Bu köşe yazısı, küresel ticaret yollarının yaşadığı krizler karşısında Türkiye’nin sahip olduğu stratejik jeopolitik fırsatları ve iç siyasetin bu potansiyele olan ilgisizliğini ele almaktadır. Süveyş ve Panama kanalları ile Kuzey Koridoru’ndaki aksaklıklar, Çin ve Avrupa arasındaki en güvenli ve hızlı alternatif olarak Orta Koridor güzergahını öne çıkarmaktadır. Türkiye üzerinden geçen bu demir yolu hattı, lojistik maliyetleri ve süreyi ciddi oranda düşürerek ülkeye muazzam bir ekonomik kazanç vadetmektedir. Ancak yazar, devletin bu trilyonluk coğrafi avantajı değerlendirmek yerine, sığ siyasi çekişmeler ve vizyonsuz gündemlerle vakit kaybetmesini sert bir dille eleştirir. Neticede Anadolu’nun sunduğu bu eşsiz kaderin, yetersiz yönetim anlayışı nedeniyle bir keder ve kaçırılmış bir fırsata dönüşme riski vurgulanmaktadır.
Süveyş Kanalı tıkandı.
Kızıldeniz’de Husiler ticari gemilere füze atıyor.
Panama Kanalı kuraklıktan kurudu, gemiler geçemiyor.
Küresel ticaretin şah damarları birer birer pıhtı atıyor.
Çin’den kalkan bir konteynerin deniz yoluyla Avrupa’ya ulaşması normalde 35-40 gün.
Şimdi füzelerden kaçıp mecburen Afrika’nın en altından, Ümit Burnu’ndan dolaşıyorlar.
Süre çıktı mı 50-60 güne!
Maliyetler fırladı.
Sigorta primleri çıldırdı.
Kuzey’e bakıyorsun…
Rusya var, Ukrayna savaşı var.
Avrupa’nın Rusya’ya uyguladığı ambargolar var.
Yıllarca milyarlarca dolar dökülen “Kuzey Koridoru” kaput. İptal.
Geriye ne kalıyor?
Dünya haritasına şöyle bir üstten bakınca geriye tek bir nefes borusu kalıyor.
“Orta Koridor.”
Yani bizim bildiğimiz binlerce yıllık tarihi İpek Yolu’nun, çelik raylarla güncellenmiş hali.
Çin’den trene yüklenen mal…
Kazakistan…
Hazar Denizi…
Azerbaycan, Gürcistan…
Ve Türkiye.
Buradan da doğrudan Avrupa’nın kalbi Londra’ya.
Denizde 50 gün süren, korsanlarla, füzelerle, krizlerle boğuşan o çileli yolculuk; Orta Koridor‘un demir yollarında kaç gün sürüyor biliyor musunuz?
Sadece 15 gün!

Zaman yarı yarıya.
Risk sıfır.
Avrupa ile Çin arasındaki ticaret hacmi yılda 800 milyar dolar.
Bunun sadece yüzde 10’u, evet sadece yüzde 10’u bu koridora kaysa, Türkiye’nin üzerinden her yıl on milyarlarca dolarlık bir servet akacak.
Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hazır.
Marmaray’la Boğaz’ın altından geçiş hazır.
Tarih, coğrafyamızın önünde diz çökmüş, “Alın şu trilyonluk pastayı, yüzyılın lojistik süper gücü olun” diye yalvarıyor.
Dünya haritası, tam da bizim bulunduğumuz noktanın merkezine pergel konularak yeniden çiziliyor.
Peki, dünyanın kaderinin yeniden yazıldığı şu günlerde biz Ankara’da ne konuşuyoruz?
“Kılıçdaroğlu geri dönecek mi?”
“Özgür Özel partiyi böldü mü?”
“Milletvekilleri nereye geçti?”
“Bürokraside koltuklara kim oturacak?”
“Bütçe ne kadar açık verdi?”
Alman devleti, bizim coğrafyamızdan geçecek kargo treninin saatini, navlun maliyetini hesaplıyor.
Bizimki, Meclis kulisinde kim kimin ayağını kaydıracak onu hesaplıyor.
Çinli, Hazar Denizi’ne devasa yeni lojistik limanları inşa ediyor.
Bizimki, parti içi muhalefete kumpas kuruyor.
Lojistik; aklın, bilimin, matematiğin ve vizyonun sanatıdır.
Bizdeki siyaset ise maalesef hamasetin ve günü kurtarmanın mesleği.
İbn-i Haldun, “Coğrafya kaderdir” der.
Doğrudur.
Anadolu, bu dünyanın en kıymetli kaderidir.
Ama o eşsiz coğrafyayı yönetenlerin dünyadan bihaber vizyonsuzluğu…
İşte o bizim asıl “keder”imizdir!











