Mehmet Edip Ören
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Aya giden gitti, siz en iyisi akşam serinliğinde Güneşe gidin

Aya giden gitti, siz en iyisi akşam serinliğinde Güneşe gidin

featured
0
Paylaş

Yazar, Türkiye’nin mevcut siyasi ve ekonomik çıkmazlarını keskin bir dille eleştirerek toplumsal bir panorama sunmaktadır. Metin, hükümetin ekonomi politikalarını, asgari ücret açıklamalarını ve gerçekleşmeyen vaatlerini mizahi bir yergiyle sorguluyor. Ülkedeki gelir adaletsizliğinin ulaştığı ürkütücü boyutlara dikkat çekilirken, yargı sistemindeki çifte standartlar ve hukukun işleyişi sert ifadelerle mercek altına alınıyor. Muhalefetin etkisizliği ve yeni açılım süreçlerindeki tutarsızlıklar üzerinden milli güvenlik ve yönetim ehliyeti konularında ciddi uyarılar yapılıyor. Sonuç olarak eser, devlet yönetimindeki liyakat kaybını ve halkın gerçeklerinden kopuk siyasi söylemleri açıkça ifşa etmeyi amaçlıyor.

 

Nihayet yeni yıl girdi. Bir zaman diliminin başlangıcını ve de Türk kavminin, Nardugan Bayram’ını herkes kendi çapında kutladı.

Şimdi, “Nerede kalmıştık” zamanı. Tarihin klasik tekerrürüyle yüz yüze gelme vakti… Gene önümüzdeki yıl feraha çıkacağımız safsataları, uçacağız kaçacağız palavraları, Avrupa bizi kıskanıyor vs. yalanları havada uçuşacak ama siz bir önceki seneyi arar halde olacaksınız… Hepinize merhabalar olsun.

Türkiye, birden büyüktür…

Adetten olmuştur. Yıl sonu, medyada her konunun “En’leri” açıklanır. Bu durumda biz de modaya uyalım, ayrıyeten başımız kel mi?

Pot kırdık gene, biraz kel sayılabiliriz, amannn ne kadarsa o kadar keliz ne yapalım… Ben, açık ara bu yılda en komik lafı sizlerle paylaşacağım.

Tepeden tırnağa, hükümetin sürekli olarak kullandığı laf “Çalışanı ve emekliyi enflasyona ezdirmedik” çok komik değil mi?

Bir de son yirmi yılın tartışmasız en komik cümlesi var.

Telifi Banker Bilo’ya ait… Ne diyor mahdum bey “Babam bu ekonomi bilgisiyle özel sektörü tercih etseydi, paraya para demezdi. O mütevazi bir hayatı seçti…” Bu arada Adalet Bakamayanını da unutmayalım.

En bedbin olduğumuz günlerde “Türkiye bir hukuk devletidir” diyerek bir nebze de olsa tebessüm etmemizi sağlıyor… Maliye yetkililerinin, ağızlara pelesenk olmuş “Zoru geride kaldı” lafı ise dereceye bile giremedi… Doğalgaz bulduk, petrol bulduk komiklikleri yarışmaya dahi sokulmadı… Ay’a gideceğiz sözleri ise, oraya giden gitti, siz en iyisi akşam serinliğinde Güneş’e gidin, karşılığını buluyor… Esasında en komik olan araya karıştı gitti… RT, işverenlerin olduğu bir toplantıda, asgari ücret odaklı konuşurken “Elinizi taşın altına koyun, kefenin cebi yok” dedi.

Yorum yapmıyor, size bırakıyorum…

Gelelim, ana konu haline getirilen yeni açılım dönemine… “Ben kalender meşrebim, güzel çirkin aramam, gönlüme bir eğlence isterim aman” deyip “Saçları, samur gözleri mahmur, biraz da şirin olsun, yanağında bir beni mutlaka olsun, endamı şanlı sohbeti tatlı biraz da şahin olsun. Yan bakışı yaksın, cilvesi yıksın”, vs vs, kâinat güzelinde bile olamayacak güzellikler, istek olarak sıralanıyor… İkinci açılım süreci tam olarak böyle… PKK ve siyasal uzantısı, ilk başta “Pazarlık yok, herhangi bir isteğimiz yok” derken, bir de bakıyorsunuz ki, istenmeyen şey kalmamış.

Kürtçenin resmi dil olmasından, vatandaşlık kavramına; özerklikten, elektrik ve petrolden pay istemeye kadar bir sürü zırva, “pazarlık yok” başlığı altında sıralanmış… Peki bu durumun yegâne savunucusu ve destekçisi kim.

Hepsinin altına, batasıca imzasını atan Ca-Ce… Bu beyni sulanmış, ihanet odağı haline gelmiş, adamın derhal doktor takibine alınıp, cezai ehliyetinin olup olmadığı tespit edilmelidir… +65 bir vatandaş, tapuda işlem yaparken, doktor raporu isteniyor, kendisine taksi bile kullandırılmıyorsa, bunun siyasi izdüşümü de olmalı.

Memleketin kaderini belirleyen kimseler de tıbbi denetime tabi tutulmalı. Büyük bir devletin kaderi, hastalıklı kimselerin tasarruflarına bırakılamaz.

Birkaç konuyu daha satırlarıma taşımak istiyorum… CHP’nin mitingleri ilk başta heyecan yaratıyordu. Şu an aynı maksattan uzaklaşılmış gibi görünüyor.

Heyecan ve demokratik tepkinin dorukta tutulması gerekirken, halkın gazının alınması, tepki vermekte zorlanması, noktasına gelinmiş gibi… Siyaset mühendislerinin acilen değerlendirmesi gerekir diye düşünüyorum.

Birkaçını dinledim, aynı şeyler ısıtılıp ısıtılıp servis ediliyor. Yeni bir şey duyulmadığı içinde dinleme isteği körleniyor, biline…

Zaman zaman değişik değerlendirmeler, rakamlarla donatılarak karşımıza sürülüyor. Geçtiğimiz günlerde çok ilginç olan birisini daha gördük… Türkiye nüfusunun %2,8’i, milli gelirin %50’sine hükmediyormuş.

Bunun daha anlaşılır hali, nüfusun %97,2’si milli gelirden %50 pay alıyor. Korkunç bir rakam.

Sağlıklı ve barışık bir toplum olunması noktasında, kabul edilemez bir durum…

Kısaca araya girelim. İŞİD işini daha yeni söylemiştim. Suriye’de 3-5 Amerikalı öldürdüler. Bir şeylere gerekçe hazırlıyorlar demiştim.

Türkiye’de üç vatan evladı, değerli polislerimizi şehit ettiler. Altı tanesi de it leşi oldu… Tam da SDG’nin, Suriye Hükümet’iyle entegrasyonu zamanlamasında, sizce tesadüf mü… ABD bin İsrail’in, bütün şer odaklarının eli kuvvetlendi.

SDG olmaz ise İŞİD azar durumu oluştu. Anladınız durumu herhalde…

Sıkın dişinizi, final: Hatırlayın, bir Kızılay Genel Başkanımız vardı ya… Hani, depremde parayla çadır satan, hani vergiden kaçmayan ama dolanan, hani parayla satılmayan deprem yardımları, bir ticarethanede ortaya çıkan vs vs… İşte o Başkanımızın, neredeyse kendi kadar meşhur olan kızı … Evet biliyoruz, asli kusurlu olarak bir gencin ölümüne sebep oldu, yargılandı ve 4 yıl ceza aldı ama açıklama ertelendi yani dışarda, bir gün bile yatmadı… Peki şimdi ne oldu, istinaf bozdu, ceza iki yıla indi… Yeni karara çok az kaldı.

Beraat ve de ölenden, arabaya verdiği zarardan dolayı tazminat gelebilir. Olur mu demeyin olur mu olur.

Burası Recepland… Ahmak dersin, idam edilmediğin kalır, o da kalktığı için ama adam öldürsen problem yok… Unutmayın, papağan Bakamayanın dediği gibi “Türkiye bir hukuk Devlet’idir”, yersen…

Hepinize Yaradan’ıma emanet ediyorum. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!