Kendime Dönerken

featured

Bu yazı, yazarın Türk milliyetçiliği anlayışındaki köklü değişimini ve bu düşüncenin özüne dönüş çabasını ele almaktadır. Yazar, milliyetçiliğin zamanla Arap kültürüyle harmanlanarak kendi kimliğinden uzaklaştığını ve bu durumun toplumsal bir yabancılaşmaya yol açtığını savunur. Gerçek vatanseverliğin; emek, adalet ve toplumcu değerler ile savunulması gerektiğini belirterek, sosyalizmle bağdaştırılan halkçı ilkelerin aslında Türk kültürünün temelinde var olduğunu vurgular. Geçmişin muhasebesini yapan yazar, bir milletin başka bir kültürün kalıplarına sığınarak varlığını koruyamayacağının altını çizer. Sonuç olarak bu yazı, dış etkilerden arınmış, öz kaynaklarına dönen ve halkın refahını merkezine alan bir milliyetçilik vizyonu sunar.

 

İnsan bazen başkalarına değil, kendi inandıklarına yabancılaştığını geç fark ediyor. Benim yaşadığım değişim de böyle başladı. Yıllarca savunduğum birçok düşünceyi yeniden sorguladım ve sonunda şunu gördüm: Ben Türk milliyetçiliğinden değil, Türk milliyetçiliğinin özünden uzaklaştırılmışım.

Türk milliyetçiliği; Türk’ün tarihini, kültürünü ve devlet anlayışını esas alması gerekirken zamanla din anlayışında Araplaşmaya yöneldi. Kendi kültürümüzü yaşatmak yerine Arap kültürünü, Arap geleneklerini ve Arap yaşam biçimini dinin ayrılmaz parçası gibi benimsedik. Farkına varmadan Türk gibi düşünmeyi bıraktık, Arap gibi düşünmeye başladık. Milliyetçiliği savunurken bile kültürel olarak Araplaştık.

Oysa bir millet, başka bir milletin kültürel kalıpları içinde kendini koruyamaz. Kendi köklerinden uzaklaşan her düşünce zamanla kimliğini de kaybeder.

Aynı sorgulamayı sosyalizm konusunda da yaşadım. Yıllarca bu kavram bize yabancı, hatta düşman gibi anlatıldı. Oysa emperyalizme karşı durmak, milletin ortak çıkarını bireysel çıkardan üstün tutmak, emeği korumak, üreticiyi, çiftçiyi, işçiyi ve yoksulu savunmak, toplumun hakkını gözetmek; bunlar bana göre Türk milliyetçiliğinin özünde zaten vardır. Biz, özümüzde toplumcuyduk; fakat bunun bize ait olmadığını düşünmemiz öğretildi.

Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki, Türk milliyetçiliğinin yeniden kendisini hatırlamaya ihtiyacı vardır. Kendi tarihini, kendi kültürünü ve kendi devlet geleneğini yeniden okuyabilmesi gerekir. Çünkü başkasına benzedikçe kendimiz olmaktan uzaklaştık.

Benim değişen şeyim Türk milliyetçiliği değil; Türk milliyetçiliğini anlama biçimim oldu. Artık inanıyorum ki gerçek milliyetçilik, başka milletlerin kültürüne özenmek değil, kendi milletinin kimliğini, emeğini, adaletini ve geleceğini savunmaktır.

Titreyip kendimize dönmenin zamanı çoktan geldi.

 

Atsız Burucu (Mehmet Hoca), Camcı Çeşme, İstanbul – 05.08.2026 07:20

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!