Bu köşe yazısı, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin şehircilik anlayışını ve son dönemdeki yerel uygulamalarını eleştirel bir perspektifle değerlendirmektedir. Yazar, kentin tarihi kimliğinden uzaklaşarak “Velespitin Başkenti” gibi yüzeysel sloganlara yönelmesini ve ulaşım sorunlarının kalıcı çözümler yerine geçici imar hamleleriyle geçiştirilmesini eleştirmektedir. Belediye yönetiminin ulaşım vaatlerini yerine getirmediği savunulurken, kamu kaynaklarının belirli grupların dini gezileri için harcanması etik açıdan sorgulanmaktadır. Ayrıca şehrin kültürel dokusuyla uyuşmayan Hamsi Festivali gibi etkinliklerin trajikomik bir durum yarattığına dikkat çekilmektedir. Sonuç olarak kaynak, yerel yönetimin stratejik planlama eksikliğini ve nostaljik unsurları bir halkla ilişkiler malzemesi olarak kullanmasını ön plana çıkarmaktadır.
Bir şehir düşünün ki; Selçuklu Devleti’nin başkenti olduğunu unutup, Avrupa’da “Velespitin Başkenti” olduğunu kentin her tarafına astığı billboardlarda ilan etsin. Bisiklete velespit demekle nostalji yaptığına inanan bu Büyükşehir Belediyesi, dünyada bir ilki gerçekleştirerek bir tramvayı “Velespit Tramvayı” yaptı. Şehrin en merkezi yerinde Yazarlar Birliği Şubesi varken yıkılıp yerine Velespit Müzesi yapıldı; sanki velespiti onlar bulmuş gibi. Bu kentin velespit kenti diye anılmasının nedeni, düz bir arazi üzerinde oluşudur. Trafiğin bu kadar yoğunlaşmadığı günlerde velespit/bisiklet; at ve eşeklere rakip olarak iyi bir ulaşım aracıydı. Hemen hemen her evde bir, iki bisiklet bulunurdu. Şimdilerde kentin bazı yollarında bisiklet yolu yapılsa bile, bu yollar araçlar için park yeri görevi yapıyor.
Bu kentin billboardlarında aylardır dev duyurular var: “Şehrimizi raylarla örüyoruz” diye… Artan trafik için 2015 yılında temelini atıyoruz dedikleri metronun “M”si bile yok. Tıkanan yollar için belediyenin bulduğu dahiyane fikir; onlarca konut ve iş yerini yıkmak, alt ve üst geçitler yapmak. Bu çözümler günü kurtarmak için değilse nedir?

Atatürk, bugünkü Kızılay Caddesi’nin ilk kez yapımı için 300 metre genişliğinde olmasını önermişti. Sonraları bu rakamlar küçüldükçe küçüldü ve bugün tıkanan genişliğe gelindi. Oysa gerçek dünya lideri, günü değil yarınları düşünen liderdir; Mustafa Kemal Atatürk gibi. Dedikleri uygulansaydı, bomboş Ankara için 300 metre genişliğinde ayrılan arazinin sağına soluna ağaçlar dikilir, gerektikçe yol genişletilirdi…
Bu belediye, iktidarın gözdelerinden Konya Büyükşehir Belediyesi… Hani Ramazan’da emeklileri umreye gönderme vaadinden sonra, sıranın öğrenciye gelmesiydi.
Burada umre deyince; Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden 1500’den fazla TÜGVA’lı gençle umre tatili yaptırıldığıdır. Tatil diyorum; çünkü ibadet, milletin paralarıyla birilerinin sözde dini vecibelerini yerine getirmesi değildir. İki bakanlıktan fazla bütçesi olan ama bütçesi yetmeyen Diyanet’in giderlerinde, bu ve buna benzer ne kadar kara delik var acaba?
Son olarak billboardlarda bir duyuru, belediye ile ilgisi olmasa bile çok ilginç geldi bana. Etliekmeğin başkenti denilen Konya’da 1. Hamsi Festivali yapılıyor. Hamsinin ana vatanı Karadeniz Bölgesi iken bu Karadenizlilere bir hakaret değilse, bir fıkra olabilir mi? Evet, Konya’ya deniz getiremedik fakat Hamsi Festivali getirdik, fena mı?