Erol Sunat
  • 565 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

İstenmeyenin hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde herkesin korktuğu, çekindiği, kendi haline bıraktığı, sataşmadığı dalaşmadığı biri varmış. Çocuklar dahi onu gördüklerinde, kaçışırlarmış. Evinin olduğu sokakta oturanlar, her ne pişirseler, birer tabak, kapısının önüne bırakırlarmış. Ne teşekkür edermiş ne de...

Devamını Oku

Şehir kalbini kime açar?

Her şehrin ruhu vardır. O ruhu herkes okuyamaz, şehrin dilini, şifresini de çözemez. Kim gönül verdi ise, kim o sevginin sırrına erdi ise, şehir onlara açar kalbini. Bakmakla görmek arasındaki o ince çizgi kadar, o şehri ruhunun derinliklerinde hissetmek de...

Devamını Oku

Bahtsız şehzadeler

Gelin bugün tarihte bir zaman yolculuğu yapalım. Tahta çıkmak için yetiştirilen Şehzadelerin, taht oyunları sayfasını şöyle bir aralayalım; Şehzadelerin tahta ulaşabilmek için verdikleri mücadeleler, onları destekleyenler, kışkırtanlar, ortada bırakanlar, taraf değiştirenler tarihin hâlâ araştırılan karanlık sayfalarına gömülü. Şehzadeler, vefayı da...

Devamını Oku

Türk olmak

Rahmetli Gazi Mustafa Kemal Paşa, “Ne mutlu Türk’üm Diyene” derken, ufuk zenginliğinin ne demek olduğunu ortaya koymuştu. Türk Milleti hayali olanın, ufku olanın peşine düşüp, Anadolu coğrafyasında Türkiye Cumhuriyeti’ne Gazi Mustafa Kemal Paşa’yla hayat verirken, Türk olmanın gururunu hem dolu-dolu...

Devamını Oku

BAĞRIYANIĞIN HİKAYESİ

Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrinde saçı sakalı birbirine karışmış, üstü başı dökük, perişan sürekli bulduğu izbelerde yaşayan insan içine girmeyen, gördüğünü gördüm, bildiğini bildim demeyen tuhaf biri yaşarmış. İhtiyar bir adam, bu yanmış demiş, bağrı yanık bu....

Devamını Oku

Kime kalmış ki bu âlem?

Kime kalmış ki bu alem? Çin’e, İsrail’e kalacak… Mazlumların feryatları, gözyaşları arşı tutmuşken, dünya vahşeti ve kan gölüne dönen coğrafyaları görmezden gelmeye devam ederken, bu iş ilanihaye böyle gitmez. Çünkü hiç gitmedi… Alemin gerçek sahibinden korkmayanların vay haline… Rahmetli Yusuf Nalkesen’in Kürdilihicazkar bestesi,...

Devamını Oku

Kaç kalp kırdık haddi hesabı yok

Mesele aslında çok derin… Kaç gönül aldık, cevabımız yok… Kaç kalp kırdık, haddi hesabı yok… Oysa sevgi vardı…Hoşgörü vardı…Vicdan ve merhamet vardı…Tevazu ve alçak gönüllülük vardı… Lakin biz orada yoktuk… La Fontaine masallarından, Karga ile Tilki masalını bilirsiniz. “Günlerden bir gün karga konmuş bir dala....

Devamını Oku

Bayram hürmetine

Bir sonraki bayramı görüp göremeyeceğini, erişip erişemeyeceğini bilme imkanına sahip olamayan bizler, kuru inatlarımızı, kavgalarımızı, kalp kırmalarımızı, yarınlara taşıma derdindeyiz. Bu ağır yüklerden kurtulup, kuş gibi hafifleyeceğimiz bayramları nasıl olur da görmeyiz? Bayram etmek, bayramlaşmak, barışmak, barışmanın kapısına varmak, kapısını...

Devamını Oku

Bir bakmışsın

Bir zamanlar her şey çok kolaydı. Kolay olan ne varsa taktık kafayı, yıktık, yaktık kolayları, kolaylıkları… Sevgi kolaydı…Sevmek kolaydı…Gülümsemek kolaydı…Hayırlı sabahlar demek kolaydı…Selam vermek kolaydı…Günaydın demek kolaydı…Konuşmak kolaydı…Tanışmak kolaydı…Barışmak kolaydı… Biz kolay olan ne varsa, her birini zorlaştırdık, aralara kale duvarı misali...

Devamını Oku

Hekim Kızının Hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinin göz önündeki şehirlerinden birinde kimseyi dinlemeyen, şımarık, aklına geleni yapan, ahalinin bıktığı, usandığı, yıldığı bir Bey oğlu varmış. Bey oğlu bir ara hastalanmış, şifahaneye yatırmışlar. Bey ve sülalesi yığılmış şifahaneye. Bey oğlu, hekim beğenmezmiş,...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!