Erol Sunat
  • 565 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Şifahane Hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde hekimi olmayan bir şifahane varmış. Bu şifahaneye gelen hekim en fazla altı ay kalır, sonra bir şekilde terk edermiş şehri. Şehrin Beyi, çıkmış Sultanın huzuruna, Sultanım demiş, benim şehrim memleketin en yüksek...

Devamını Oku

Açık konuşabilir miyiz?

Açık konuşabilir miyiz? Keşke amma… Ben konuşuyorum ben diyen kadınlar, adamlar varken, kolaysa açık konuşunda görelim… Açık konuşabilir miyiz? Pek değil…Hatta söz konusu bile değil… Hadi ne diyeceksen de deyip de duydukları karşısında saldırganlaşan, bana ha, sen bana bunları nasıl dersin, sen kimsin, bana bunları...

Devamını Oku

Ramazan hatırına

Lafla dövenimiz var…Ağzını doldura-doldura edepsizce sövenimiz var… Geçmedi hırsımız…dinmedi öfkemiz…bitmedi kinimiz… Biz ne ara böyle olduk? Mübarek ramazan ayında kendine gelemeyen, kendini bulamayan, hakikati göremeyen biz… Ne olacak halimiz? Böyle değildik, bize ne oldu diyor ya bir şarkıda… Ne oldu bize? Neden düştük birbirimize? Konuşamıyoruz…Ortak bir payda...

Devamını Oku

Selçuklu payitahtından esintiler

Konya, Türkiye Selçuklu Devletinin Payitahtı…Öz be öz bir Türk şehri…Fethedeni Türk, Payitaht yapanı Türk…Türk Oğuz’un Kınık boyundan Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın fethettiği, İkonyum olan adının, Konya’ya dönüştürüldüğü şehir… Bu şehir ne Halep ne Şam…Ne de bir başka şehirle mukayese edilebilir, o şehre...

Devamını Oku

Çok Çekmişin Hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde huysuz mu huysuz bir oduncu varmış. Karısı ve üç çocuğuyla şehrin orta halli bir mahallesinde yaşarmış. Karısının, ağzı var dili yokmuş. Ahali kadıncağıza çok çekmiş derlermiş. Kocasından da kaynanasından da, kocasının akrabalarından...

Devamını Oku

Yalan dünyanın işleri

Yalan dünya, tuzak diye, kuyu kazmak diye, hile diye, fitne diye, entrika diye bir kucak dolusu argümanı yığmış insanların önüne… Hangisi işini görüyorsa, hangisi lazımsa al kullan. İster birini…İster birkaçını…İster hepsini birden… Kimi hepsini birden kucaklamış, kimi ben Allah’tan korkarım demiş… Netice de...

Devamını Oku

Bak başının çaresine

1976 yıllarında Nilüfer, “Kim kime dumduma” şarkısında, “Bak başının çaresine ses ver kalbinin sesine / Kimseden kimseye fayda yok” diyordu. Bu sözlerin üzerinden neredeyse yarım asır geçti. Hayatın içinde, kimseden kimseye fayda yok noktasında defalarca çakılıp kalmadık mı? Başının çaresine...

Devamını Oku

İyi ki ikinci el var

İnsanımızın borcu dağlar gibi…Boğazımıza kadar borca batmış durumdayız… İkinci el demek, enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz denilenlerin geçim kapısı… İkinci ele gücü yetebilenler, kendini şanslı saymaya başladı. Giyecekler ikinci el…Sebze ve meyve ikinci el…Borçlar takibe düşmüş vaziyette… Aldığı ücret kiraya yetmeyen ya da kazancının tamamını kiraya...

Devamını Oku

Keşmekeşin Hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde oldukça keşmekeş bir şehir varmış. Bir türlü sular durulmazmış. Kimin kime kızdığı, vurduğu, yıktığı, ortadan kaldırdığı belli değilmiş. Şehirde bir anda bir keşmekeş hâkim olur, sonra ortalığa bir sakinlik çöker, beklenmedik bir anda bir...

Devamını Oku

On bir ayın sultanı

Konya, Ramazan aylarını ihya eden şehirlerimizin başında gelir. Anadolu’da her şehirde ayrı yaşanır Ramazan ayı. Ve ayrı güzeldir. Bendeniz Kayseri’de, Nevşehir’de ve Konya’da bu güzelliği neredeyse elli yıla yakın yaşamışlardanım. Bir zamanlar Konya’da Ramazan ayı bir başka ihya olurdu. Kapı...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!