Bu metin, Cumhuriyet tarihinin ilk şehit öğretmeni kabul edilen Mehmet Zeki Dündaralp’in trajik hikayesini ve uğradığı haksızlıkları konu almaktadır. Dündaralp, Şeyh Sait İsyanı hazırlıklarını önceden fark edip yetkilileri uyarmasına rağmen ciddiye alınmamış, aksine iftirayla suçlanarak hapse atılmıştır. Uyarılarından kısa bir süre sonra patlak veren isyan sırasında, saklandığı evde isyancılar tarafından katledilerek ağır hakaretlere maruz kalmıştır. Kaynak, bu hadiseyi ideolojik benzerlikleri nedeniyle Kubilay Olayı ile kıyaslamakta ve Dündaralp’in fedakarlığının toplumsal hafızada hak ettiği yeri bulması gerektiğini savunmaktadır. Yazar, okurları bu tarihi gerçekle yüzleşmeye, şehit öğretmenin hatırasını onurlandırmaya ve milli birlik bilincini korumaya davet etmektedir. Son olarak, bu ihmal edilmiş kahramanın yaşamını detaylandıran biyografik eserlerin önemine vurgu yapılmaktadır.
Şeyh Sait İsyanı’nın hazırlıklarını fark ederek yetkilileri uyaran öğretmen Mehmet Zeki Dündaralp’in ihbarı dikkate alınmadı; aksine “iftira” ile suçlandı, görevinden uzaklaştırıldı ve üç ay hapis cezasına mahkum edildi!
Mahkumiyetinden yalnızca sekiz gün sonra, 13 Şubat 1925’de isyan gerçekten başladı.
Kısa süre sonra Dündaralp isyancılar tarafından katledildi.
Şeyh Sait İsyanı’nı fark eden Dündaralp durumu ilk önce yerel yöneticilere ardından Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği telgraflarla Ankara’ya bildirdi.
Ancak uyarıları ciddiye alınmak yerine hakkında soruşturma açıldı. İhbarının “garaza dayalı” olduğuna karar verilerek meslekten çıkarıldı ve “gerçek dışı beyanlarda bulunmak” ve “iftira etmek” gibi nedenlerle mahkum edildi.
Tarihin acı ironisi yalnızca 8 gün sonra tahakkuk etti. Dündaralp’in haber verdiği isyan 13 Şubat 1925’de başladı.
Dündaralp ise hakkında verilen cezadan kaçarak Lice’de saklanmaya başladı ve isyan sırasında 10 Mart 1925’de öldürüldü.
Arşiv belgesine göre, bulunduğu ev basılmış ve kapının önünde şehit edilmişti. Cansız bedeni iki gün boyunca bir atın arkasında sokaklarda gezdirildi.
Yani bugüne kadar bilmediğim ve sizlerinde bilmediğini düşündüğüm ikinci bir “Kubilay Vakası”… “Fikir Ordusunun İki Uç Beyi” olarak değerlendirilebilecek iki şehit öğretmen!
Tabi onlardan başlayarak bugüne kadar yozluk, taasup, etnik ırkçılık sebebiyle şehit verdiğimiz yüzlerce öğretmenimiz var. Kendisi de şehit edilen Necip Hablemitoğlu’nun ifadesi ile “Kemal’in Öğretmenleri “…
Şeyh Sait İsyanı ile neler kaybettiğimizi anlatmama gerek yok! Musul Kerkük desem yeter de artar bile…
Bugün de Şeyh Sait İsyanı’nın devamı niteliğindeki pkk ile uğraşıyoruz. Gizli bir el bize Mehmet Zeki Dündaralp’i unutturuyor ama “devlet aklı” denilerek pkk meşrulaştırılmaya çalışılıyor!
Artık Mehmet Zeki Dündaralp”ten haberdarız… Başına gelenleri biliyoruz. Günümüzde yaşanan benzerlikleri de görüyoruz.
Mehmet Zeki Dündaralp’i öğrenmemize vesile olan gizli kahramanları biliyorum ve bunu gün yüzüne çıkartan Destek Yayınları başta olmak üzere hepsine yürekten teşekkür ediyorum.
Türk Milletinin değerli mensuplarına da, ilk 10 Mart tarihinden başlamak üzere Türkiye’nin dört bir yanında Cumhuriyet’in ilk öğretmen şehidi Mehmet Zeki Dündaralp’i anmaya ve şehit edildiği yer olan Lice’de hatırasına, Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışır bir anıt dikmeye ve “Şeyh Sait İsyanı”nı lanetlemeye davet ediyorum.
İlk iş Cemal Türkmen tarafından kalem alınan “Bir Başka Kubilay” kitabını okumaya başlamak…
Kararımız odur ki, “Şehitler Ölmeyecek Vatan Bölünmeyecek”tir.









