Arzu Güven’in bu yazısı, 30 Ağustos Zafer Bayramı vesilesiyle kaleme alınmış, Türkiye’nin mevcut siyasi atmosferine ve ulusal güvenliğine yönelik sert bir eleştiri ve uyarı niteliği taşımaktadır. Yazar, Atatürk ilke ve inkılaplarından uzaklaşıldığını savunarak, bölücü terör örgütlerinin meşrulaştırılmaya çalışıldığına dair derin endişelerini dile getirmektedir. Özellikle YPG ve SDG gibi yapıların isim değiştirerek varlıklarını sürdürme çabaları, küresel güçlerin bölgedeki planlarının bir parçası olarak nitelendirilmektedir. Siyasi aktörlerin samimiyetini sorgulayan yazı, “Gardırop Atatürkçülüğü” kavramı üzerinden şekilsel vatanseverliği eleştirirken, gerçek bir milli şuurun gerekliliğini vurgulamaktadır. Makale, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus-devlet yapısını hedef alan dahili ve harici tehditlere karşı toplumsal bir uyanış çağrısı yapmaktadır. Son olarak, tüm olumsuz tablolara rağmen milli mücadele ruhuna olan sarsılmaz inanç ve zaferin mirasına sahip çıkma iradesi beyan edilmektedir.
Arap milliyetçiliğinin ateşiyle yanan, ümmetçi hayallerle mest olmuş, şeriat ve hilafet sevdalılarının ilkel düşlerinin büyüttüğü emperyalist şeytanlarla kuşatıldık.
Türk milletinin birliğini paramparça edip Atatürk’ün mirasını yerle bir etmeye yemin etmiş maşayı yeniden sahaya sürdüklerinden beri, kudurmuş ırkçı PKK ve onun yeni moda akilleri, dâhilî ve haricî tüm tetikçileriyle Türk’e karşı salya akıtıyorlar.
İkinci Cumhuriyetçiler, karşı devrimin çocukları…
Çok kalabalıklar.
Bu kesişim kümesinin haddi hesabı, sayısı, ölçüsü, sınırı, vicdanı yok!
Kürsüleri, minberleri fitne yuvası!
Hutbede Atatürk yok, Türk ordusu yok, Türk milleti yok!
Meydanlarda arsızca sallanan PKK paçavraları, Cumhuriyet’e kasteden sefil düşlerin zılgıtları!
Kolektif bellek kayıtta.
Tarihin en utanç verici günlerindeyiz!
Ve bugün: PKK’yı ve bölücübaşı Apo’yu meşru zemine taşıyanların 30 Ağustos mesajı, kara lekeye örtülmüş ucuz bir yamadan ibarettir.
Peki ya içimizdeki mandacılara ne demeli? Türkiye’nin ulus-devlet yapısını yıkmak için görevlendirilmiş sömürge valisi Tom Barrack’ın noterleri! Atatürk’ün partisi CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’nun gözde talebesi Özgür Özel’e sesleniyorum: Af yasasına “evet” oyu veren elleriniz kırılsın demeyeceğim, çünkü bu bile yetmez!

Gardırop Atatürkçülüğü
Atatürk ve Cumhuriyet değerleri, seçim dönemlerinde rıza inşasına dönüşüyor; gündelik politikada ise hiçe sayılıyor. Yakalarına icazeten iliştirilmiş rozetlerden başka bir duygu ve bilgi referansı olmayan siyaset esnaflarının başımıza ördüğü çorapları yırtıp atmalıyız!
İlhan Selçuk “Gardırop Atatürkçüleri” dediği bu kitleyi ne güzel tarif etmiş: “Böylesi tiplerin, Tanzimat’ın ve Meşrutiyet’in fesli, altın çerçeveli gözlüklü, getrli, kolalı yakalı alafranga beylerinden hiçbir farkı yoktur. Bunlar yaşadıkları Atatürk çağının anlamını hiçbir zaman anlamamış ve anlamak istememiş salak Osmanlı tenperestleridir.”
Yurdumuzun bilgesi huzurla uyusun.
YPG-SDG’nin Feshi Yalanı
Terör örgütü, Suriye üniformasıyla 4 tugay 1 tümenden oluşan yeni sürümüyle geliyor!
Orta Doğu’daki gelişmeler şüphesiz küresel bir planla işler. ABD, hegemonyasını korumak için Irak’ı işgal etti, Suriye’yi parçaladı, Türkiye’yi tampon devlet olarak konumlandırdı ve İsrail’i bölgesel polis gücü yaptı. Hakan Fidan’ın “Eğer ifade edildiği gibiyse, memnuniyet verici” sözleri safderunluktur. ABD’nin verdiği binlerce tır dolusu modern silah teslim edilmedi. SDG paçavrası Suriye bayrağının yanında sallanacak?!
YPG/SDG/PKK tasfiye olmuyor!
Tam aksine, Suriye devletinin en önemli meşru ortağı yapılıyor. PKK/SDG, Suriye üniformasıyla 4 tugay ve 1 tümenden oluşan yeni sürümüyle geliyor.
Mazlum Abdi’nin Şam’a sunduğu talepler ortada: Petrol gelirlerinin %40’ı, YPG bayrağının Suriye bayrağıyla dalgalanması, anayasaya Kürt haklarının eklenmesi ve Kürtçeye resmî dil statüsü.
Tablo kapkara ve net: Karşımızda 40 yıldır kan döken PKK var! Dağılmanın eşiğine gelmişlerken emperyalist efendileri onlara yeniden jeopolitik alan açtı! Silahla alamadıklarını şimdi “Terörsüz Türkiye” yalanıyla alıyorlar.
Öcalan devletin ricaline talip! Öcalan, DEM Parti heyetiyle yaptığı görüşmenin metninde sürecin Turgut Özal ile başladığını söyleyip “Mutlak surette bir anayasa ile ilerleyecek!” diyor. Balgat’a da “MHP kadar bu devletin sağlam ayağı olacağız” müjdesini veriyor. Öcalan devletin ricaline talip! PKK isim değiştirse bile DEM ile birlikte “Demokratik Toplum ve Cumhuriyet Hareketi” adı altında yeni bir siyasal örgütlenmeyle hayatımıza yerleşiyor. Bu tutanakların zımnen onaylanıp, oluşan zeminin “barış” diye yutturulması bile en hafif tabirle akıl tutulmasıdır.
Üstelik bunlar daha iyi günlerimiz!

Ve bitirirken…
Türk’ün son Tanrıkut’u Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün eşsiz ruhunu ve millî mücadele kahramanlarımızı saygıyla selamlıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun!
Biz, Büyük Zafer’e giden Bandırma Vapuru’ndaki o çelik iradeyiz!
Onlar, Boğaz’a demir atmış düşman donanmasının miçoları!
Yenilecekler!









