Yazar Özcan Pehlivanoğlu, bu metinde Türkiye’nin milli birliği ve toprak bütünlüğü üzerindeki bölücü tehditlere karşı sert bir uyarıda bulunmaktadır. PKK’nın stratejik hedeflerini sadece belirli bir bölgeyle sınırlı tutmadığını, aksine tüm ülkeyi kapsayan bir “fetih” anlayışıyla hareket ettiğini ileri sürmektedir. Türk milletinin geçmişteki tarihi felaketlerden ders almadığı ve siyasi söylemlerle milli benliğinden uzaklaştırıldığı savunulmaktadır. Dış güçlerin desteğiyle güçlenen bu yapının, devletin çeşitli kademelerinde ve ekonomik alanda zemin kazandığına dikkat çekilmektedir. Sonuç olarak, toplumun bu tehlikelere karşı acilen bilinçlenmesi ve somut tedbirler alması gerektiği, aksi takdirde vatanın tamamen kaybedileceği vurgulanmaktadır.
Nihayetinde düşman kudurdu ve Türk yurdu Türkiye’yi ateşe boğdu.
Bunun böyle olacağını, biraz insan fıtratını ve insanlık tarihini bilen herkes anlardı.
Ama Türk milletine karşı ezeli bir husumet içinde olanlar, işlerin böyle gelişeceğini Türklerden hep sakladı. Halen de saklamaya devam ediyor.
Bunu saklarken de fakir ve eğitimsiz bırakılmış saf insanlar topluluğu olan Türkleri; “Bakın çocuklarınız tabutlarda gelmiyor” ya da “Analar ağlamasın” martavalları ile avuttular.
Halbuki Türk milleti daha 100 yıl önce Balkanlar ve Anadolu’da başına gelenleri unutmamış olsa veya günümüzde Irak ve Suriye’de yaşananları doğru algılayabilse, başına son günlerde gelen hadiselerin hiç de öyle beklenmedik şeyler olmadığını bilirdi.
Bana göre yurdun dört bir köşesinde, Türk milletine ve Türk devletine girişilmiş saldırılar ve can kayıplarımız daha bir şey değildir. Gerçekleri görmez ve gereğini yapmaz isek daha ağır saldırılar altında kalmamız ve hatta milyonlarca canımızı kaybetmemiz söz konusu olabilecektir.
Bilmemiz gereken birinci husus, PKK’nın artık bütün Türkiye’ye sahip olma arzusu ve çabasıdır. Bunun dışa vurumu, PKK’nın yaptığı ideolojik çalışmalar ve bunun sonucu ortaya koyduğu stratejidir.
PKK tarafından son günlerde fütursuzca yapılan saldırıların neredeyse Türkiye’nin tamamına dağıldığı görülürse yukarıdaki tespitimizin haklılığı da anlaşılmış olur.
Türkiye’nin batısında bulunan Muğla, Aydın, İzmir gibi kentler ile Trakya’da PKK yanlılarının; alaycı ifadelerle bu şehirlerin de sözde Kürdistan olduğuna inanarak ifade ettiklerini şahsen yaşamış biri olarak bunları söylüyorum.

PKK’nın arkasında ABD, İsrail ve AB’nin kilit ülkelerinin olduğu tartışılmaz olduğu için bu devletlerin PKK’ya sadece silah ve lojistik destek sağlamakla kalmayıp, Türkiye’yi Kürdistan yapmak için fikir de aşıladıkları gelişmelerden anlaşılmaktadır.
Bu aşı tutmuştur. PKK’nın peşine takılmış hain takımı, Türkiye’yi Kürdistanlaştırmak hayaline kapılmıştır.
Aslında haksız da değiller. Ülkede büyük bir PKK sermayesi oluşmuş, merkezi ve yerel idarelerde bürokratik makamlar işgal edilmiş, vergi toplanır hâle gelinmiş, siyasi partileri Mecliste kendine yer edinmiş ve silahlı bir yapı oluşturulmuştur. Şimdi Türkiye’ye topyekûn el koymak için vakti saatin gelmesi beklenmektedir.
Türk milleti, PKK yanlılarından oluşan bu topyekûn Türkiye’yi ele geçirme anlayışının ete kemiğe büründüğünü bilmeli ve anlamalıdır.
Genelkurmay Eski İstihbarat Daire Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in yazmış olduğu “Kozmik Oda” kitabında; Türk milletinin bir ideolojisinin olmadığını ve buna karşılık PKK yanlılarının bir ideolojiye sahip olduklarını ve de yaşamlarını buna göre tanzim ettiklerini askerlik hayatında gördüğüne dair tespiti çok doğrudur. Sırf bu sebeple Türkler, kendi yurtlarında palikarya durumuna düşmüştür.
Türk milleti içine düştüğü zilleti mutlaka görmelidir. “Bana bir şey olmaz” gibi yanlış düşüncelerden arınmalıdır. Düşmanlarının madden ve manen yakaladığı ivmeyi doğru tespit ederek karşı tedbirler almalıdır.
Yoksa Türkiye, PKK’nın fütuhat ruhunu yakalamasından dolayı Kürdistanlaşacaktır. Görüyoruz ki Türkler arasında yaygın kanaat; lafla peynir gemisinin yürüyeceği şeklindedir. Bu da bizi topraklarımızdan ve canımızdan eder!
NOT: Yazı 2015’ten, görsel 02 Ağustos 2026’dan… Demokratik Cumhuriyet, eşit vatandaşlık, yerel yönetimlere özerklik naraları altında ülkemiz Türk milletinin ayağının altından kayıp gidiyor… Zaten siyaset Türk’ü kaldırıp “millet” diyeli çok oldu… Tek sebep Türk milletinin milli benliğinden uzaklaşmış olması ve başına gelenleri umursamamasıdır!








