1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yusuf Dülger
  4. Türkiye’nin Son Yılları

Türkiye’nin Son Yılları

featured

Yazar Yusuf Dülger, Türkiye’nin son dönemdeki siyasi çalkantılarını ve CHP’deki yönetim değişimini ele alarak mevcut durumu eleştirel bir gözle değerlendirmektedir. Kemal Kılıçdaroğlu dönemindeki bölünmelerin ve hatalı politikaların iktidar partisi AKP’nin işine yaradığı, Özgür Özel yönetiminin ise Atatürkçülüğü yeterince benimsemediği ifade edilmektedir. Ülkenin çıkarlarını gözetmeyen bencil siyasetçilerin ve çıkarcı bürokratların ülkeyi büyük bir kaosa sürüklediği vurgulanmaktadır. Siyasi liderlerin kişisel hırsları bir kenara bırakarak Cumhuriyet değerleri etrafında birleşmesi gerektiğinin altı çizilmektedir. Son olarak Türk milletinin önünde iki temel tercih olduğu, ya emperyalist projelere boyun eğileceği ya da akıl ve iradeyle bağımsız bir geleceğin inşa edileceği belirtilmektedir.

 

Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin CHP yönetimini kaybetmesi, Özgür Özel ve ekibinin CHP’yi yönetmeye başlaması bize bazı şeyleri öğretti. Kılıçdaroğlu “mutlak butlan” ile Atatürk’ün partisini böldü, Yeni Parti doğdu, CHP ile YP birbiriyle uğraşmaya başladı. Bu durum iktidar partisi AKP’nin, “dâhilî ve haricî bedhahlarımızın” işine geliyor. Kılıçdaroğlu’nun önceki yıllardaki hileli seçim sonuçlarına göz yummasını, Cumhuriyet devrimlerine yapılan saldırılara seyirci kalmasını, bazı sivil örümceğin ağlarında adının geçtiğini de hatırlarsak, “önümüze büyük kaoslar çıkacak” diyebiliriz.

Özgür Özel ve çevresi CHP ve YP’yi yönetirken Atatürk’ü esas almadı, Türkiye ve dünyayı Atatürk’ün düşünsel ve inkılapçı gözüyle görmedi, yüzeysel Atatürkçü oldu. Bu yüzden Türkiye çok şey kaybetti, sorunlarımız arttı. Özgür Özel ve çevresi bundan sonra Atatürk’ü esas alırsa; halk ve Türkiye’mizin önünü açar. Aksi hâlde daha kötü günler yaşarız.

Yıllardır “Atatürkçüyüm, milliyetçiyim, mukaddesatçıyım” diyerek politika yapan, seçmenlerimizin oyunu bölen parti başkanları ve arkadaşları bunu düşünmeli, Türkiye ve Cumhuriyet merkezli bir çizgide birleşmeliler. Nam, makam, para gibi geçici değerler için politika yapılmaz. Politika ulus ve devletimizi ayakta tutmak için yapılır. Ana babanın mirasına konmak, bir duvara helik olmak için yapılan politika sahibine düzeysizlik getirir.

Birkaç yıldır milliyet, inanç kültürü, Atatürk devrimleri açısından da kayıplar veriyoruz. Bunun baş nedeni; “milliyetçiyim, dindarım, devrimciyim” diyen politikacı ve koşulsuz tapıcıların çıkarcı, kripto, Amerikancı vs. olmalarıdır.

Geldiğimiz noktaya bakın, halkımız: “Benim safıma geçersen yaşar, geçmezsen yanarsın” diyenlerin, tehditlere boyun eğerek beyin çürümesi yaşayan bürokratların, mesleğini icra etmekten korkan aydın ve eğitimcilerin, hac ve cami için topladığı paraları özel fonlarda buharlaştıran sarıklıların, emperyalizmin “parçala-yut” projesinde ön alan Firavun yapılı sakatların elinde inliyor.

Önümüzde iki yol var; ya güdülmeye razı olmak ya da aklımızı kullanarak, irademizi özgürleştirerek onurlu bir ulus olarak yaşamak. Hangisi daha iyi?

Takdir edersiniz ki, aklımızı kullanarak, ön yargısız yaşayarak Cumhuriyet ve yurdumuza sahiplenmek daha iyidir. İstersek bunu başarırız. Fıtratımızın insanı olmak, yapayların oyuncağı olmaktan çok daha iyidir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!