Erol Sunat
  • 565 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Bırakın kendinizi hoşgörüye

Hoşgörüde kalp konuşur, dil kalbe uyar. Zehir zemberek sözler, küfürden başka bir şey bilmeyen diller, uslanır, törpülenir, kibarlaşır, nezaket nedir bilir. Hoşgörü dile hâkim olmaktır, kendine hâkim olmaktır. Haktan yana olmaktır, eğrileri, yanlışları doğrultarak, düzelterek, tebessüm ederek kırmadan dökmeden anlatmaktır,...

Devamını Oku

Çalınan çocukların hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinin kendi halinde bir şehrinde çok gözü kara korkusuzluğu had safhada, acımasız, gaddar mı gaddar bir kadın varmış. Fakir fukaranın küçük yaştaki çocuklarını çalar, çocuğu olmayan ailelere satarmış. Bu satma işi o şehirde olmaz ya...

Devamını Oku

Muhabbet ola

Mademki vakit muhabbet vaktidir. Muhabbet olsun o zaman. Muhabbet süfli laf kalabalıkları arasında kalmasın, dolaşıp durmasın artık. Dedikodulara, gıybetlere takılıp kalmasın. Muhabbet vaktinde, muhabbet edilir edilmesine de bu muhabbette ne altın olur ne akçe… Ne de üfürükten teyyare, selam söylen...

Devamını Oku

Veriye gel veriye

TÜİK, bir kilo peynirin, bir kilo zeytinin, bir kilo çiçek yağının, zeytinyağının kaç lira olduğunu, yapılan dokunuşların yüzde kaçlara ulaştığını biliyor mu? Tespit edebilmiş mi? Ya beyaz ve özellikle kırmızı etin…Bir litre sütten haberi var mı mesela… Olsaydı, yüzde onlara...

Devamını Oku

Şu yalan dünyadan bir tas su içmem!

Yalan dünya yalan dünya, bizi bizden çalan dünya…Bizi bizden alan dünya…Falan dünya, filan dünya…Sanki sana, sanki bana, sanki ona, sanki buna, sanki şuna kalan dünya… Yalan bir dünyamız da olsa, herkesin derdi dünyayı parsellemek, hatta öbür tarafı da… Orası benim,...

Devamını Oku

Ortancanın hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan, azıcık aşım, ağrısız başım diye kendine göre bir yol çizen bir adam varmış. Yakın zamanda karısı bilinmeyen bir hastalıktan ölünce beş yaşlarındaki oğluyla kalakalmış. Aslında geniş bir sülalesi öz ve...

Devamını Oku

Öp babanın elini

Şimdi efendim, beklenmedik bir durum karşısında “hadi bakalım, şimdi ne yapacağız?” anlamında söylenen bir ifadedir, “Öp babanın elini.” Güzel Türkçemiz deyim ve anlam zengini bir lisan… Buna rağmen, argo ile yetinmeyen bizler Türkçe-İngilizce karışımlar icat ettik. Güzel Türkçemize de neler...

Devamını Oku

“Yumma gözün kör gibi”

Görmemek için gözlerini yummak ne demektir bilir misiniz? O hali anlatmaya, değil cümle kurmak, roman yazsanız yetmez… Bu nasıl bir göz yummaksa artık… Yetmedi mi gayrı? Bitmedi mi gayrı? Bu körlük… “Yeter gayrı, yumma gözün kör gibi” demiş Aşık Veysel…...

Devamını Oku

Yıl biterken

Gel biraz laflayalım diye başlarız bazen…Lafın gözüne-gözüne vurmadan edemeyiz… Lafın belini kırarken, kimlerin beli kırılır, kimlerin kalbi kırılır, kimlerin kulakları şöyle iyice bir çınlar Allah bilir. Laf aramızda; lafı sulandırmayı, lafı dolandırmayı, mesele zaman kazanmak olduğunda lafı kenara almayı, gözümüzü...

Devamını Oku

Muallimin Hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde ömrünü öğrencilerine adamış bir Muallim varmış. Dik başlı, dik sözlü, kendine has bir duruşuyla tanınırmış. Dostu, ahbabı azmış. Gururlu kibirli diye suçlansa da o özellikler onu suçlayanlarda varsa da Muallimde yokmuş. Vezirin hocasıymış. Vali...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!