçalamanın temel kavramlarından biri hâlinde kurgulandı.

Bilinen bütün Türklü kavramları, Türkiyeliliğe göre bir bir değiştirme operasyonu yürütülüyor. Bizde bu işlere devlet dâhil olmazsa başarı şansı zayıftır. Şimdi devleti de bir kenarından projeye sokma gayreti görülüyor. Türk Millî Takımı yerine Türkiye Millî Takımı demeye başladılar. Türk Edebiyatı yerine Türkçe edebiyat tabiri de bu takımın gözde kavramlarından. Böyle bir dizi kavramlaştırma zinde güçlerce titizlikle uygulanıyor. Uykudaki büyük güç, hâlâ neler olduğunu düşünecek durumda değil.

 

OSMANLICILIK TÜRK DEVLETİNİ AYAKTA TUTMA HAMLESİYDİ

Ahmet Vefik Paşa gibi Osmanlıcılık fikrinin öncüleri kısa zaman sonra, Osmanlıcılığın ayrılıklara engel olamadığını görerek vazgeçtiler ve Türkçülüğe döndüler. Devletin parçalandığını yaşamışlar ve çok ağır bölünmelerin acılarıyla o günlere gelmişlerdi. Her unsura bir göz ile bakanlar değişmek zorunda kaldılar. Devleti ayakta tutacak fikrin doğrudan doğruya Türklük etrafında şekillenmesi gerektiğini şartlar onlara dayatmıştı.

O dağılma şartlarında değişmeyen devlet tavrına özellikle dikkat etmek lazım. Ahmet Vefik Paşa’nın Meşrutiyet’te Meclis-i Mebusan Başkanlığı vardır. Müzakereler sırasında Arap ve başka etnisitelerden mebuslar “Biz Türkçe bilmiyoruz, anadilimizde konuşalım” dediler. Paşa’nın tavrı nettir: “Türkçe öğrenir ve sonra gelir bu kürsüde konuşursunuz” der.

Paşa bunu kendi tercihi olarak söylemiyordu. Şimdiki gibi 1876 Anayasası gereği devletin dili Türkçeydi. Hatta Türkçe bilmeyenlerin mebus olamayacağı da anayasa emriydi. O dağılma şartlarında bile devlet anlayışından, Türkçeden taviz verilmemiştir. Verilmez. Böyle bir hak yoktu ve anayasaya göre şimdi de yoktur. Dikkatinizi çekerim, bugünün modern Batı demokrasilerinde de yoktur. Nedense bunlar bilindiği hâlde konuşulmuyor, konuşturulmuyor.

Bizde 1908 Meşrutiyetinden sonra Türkçe hassasiyeti daha titiz şekilde uygulanmıştır. İmparatorluklar çağında bile uygulama budur.

YENİ PARTİ BÜYÜME ŞANSINI İTİYOR

Yine söyleyeceğim: Gerektiğinde herkesi eleştiririz. CHP’yi de eleştirdik. Yalnız şimdiki mahkeme süreçleri ve gelen butlan kararı ve sonrasında olanlarda Özgür Özel’in Yeni Partisi yüzde yüz mağdur ve haklı görünüyor. Kime haksızlık yapılırsa karşısında olmak lazım. Hakkı savunacağız. Kanunlara uyulmasını savunacağız. Bu konuda düşüncemiz ve tavrımız net.

Bununla beraber, gördüğümüz arızaları da söyleyeceğiz. Yeni Parti yeni görünmüyor demiştim. Dediğim açık: Devlet kuran partiyiz diyenlerin PKK-DEM ve Sezgin Tanrıkulu çizgisinde görünmelerini yadırgayan, benimsemeyen, isyan edercesine soran okuyucularım var. Bunlar içinde, AK Parti’den bıkanlar, mağduriyetten dolayı Yeni Parti’ye sempati duyanlar var. “Hiçbir vakit CHP’ye oy vermedim ama şimdi vermeyi düşünüyordum, kafam karıştı, vermeyeceğim” diyenler var. Asıl CHP’li olduğu hâlde, Yeni Parti’ye geçtiği hâlde, Yeni Parti için çalıştığı hâlde bu son süreçten dolayı isyan edenler var.

 

UĞUR POYRAZ’IN FERYADI

Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı eski CHP milletvekili Hüsnü Bozkurt’u ekranlarda görüyorsunuz. Türkiye’de Kürt Sorunu olmadığını anlatıyor. Burada ismini saymaya kalksam yüzleri bulacak tanınmış isim, yine aynı şeyi söylüyor. Sorun olması için birilerine farklı muamele lazım. Birine hak olan diğerine yasak olması lazım. Türkiye’de böyle bir farklılık yok, hepimiz eşitiz diyorlar. PKK terörünü ve arkasındaki gücü lanetliyorlar. Halkın büyük çoğunluğu da böyle düşünüyor. Diğerleri ayrılıkçılığı benimseyenler. O tavrı benimseyen Yeni Parti ise halk ona göre bakar.

2 Ağustos Cumartesi akşamı Sözcü Televizyonu’nda bir tartışma programını dinledim. Orada CHP davalarının avukatlarından, “Kendimi bildim bileli CHP’liyim” diyen Uğur Poyraz da vardı. Daha önce kendisinin sürece bakışını biliyordum. O tartışmada konuşan CHP’li Cumhur Uzun’a ve Özgür Özel’e: “Siyaset yapıyor görünüp kaçıyorsunuz. Sezgin Tanrıkulu’nun beyanlarını reddetmedikçe, bu bilmeden girdiğiniz sürece tavır koymadıkça içinde bulunduğum Yeni Parti’ye ben de oy vermem…” dedi. Sizi uyandırmak için son çarem bunu söylemek der gibi söyledi.

Anlatmak istediğim buydu.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!