Erol Sunat
  • 611 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Kaçma taştan

Kaçma taştan bulur seni…Kaçma taştan vurur seni…Kaçma taştan koy elini, Başına diktikleri ne, o kaçtığın taş değil mi? Koymazsan taşın altına elini, bu dünya boş değil ya…Çıkar, gelir bir gani gönüllü, koyar elini taşın altına, yüreğiyle beraber… Bu coğrafya o gani gönüllülerle...

Devamını Oku

Duyduk ki düşüyormuş enflasyon

Başımızı kaldırıp bakamadık ki enflasyondan, geçim derdinden borçtan harçtan, herkes kendi derdine düştü. Enflasyon kim ki bizi ezsin dediğimiz yıllar bir hayli gerilerde kaldı… Enflasyon düşer gibi yapar, tansiyonu düşmüş, dengesini kaybetmiş, bir yerlere çarpmış gibi yapar, bir de bakmışsınız fırlamış...

Devamını Oku

Uyuşuğun Hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde tembel, miskin, uyuşuk mu uyuşuk bir adam yaşarmış. Ahali buna en uygun olan isim uyuşuk demişler. Adı uyuşuk kalmış. Yakınları, ailesi komşuları ne yaptılarsa adamı herhangi bir işte üç günden fazla çalıştıramamışlar....

Devamını Oku

Emekli ne desin?

“Ne demiştin niçin caydın sözünden…” diye serzenişte bulunan kim? Refah payı diye, ara zam diye, seyyanen diye yollara düşen kim? Emekli…  Emekli ne desin? Ay tutuldu, güneş tutuldu, verilen sözler tutulmadı gitti. Rahmetli İlkan San’ın dediği gibi; “Sene geçti, mevsim geçti, ay geçti…Yağmur geçti, dolu...

Devamını Oku

Vaktiniz müsait mi?

Dinleme özürlü, vakit ayırma özürlü, gönül alma özürlü olduk çıktık…Bazıları da vakit dedin ya diyor, iki dakikan var, de ne diyeceksen…Kendilerine ait olmayan bir vakitten vakit lütfediyorlar… Beyefendinin ve hanımefendinin vakitleri ne kadar kıymetliyse artık… Vakit, vakit değil…Altın, safir, yakut, elmas mübarek… Hani...

Devamını Oku

Lafa kalsa

Kim ne derse desin, kim ne sanırsa sansın, kim laflarıyla kendini bağlasın, kendini aldatsın, laf ne bir yere gider, ne bir yere kaçar, ne bir yere saklanır. Öyle bir ihtimal bize göre olsa da lafa göre yoktur. Hem nereye kaçacak ki? Kaçacak,...

Devamını Oku

İstenmeyenin hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde herkesin korktuğu, çekindiği, kendi haline bıraktığı, sataşmadığı dalaşmadığı biri varmış. Çocuklar dahi onu gördüklerinde, kaçışırlarmış. Evinin olduğu sokakta oturanlar, her ne pişirseler, birer tabak, kapısının önüne bırakırlarmış. Ne teşekkür edermiş ne de...

Devamını Oku

Şehir kalbini kime açar?

Her şehrin ruhu vardır. O ruhu herkes okuyamaz, şehrin dilini, şifresini de çözemez. Kim gönül verdi ise, kim o sevginin sırrına erdi ise, şehir onlara açar kalbini. Bakmakla görmek arasındaki o ince çizgi kadar, o şehri ruhunun derinliklerinde hissetmek de...

Devamını Oku

Bahtsız şehzadeler

Gelin bugün tarihte bir zaman yolculuğu yapalım. Tahta çıkmak için yetiştirilen Şehzadelerin, taht oyunları sayfasını şöyle bir aralayalım; Şehzadelerin tahta ulaşabilmek için verdikleri mücadeleler, onları destekleyenler, kışkırtanlar, ortada bırakanlar, taraf değiştirenler tarihin hâlâ araştırılan karanlık sayfalarına gömülü. Şehzadeler, vefayı da...

Devamını Oku

Türk olmak

Rahmetli Gazi Mustafa Kemal Paşa, “Ne mutlu Türk’üm Diyene” derken, ufuk zenginliğinin ne demek olduğunu ortaya koymuştu. Türk Milleti hayali olanın, ufku olanın peşine düşüp, Anadolu coğrafyasında Türkiye Cumhuriyeti’ne Gazi Mustafa Kemal Paşa’yla hayat verirken, Türk olmanın gururunu hem dolu-dolu...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!