Av. Özcan Pehlivanoğlu, Ümit Özdağ’ın Şeyh Said hakkındaki ifadeleri nedeniyle cezalandırılmasını eleştirerek, bu durumu Türkiye’nin hukuki ve siyasi bir savrulması olarak nitelendirmektedir. Yazar, MHP ve İYİ Parti geçmişine dayanarak, Özdağ’ın Türk milletini uyandırmak ve Cumhuriyet değerlerini korumak için fedakârca çalıştığına şahitlik etmektedir. Zafer Partisi’nin sığınmacı krizi ve terörle mücadele gibi konulardaki dik duruşunun algı çalışmalarıyla engellenmeye çalışıldığını savunmaktadır. Pehlivanoğlu, milli birlik vurgusu yaparak, halkı bu samimi mücadeleyi takdir etmeye ve ülkenin geleceğini hep birlikte korumaya davet etmektedir.
Hepiniz biliyorsunuz; Ümit Özdağ, vatan haini Şeyh Said’e “vatan haini” dediği için Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi‘nce 6.500 lira adli para cezasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi uygulanmasına karar verildi. Keza Diyarbakır’da Şeyh Said Bulvarı, Şeyh Said Meydanı ve Şeyh Said Camii gibi zorlama uygulamalar var! İnsan ister istemez nerede iktidar, nerede devlet diye sormadan edemiyor! Şimdi de buna mahkeme kararları ekleniyor. Böyle giderse bölücü bebek katiline de “sayın” demek bir zorunluluk haline gelecek!
Şimdi itirazlar göz önüne alınmadan kâğıt üzerinde verilen bu karara karşı Ümit Özdağ; Türk Milleti, Türk tarihi, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına savunma yapacağını söylüyor. Bu şunu gösteriyor: Vatan hainine vatan haini diyemezsiniz! Türkiye’nin geldiği hale bakın… Ama Özdağ “haine hain” diyor!
Türk Milleti vefalı bir millettir. Kendisine hizmet edeni bilir ve onun sırtını sıvazlamasa bile içten içe takdir eder. Ben de Türk milletinin bir ferdi olarak bazı gerçekleri bu vesileyle sizlerle paylaşmak ve fıtratım gereği vefalı olmak zorundayım.
Uzun yıllara dayalı bir siyasi geçmişim var. MHP‘de üç dönem Merkez Yönetim Kurulu Üyeliği, dört dönem milletvekili adaylığı, bir kez de belediye başkan adayı olarak görev yaptım. Yine İYİ Parti‘nin 200 kurucusundan biriyim. Aynı zamanda Merkez Disiplin Kurulu Üyeliği ve milletvekili adayı olarak bulundum.
Şimdi de Ümit Özdağ’ın daveti üzerine yaşadığım köyden çıkıp, Türk milletinin ve Türk devletinin sıkıntıda olması nedeniyle Zafer Partisi’nde bulunuyor ve genel başkan yardımcılığı görevini ifa ediyorum. Siyasi hayatım boyunca doğruya doğru, eğriye de eğri dedim. Beni tanıyanlar karakterimi bilir. Onun için bu yazacaklarımı bir “siyasi yalakalık” olarak değerlendirmeyin; aksine bir hakkın teslimi olarak görün. Zaten onun benim yazdıklarıma bir ihtiyacı da yok…
Ben Ümit Özdağ ile yaklaşık 30 yıldır tanışırım. İki defa da aynı seçim bölgesinde milletvekili adayı oldum. Bir seneyi aşkın bir süredir de birlikte siyaset yapıyoruz. Bu süre zarfında neler yaptığını ve nasıl çalıştığını görüyorum. Adeta canını ve sağlığını bir yana koyarak Türk milletini uyandırmaya ve uyarmaya; Atatürk’ün bize emanet ettiği “Milli Üniter Laik Türkiye Cumhuriyeti“ni korumaya ve kollamaya çalışıyor.
Bu mücadelede herkes yoruluyor ama o yorulmuyor! Türkiye’yi baştan aşağıya sokak sokak, çarşı pazar demeden geziyor ve sadece Türk milletinden yana olan fikirlerini söylemeye, anlatmaya devam ediyor. Başta sığınmacıların ülkeyi götürdüğü uçurumu, bölücü terör örgütü ile müzakereyi, düşman ceza hukuku uygulamalarını, ekonomik buhranı, fakirliği, yoksulluğu ve daha birçok meseleyi halka anlatmayı başardı.
Algı mühendisleri ve işgal altında iş birlikçi bir medya olmasa herhalde önümüzdeki seçimin tek başına iktidar alternatifi olacak. Ama şer güçler hâlâ onu beş aylık rehin alınma pozisyonunda olduğu gibi hukuksuz ve temelsiz nedenlerle engellemeye çalışıyor. Onun bu kendini hiçe sayarcasına çalışması ve araba sırtında ülkeyi baştan aşağı kat etmesi Türk milletince iyi bilinmesi ve takdir edilmesi gerekiyor.
Bu nedenle imece usulü yürüyen bir Zafer Partisi ve onun Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türk milletince yakından takip edilmeli ve mercek altına alınmalıdır. Türk milletinin birlik ve beraberliğinden başka hiçbir güç, dört bir koldan uğradığımız ağır saldırıyı bertaraf edemez… Görmüyor musunuz “terörle müzakere” edenlerin azgınlığını ve küstahlığını?
Bu nedenle başta Ümit Özdağ olmak üzere Zafer Partisi hakkında yürütülen ve gerçeklerle ilgisi olmayan algı çalışmalarına yenik düşmeyiniz. Balkan Savaşları neticesinde gaflet ve ihanet ile neredeyse ülkemizin yarısını kaybettik; gelin bu sefer Türkiye’den olmayalım. İşte bu noktada Ümit Özdağ ve Zafer Partisi büyük önem kazanmaktadır.
Ben Ümit Özdağ’ın Türk milleti ve Türkiye için samimi çalışmalarına yakından şahidim. Bu yüzden “ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır” ölçüsüne en çok ihtiyacımız olduğunu sizlerle paylaşıyorum. Eğer aksi bir şey görürsem merak etmeyin, bunu da sizlere açıklarım…
Gören zaten görüyor ama gün, Ümit Özdağ’ın Türk milleti için yaptığı hizmetleri takdir etme günüdür. Onunla birlikte, karanlık bir geleceğe götürülmek istenen Türkiye’yi hep birlikte koruyup kollayacağız! İşte Zafer Partisi, kurulduğu günden bu yana Ümit Özdağ’la bunu yapıyor…
Bunları işin mutfağında olan birinden bilin istedim. Hainlere hep birlikte ve yüksek sesle hain demeye devam edeceğiz!
