Nazım Peker’in “Koyduk mu?” başlıklı yazısı, iktidarı destekleyenlerin geçmişteki seçim zaferlerinden sonra kullandığı bu kibirli ifadenin aslında halkın tamamına zarar verdiğini eleştirel bir dille gözler önüne sermektedir. Yazar; artan çocuk sayısının getirdiği ekonomik açmazları, yastık altındaki birikimlerin erimesini ve döviz kurlarındaki önlenemez yükselişi somut örneklerle ele almaktadır. Cumhuriyet döneminin önemli kazanımı olan şeker fabrikalarının özelleştirilmesini ve halkın alkışladığı bu politikanın bugün fiyat artışlarıyla geri dönmesini eleştiren metin, sağlık sistemindeki randevu krizlerine de dikkat çekmektedir. Dindar nesil yetiştirme iddiasıyla yola çıkan iktidarın döneminde ahlaki değerlerin aşındığını ve deizmin tırmandığını vurgulayan yazar, halkın bizzat kendi desteklediği politikalar yüzünden yoksullaştığını belirtmektedir. Sonuç olarak metin, iktidar yanlılarının zafer çığlıklarının aslında kendi ceplerine ve yaşam standartlarına zarar verdiğini savunarak yaşanan büyük ekonomik ve sosyal çöküntüyü ironik bir üslupla sorgulamaktadır.
AKP’nin zaferle çıktığı seçim sonrası, kimi AKP sevdalısı kimi AKP yandaşı pek çok sosyal medya paylaşımcısı, bugün gibi hatırlıyorum: “Koyduk mu?” diye paylaşımda bulunmuşlardı.
Geldiğimiz noktaya ve olanlara baktıkça, geriye gidesim geldi ve şöyle bir düşündüm.
AKP ne demişti, neler yaptı ya da neler yapamadı?
Derleyebildiklerimi sizlerle paylaşmak istedim ve o “Koyduk mu?” diyen arkadaşlara da naçizane hatırlatmak isterim: Evet koydunuz ama siz de içindesiniz, size de koydular.
- En az 3 çocuk yapın dediler. Yaptınız mı/yapabildiniz mi, bütçeniz yetiyor mu?
O çocuklar şimdi yalandan üniversite bitirdiler, üç harfli marketlerde asgari ücretle kasiyerlik filan yapıyorlar.
Kime “koydular?”
- Ekonomi iyi gitmiyordu, tulumbada su kalmamıştı: “Yastık altındaki altınlarınızı satın” dediler, sattınız. Şimdi çeyrek altın 11.500 lira.
Kime “koydular?” Benimle sana da değil mi?
Yastık altında tutmayın:
- “Dövizlerinizi satın, ekonomimiz şahlansın” dediler, sattınız.

Şimdi dolar 49,89 TL, avro 55,50 TL.
Sorayım, kime “koydular?”
Yeter mi? Elbette yetmez.
- “Devlet tüccar mı, fabrikatör mü?” diyerek cumhuriyetin kazanımı şeker fabrikalarını sattılar, avuçlarınız patlarcasına alkışladınız. O yıllarda 5 kg şeker 25 lira idi.
Şimdi 5 kg şeker 230 lira.
Kime “koydular?”
- “Sağlıkta devrim yaptık” dediler, “hüloooğ” dediniz. Alkışladınız, “hastanelerde kuyruklar vardı” diye propaganda yaptınız.
Hastanelerden randevu alamıyorsunuz. MR’a, ultrasona aylar sonrasına gün alabiliyorsunuz rica minnet.
Kime “koydular?”
- “Dindar iktidar, dindar nesil” dediler, inandınız.
Ateist ve deist sayısındaki artış rekor kırdı. Hırsızlık, yolsuzluklar ayyuka çıktı. Kendilerini bile soydular, belki siz de varsınız içlerinde:
Kime “koydular?”
Daha pek çok örnek var bunlar gibi, siz de gayet iyi biliyorsunuz adınız gibi. “Yetmez ama EVET” dediniz. Dediniz de dediniz.
Şimdi benimle beraber siz de geçinemiyorsunuz; malınız para etmiyor, ürününüz tarlada, dalında kalıyor, kombinizi, elektriğinizi açamıyorsunuz fatura çok gelecek diye.
Bırakın tatili, köyünüze, şehrinize gidemiyorsunuz biletler pahalı diye.
Kasabı, lokantayı unuttunuz, parasız parklarda gün sayıyorsunuz değil mi?
Sorayım o zaman izninizle:
Sahi kim kime “koydu” şimdi? Acıtıyor mu cicim? 26.10.2026
Esen kalınız.











