Bu makale, Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasıyla bağlantılı olarak ifadelerin sızdırılması iddiasıyla yargılanan emniyet mensuplarının duruşmasındaki kritik gelişmeleri ele almaktadır. Savcılık tarafından mahkemeye sunulan yeni bir yazı, gizli bilgilerin polisler tarafından değil, bizzat suç örgütü liderinin talimatıyla firari isimlere aktarıldığına dair bulguları ortaya koyarak davanın seyrini değiştirmiştir. Mahkeme başkanı, adli belgelerin henüz kendisine ulaşmadan medyada yer almasına tepki göstererek devlet içerisindeki sızıntılara yönelik “Köstebek” imasında bulunmuştur. Sanık avukatları, bu yeni kanıtların müvekkillerine yönelik FETÖ suçlamalarını çürüttüğünü savunurken, mahkeme heyeti dijital delillerin kaynağının derinlemesine araştırılmasına karar vermiştir. Sonuç olarak duruşma, iddiaların odağındaki telefon kayıtlarının ve WhatsApp yazışmalarının teknik incelemesi tamamlanmak üzere ileri bir tarihe ertelenmiştir.
Suç örgütü lideri olduğu suçlamasıyla 68 yıl hapis cezasına çarptırılan Bora Kaplan’ın polis sorgusundaki ifadelerini “FETÖ”nün medya yapılanmasında yer alan firari Cevheri Güven’e sızdırmakla suçlanan Ankara Narkotik Şube’de görevli polis memuru Serkan Dinçer ile Bora Kaplan operasyonunu yapan polis müdürlerinden Murat Çelik, Kerem Gökay Öner ve Şevket Demircan’ın yargılandığı davada;
Bora Kaplan suç örgütü iddianamesini hazırlayan Savcı Mustafa Kaya’nın Mahkemeye gönderdiği “Bora Kaplan’ın ifadesini, onun talimatıyla kendi adamları Cevheri Güven’e gönderdi” şeklindeki yazı, kelimenin tam anlamıyla ortalığı karıştırdı.
Söz konusu yazının kendi masasına gelmeden yayınlandığını vurgulayan Mahkeme Başkanı, “Merhum Necip Hablemitoğlu yaşasa, haklı olarak Köstebek 2 ve 3’ü yazardı herhalde.” dedi.
Mahkeme, yaklaşık 2.5 yıldır tutuklu olan eski polis Serkan Dinçer’in tutukluluk haline devam kararı verirken, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Savcılığı’na;
gönderilen o yazıda geçen WhatsApp yazışmalarının yer aldığı telefonun nasıl ele geçirildiğinin, parmak izi araştırması yapılıp yapılmadığının ve yazışmalardaki telefonun Cevheri Güven’e ait olduğu iddiasının neye dayandırıldığının sorulmasını kararlaştırdı.
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 11 Temmuz’daki celsesinde Savcı, tutuklu sanık Serkan Dinçer’in örgüt üyeliğinden 10 yıl, polis müdürlerinin ise “gizliliği ihlâl ve görevi kötüye kullanmaktan” 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti.
10 Eylül’deki celsede de sanıkların bu mütalaaya karşı savunmalarını yapması ve karar verilmesi bekleniyordu.
Ancak Mahkeme Başkanının değişmesi ve yeni Başkanın, araştıracakları başka konular olduğunu söylemesi üzerine savunmalar alınmayıp yargılamaya devam edilmişti.

ERİŞİM ENGELİ GETİRİLEN YAZI MAHKEMEDE OKUNDU
Bugünkü celse görülmeden önce Gazeteci Alican Uludağ, Savcılığın 12 Ocak’ta 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği yazıyı paylaştı.
Bora Kaplan’ın avukatlarından Tarık Teoman ile bazı kişilerin tutuklandığı, ama gizlilik kararı olan bir başka soruşturmaya ilişkin bu yazıda;
firari Av. Cengiz Haliç’e ait telefonun ele geçirildiği, yazışmalarda ifadelerin sızdırılmasını bizzat Bora Kaplan’ın istediği şeklinde tespitlerin yer aldığı, ancak dosyada gizlilik kararı olması nedeniyle teknik inceleme raporunun tamamen gönderilmediği bildiriliyordu.
Ancak Alican Uludağ’ın bu yazısına hemen erişim engeli getirildi.
İşte bugünkü celsede Mahkeme Başkanı, erişim engeli getirilen Savcılığın bu yazısını da okuyup tutanaklara geçirdi.
Ardından tutuklu sanık Serkan Dinçer ile avukatların beyanlarının alınmasına geçildi.
“EMNİYETTEKİ FOTOĞRAFIMI KİMLER SERVİS ETTİ?”
Serkan Dinçer, yazışmaların yapıldığı tarihte kendisinin tutuklu olduğunu, bilirkişi raporlarıyla “FETÖ”cülerle hiçbir iletişiminin olmadığının ortaya çıktığını anlatıp şunları söyledi:
“İfadeleri bir gazetecinin Cevheri Güven’e gönderdiği ortaya çıktı, ama ben halen hukuksuz şekilde tutukluyum. İftiralardan sonra yayımlanan fotoğraf Emniyet’teki fotoğrafımdır. Bunu kimler servis etti?”
Avukatı da, müvekkilinin Cevheri Güven’le hiçbir bağının olmadığının ortaya çıktığını belirterek, ihbarcının Dinçer’in husumetli olduğu ve bitcoin dolandırıcılığından ihraç bir emniyet müdürü olduğunu iddia etti.
dedi.
Bu arada Bora Kaplan’ın avukatlarından Sidar Yurtçiçek, davaya katılma talebinde bulundu.
Mahkeme Başkanı, dilekçe verdikleri takdirde değerlendireceklerini bildirdi.
“ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLÜYOR, ÇÜNKÜ MÜCADELE İRADESİ KIRILIYOR”
Tutuksuz sanık Kerem Gökay Öner’in avukatı Suna Öztaşdönderen, Savcının gönderdiği yazının emniyet müdürlerinin masum olduğunu ispatladığını kaydederek şöyle konuştu:
“Müvekkillere ‘FETÖ’cü dendi. Cevheri Güven’e gönderilen ifadenin görüntüsünün alındığı masa varaklı bir masa. Emniyette varaklı masa yok. Bora Kaplan hakkında üç önemli dava var. Müvekkillerimiz burada mahkûm edildiğinde kendi dosyalarına delil yaratacaklar.”
MAHKEME BAŞKANINDAN ”KÖSTEBEK” İMASI
Murat Çelik’in avukatı Deniz Dilşad Güldenoğlu, sanık müdürlerin kurguyla kurban seçildiğini ve savcının yazısının masumiyeti ortaya koyduğunu belirtti.
dedi.
Avukat Ahmet Ulukanlıgil ise, ifadeleri suç örgütünün sızdırdığının netleştiğini vurguladı.
Avukat Recep Öksüz de, yazının Bora Kaplan suç örgütünün FETÖ ile işbirliği yaptıklarını gösterdiğini iddia etti.
diye konuştu.
Murat Çelik’in avukatı Deniz Dilşad Güldenoğlu yeniden söz istediğinde şu diyalog yaşandı:
Av. Güldenoğlu: “Cevheri Güven, ‘Bora Kaplan’ın adamlarından aldım’ dedi. Sonuçta bir FETÖ’cünün söyledikleri doğru çıktı. İyi ki, haklı çıktı.”
Başkan: “Devletin yargısı yurtdışında açılan yayınlara göre hareket etmez. Savcının yazısı benim masama gelmeden yayınlara konu oluyor. Bu da hâlâ nasıl çalıştıklarını gösteriyor. Rahmetli Necip Hablemitoğlu yaşasa, haklı olarak Köstebek 2 ve 3’ü yayınlardı herhalde.”
Bu arada sanık Serkan Dinçer de bilirkişi hakkında soruşturma açıldığına dikkat çekti.
Beyanların ardından yeni atanan Savcı, önceki mütalaayı tekrarlayarak Serkan Dinçer’in tutukluluğunun devamını istedi.
Serkan Dinçer ise, “3 yıldır tutukluyum, tahliyemi istiyorum” dedi.
derken avukatı, mütalaayı kabul etmediğini söyledi.
Verilen aranın ardından Mahkeme Başkanı, Serkan Dinçer’in tutukluluğunun devamına ve Savcılığa telefonun ele geçirilme süreci ile teknik raporun istenmesine dair sorular sorulmasına karar verdi.
Duruşma da 6 Nisan’a ertelendi.