Av. Özcan Pehlivanoğlu, Türk Milleti’nin günümüzde karşı karşıya olduğu hayati tehlikelere karşı sergilediği sessizliği ve toplumsal hafıza kaybını sert bir dille eleştirmektedir. Ülkenin güvenliğini, ekonomik refahını ve toprak bütünlüğünü tehdit eden gelişmelere karşı halkın milli iradesini yüksek sesle beyan etmesi gerektiğini savunmaktadır. Metin, terör örgütleriyle yapılan pazarlıklar ve dış müdahaleler gibi unsurların devleti bir yok oluş eşiğine sürüklediği uyarısında bulunmaktadır. Tarihteki ağır kayıplardan ders çıkarılması gerektiğini hatırlatan yazar, vatandaşları korkuyu bir kenara bırakarak ulusal kimliklerine sahip çıkmaya davet etmektedir. Parçaya göre, halkın her platformda sergileyeceği güçlü bir duruş, toplumsal cesareti artıracak ve vatanın milletler mezarlığına dönüşmesini engelleyecektir. Bu çağrı, Türk siyasetindeki olumsuz gidişata karşı milletin birleşmesi ve egemenliğini kararlılıkla koruması gerektiğini vurgulayan bir manifesto niteliği taşımaktadır.
Türk Milleti tarihi günler yaşıyor.
Adeta Sırat Köprüsü’nden geçiyoruz!
Buna karşılık Türk milletinin çıkarttığı sesin çok cılız olduğunu söylemek gerekiyor…
Bunun en önemli nedeni, Türkler tarafından yakın tarihin ve günümüze kadar seyreden olayların unutulmuş olmasıdır. Yani hafızası çok zayıf olan bir insan topluluğuyuz.
Ancak üzerinde oturduğumuz bu topraklar aynı zamanda bir “milletler mezarlığı”dır… En ufak bir ihmal ve gaflet, ihanetle birleşip sizi öldürebilir ve bu mezarlığa gömebilir.
Belirtiler, tüm gelişmeler karşısında uyuduğumuz yönündedir!
Aksi olsaydı bu kadar yaşamsal gelişme karşısında Türk milletinin sesinin çok yüksek düzeyde çıkması gerekirdi.
Binlerce kişinin katili bir teröristle pazarlık yapılıyor, devlet terör örgütü ile paylaşılmak isteniyor, onun eli kanlı arkadaşlarının Türkiye’ye gelip ağırlandıkları iddia ediliyor, bir ülkenin Ankara Büyükelçisi sömürge valisi edasıyla davranıyor, casusluk yuvası bir okul emperyalistlerin arzusu ile açılmaya çalışılıyor, ülkede uyuşturucu bağımlılığı ve asayişsizlik tavan yapmış, insanlar sokakta birbirini vuruyor ve yargı sopası ile korkutuluyor, TBMM’de Türk milletinin hilafına kararlar alınıyor ve ekonomik buhran nedeniyle insanlarımız açlıkla sınanıyor!
Buna karşılık Türk milletinin sesi gerektiği gibi çıkmıyor!
Ne yapabiliriz diye sorarsanız; bulunduğunuz her yerde milli irade beyanını avazınız çıktığı kadar yüksek sesle ifade etmeniz gerekmektedir diye söyleyebilirim!
Bunu yaparsanız herkese bir cesaret gelecek ve hiç kimse yalnızlık duygusuna kapılmayacaktır…
Böyle olmazsa bize tarih bilimi yok olacağımızı, vatanımızı kaybedeceğimizi ve “milletler mezarlığı”nda yerimizi alacağımızı anlatıyor…
Bunu son kez 1919-1922 arası Anadolu’da yaşadık… Çok ağır bedeller ödedik! Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu’da yok olduk, Ege’deki adalarımızı kaybettik!
Bu sefer gerçekten yok oluruz!
Onun için “Elimden bir şey gelmiyor” diyorsanız her ortamda “Ben Türk milletindenim, Türk vatandaşıyım; teröristlerle ülkemi ve devletimi paylaşmak istemiyorum, burası bir Türk vatanıdır, Türk devletidir” diye yüksek sesle irade beyanında bulununuz… Bu da suç değil ya?
Gayrı-Türk siyasetin TBMM’de birleştiğini gördük; şimdi sıra bunlara karşı Türk milletinin birleşmesinde ve sesini çıkarmasındadır!







