1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Rıza Tahir Yel
  4. Meclis Onayladı, Yürekler Kırıldı

Meclis Onayladı, Yürekler Kırıldı

featured

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin kabulüyle, Atatürk çizgisindeki milliyetçi-vatansever kesim kırk yıllık bedelin bir gecede geride bırakıldığı hissiyle sarsılıyor; biriken öfke bugün Zafer Partisi’nde siyasi karşılığını buluyor.

 

Meclis’te Alkışlanan, Sokakta Sorgulanan Karar
Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifini kabul etti. Genel Kurul’da imzalar toplanırken, kürsüde “tarihi eşik”, “kalıcı barış”, “toplumsal bütünleşme” gibi kavramlar art arda sıralandı. Ancak salonun dışında, bu ülkenin dört bir yanında -şehit ailelerinin sofrasında, kışlada görev yapmış emeklilerin sohbetinde, Ege’den Doğu Anadolu’ya kadar Cumhuriyet’in kuruluş değerlerine bağlı milyonlarca yurttaşın zihninde- çok farklı bir tablo var: Kırgınlık, şaşkınlık ve itiraf etmesi güç bir mağlubiyet hissi.
Bu satırların amacı, kanunun teknik hükümlerini tartışmak değil. Asıl mesele, yasanın metninden çok, o metnin doğurduğu psikolojik sarsıntıyı adıyla konuşabilmek.
Kırk Yılın Muhasebesi Bir Gecede mi Kapanır?
Kırk yılı aşkın bir süredir binlerce askerin, polisin, korucunun, öğretmenin ve sivilin canını alan silahlı bir yapıyla ilgili düzenlemelerin, soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini öngören bir çerçeveyle sonuçlanması, Atatürk çizgisindeki milliyetçi ve vatansever kesim için yalnızca hukuki bir mesele değil, bir kimlik meselesidir. Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, üniter devlet anlayışına ve “vatan bölünmez bütündür” ilkesine gönülden bağlı bir insan için bu kanun, devletin bir bakıma masaya oturduğu, taviz verdiği bir an olarak okunuyor. Kâğıt üzerinde “mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldırmıyor” denilse de sokaktaki algı çok daha keskin: “Biz kırk yıl şehit verdik, onlar şimdi sivil siyasetin içine bu kadar rahat girebiliyor.”
Bu duygunun mantıklı olup olmadığı ayrı bir tartışma; ama var olduğu, görmezden gelinemeyecek kadar yaygın ve derin.
Mağlubiyet Duygusunun Kaynağı: Sembol Kaybı
Milliyetçi-muhafazakâr kamuoyunun bir kesiminde oluşan kırılma, sadece maddi kayıplarla değil, sembollerle de ilgili. Şehitlik, bu ülkede yarım asırdır bir kutsallık atfedilen bir kavram. Şimdi aynı kürsüde, aynı Meclis çatısı altında, geçmişte “örgüt” olarak tanımlanan bir yapıyla ilişkili suçların hukuki sonuçlarının yumuşatılması, bu kutsallığın devlet eliyle gölgelendiği hissini doğuruyor. İnsanlar sormuyor değil: “Biz neyin karşılığında ne kaybettik?” Bu soruya devletten net, kapsayıcı ve şeffaf bir cevap gelmediği sürece, duygusal kırılma siyasi bir güvensizliğe dönüşme riski taşıyor.
Meclis’teki oylama tablosunda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ve partisinin süreçteki desteği, bu kesimin bir bölümünü ikna etmiş görünse de tabanın tamamını aynı çizgide tutamadığı da bir gerçek. Milliyetçi hareketin tarihsel refleksleriyle, bugünkü siyasi tercih arasındaki gerilim, önümüzdeki aylarda daha görünür hale gelecektir.
Kırılma mı, Yeniden Kurulma mı?
Burada dürüst olmak gerekiyor: Duygusal kırılmayı yaşayan her yurttaş, barışa karşı değil. Aksine, çoğu, kırk yıllık kaybın bir daha yaşanmamasını en az iktidar kadar istiyor. Ancak “barış” kelimesinin, hesap sorma, adalet ve şeffaflık ilkeleriyle birlikte anılmadığı her durumda, bu kesim kendini “mağlup” hissetmeye devam edecek. Mağlubiyet duygusu, çoğu zaman gerçek bir yenilgiden değil, sürecin nasıl anlatıldığından, kimin muhatap alındığından ve kimin dışarıda bırakıldığından besleniyor.
Devletin bu noktada üstlenmesi gereken görev açık: Kanunun teknik çerçevesini anlatmakla yetinmeyip, milliyetçi-vatansever kamuoyunun duygusal ihtiyaçlarına da hitap eden, şehit ailelerini muhatap alan, hesap verebilirliği görünür kılan bir iletişim dili kurmak. Aksi halde, hukuki metin Meclis’ten geçse de toplumsal mutabakat sağlanamayacak; kırılma, zamanla gerginliğe, gerginlik de siyasi kutuplaşmaya evrilecektir.
Sokaktaki Gerginlik: Sessiz Değil, Birikiyor
Bu kırılma, artık yalnızca bir iç muhasebe olmaktan çıkıp gözle görülür bir gerginliğe dönüşüyor. Kahvehane sohbetlerinde, sosyal medya paylaşımlarında, şehit aile derneklerinin açıklamalarında, emekli asker ve polis camiasının tepkilerinde ortak bir ton var: Öfke ile hayal kırıklığının iç içe geçtiği, patlamaya hazır bir sessizlik. Bu gerginlik henüz sokağa taşan bir kitlesel harekete dönüşmedi; ama biriktiği, her yeni haberle, her yeni tartışmayla bir kademe daha yükseldiği de bir gerçek. Toplumun bir kesimi, kendini duyduğu değil, susturulduğu bir sürecin içinde hissediyor- ve bu his, sükunetten çok, ertelenmiş bir hesaplaşma duygusuna benziyor.
Bu gerginliğin en somut siyasi karşılığını ise Zafer Partisi temsil ediyor. Genel Başkanı Ümit Özdağ önderliğinde, sürece en keskin ve en uzlaşmaz itirazı yükselten parti, psikolojik kırılma yaşayan milliyetçi-vatansever tabanın büyük bölümü için bugün adeta bir sözcü konumunda. Zafer Partisi’nin “teslimiyet”, “bölünme” ve “hesap sorulmalı” vurgusu, Meclis’teki diğer partilerin -MHP dahil- sürece verdiği desteğin boşalttığı temsil alanını dolduruyor. Diğer bir deyişle, kırılan güven, geleneksel milliyetçi partilerden değil, bu sürece açıkça karşı duran Zafer Partisi’nden karşılık buluyor; parti tabanındaki büyümenin arkasında da bu psikolojik boşluk yatıyor.
Son Söz: Mağlup Değil, Muhatap Alınmamış Hissediyorlar
Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçisi ve vatansever yurttaşların bugün hissettiği şey, aslında saf anlamda bir “mağlubiyet” değil; kendi acılarının, kayıplarının ve kırk yıllık bedelinin, sürecin merkezine yeterince alınmadığı düşüncesinin doğurduğu bir yalnızlık duygusu. Bu duygu ciddiye alınmadığı sürece, kâğıt üzerindeki her “toplumsal bütünleşme” başlığı, sahada yeni bir güvensizlik tohumu ekmeye devam edecek. Gerçek bütünleşme, yasanın maddelerinde değil, bu yaraların adıyla konuşulduğu, hesabın şeffaf tutulduğu bir zeminde mümkün olacaktır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!