Müyesser Yıldız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İkinci cumhuriyetin adını ‘Terörsüz Türkiye’ koydular!..

İkinci cumhuriyetin adını ‘Terörsüz Türkiye’ koydular!..

featured
0
Paylaş

Müyesser Yıldız’ın bu yazısı, Türkiye’deki güncel siyasi söylem değişikliklerini ve iktidar bloğunun geleceğe dair stratejik hamlelerini eleştirel bir perspektifle analiz etmektedir. Yazar, Devlet Bahçeli’nin geçmişte “ihanet süreci” olarak adlandırdığı politikaları bugün bizzat sahiplenmesini, MHP’nin geçirdiği köklü dönüşümün bir kanıtı olarak sunar. Metinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 90’lı yıllardan bu yana savunduğu “ikinci cumhuriyet” ve “ümmet bilinci” odaklı görüşlerinin, günümüzde “Türkiye Yüzyılı” ve “terörsüz Türkiye” kavramlarıyla yeniden formüle edildiği savunulur. Özellikle üniter devlet yapısının ve laiklik anlayışının hedeflendiği öne sürülerek, mevcut sürecin aslında Cumhuriyet ideolojisinin dönüştürülmesi projesi olduğu iddia edilir. Kaynak, geçmişteki sert muhalif açıklamalar ile bugünkü ittifak söylemleri arasındaki derin tutarsızlıkları belgeleriyle ortaya koyarak ulusal kimlikten uzaklaşıldığı uyarısında bulunur. Sonuç olarak yazı, mevcut siyasi atmosferin otuz yıllık bir ajandanın nihai aşaması olduğunu ve muhalefetin bu gidişatı durdurmakta yetersiz kaldığını vurgular.

 

Millet hemen her alanda yarınını göremez hale gelmişken; yine ufkun ötesini gören MHP Lideri Devlet Bahçeli önceki gün Türkiye’nin 2053 yılında dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesi için 9’ar yıllık üç aşamalı bir stratejik plan açıklayıp, 2071 yılında da “cihan ve uzay hâkimiyeti ülküsünü gerçekleştireceklerini” söyledi.

Bahçeli ayrıca, “Türk ve Türkiye yüzyılının MHP ve Cumhur İttifakı eliyle adım adım inşa edileceğini” vurgulayıp, “Ne zaman, ne şekilde olursa olsun Türk milletini yok etmeye çalışanların ensesinde bozkurtun nefesini her daim hissettirmeye ve Türkiye’yi güvenli, müreffeh bir geleceğe taşımaya yeminliyiz” dedi.

Bir ara “yeni Türkiye” diyorlardı. Sonra bu “Türkiye yüzyılı”na dönüştü.

Aynen PKK’yla pazarlıkların; “çözüm süreci”, “açılım süreci”, “demokratik açılım”, “milli birlik ve kardeşlik projesi” adları altında sunulduktan sonra şimdi de “terörsüz Türkiye”, “milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi” olması gibi!..

Tek fark; Bahçeli, önceki açılımların tamamına “ihanet süreci” diyordu, şimdi canla başla öncülük ediyor.

BU GİDİŞ NEREYE?

Bahçeli “Türk yüzyılından” söz ederken, ilelebet görevde kalmasını istediği Erdoğan’ın “Türkiye yüzyılı” tasarımına bakalım.

Son 7 ayda şunların altını çizdi:

  • Türk, Kürt, Arap eğer bir aradaysa, birse, beraberse işte o zaman Türk vardır, Kürt vardır, Arap vardır. Ayrıştıklarında, bölündüklerinde, uzaklaştıklarında ise mağlubiyet, hezimet, hüzün vardır… Birinci Dünya Savaşı’nı kaybettik, aramıza sınırlar çizildi, duvarlar örüldü. Ne zaman ayrıldık, kaybettik, yenildik. Ne zaman ittifak yaptık, o zaman tarihe istikamet çizdik…”
  • “Bunlar (muhalefete), ümmet bilinci nedir ne değildir, bunu bilmezler… Biz sadece bugün değil, kalubela’dan beri ümmetin sevdalısıyız.”
  • “Türkler, Kürtler, Araplar tarihte olduğu gibi birleşerek, tek yürek olarak, aynı istikamete bakarak bölgemizin sorunlarını birlikte çözeceklerdir. Bizim tek ve ortak bir şemsiyemiz var, o da İslâm kardeşliğidir.”
  • İslâm kardeşliğinin ortak faydasında bölgedeki halklarla bir araya geleceğiz.”
  • (CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e) “Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz, ne gücünüz yetmez, Özgür.”

Erdoğan’dan önce Trump’ın bölgemize gönderdiği sömürge valisi Tom Barrack’ın, “Osmanlı millet sistemi”ni övdüğünü, milletvekilleri ayağına gönderildiğinde İmralı’daki teröristbaşının da “Kurtuluş Savaşı ideolojisinin İslâm ümmet anlayışıyla sağlandı. Bu anlayıştan ayrılınca isyanlar başladı” dediğini ve “Türkiye merkezli entegrasyona Suriye, Irak, İran’ın da dahil olup… Orta Doğu birliğinin sağlanacağını” anlattığını kaydedelim.

Bu bildik söylemleri nereden hatırlıyoruz? Erdoğan’ın 1993’te daha Refah Partisi İstanbul İl Başkanıyken, 2. Cumhuriyet tartışmaları kapsamında söylediklerinden.

Türkiye Cumhuriyeti’nin katı bir üniter anlayışa sahip olduğunu, resmi ideolojinin ırkçı bir kimlik taşıdığını, bu yapısıyla milli bütünlüğün korunamayacağını, Kemalizm’in din anlayışı haline getirildiğini öne sürüp, “Kürtler biz ayrı yaşamak istiyoruz” derlerse, “Osmanlı eyalet sistemi benzeri bir şey yapılabileceğini” ve “milli devleti ümmet kavramı için değil, İslâm’ın devlet planı içinde düşündüğünü” açıkladı.

Hukukla ilgili görüşleri de şunlardı:

Hukuk, halka sorulmadan bir yerlerden aktarılmış ve halka zorla dikte ettirilmiştir… Eğer bugünün Türkiye’sinde yaşayan, sözüm ona laikliği benimsemiş insanların ‘bu anlayışı terk edip İslâmi bir anlayışa ve hukuka geçmeleri mümkün müdür’ diye sormak istiyorsanız; bu insanların ataları 100 yıl önce, 200 yıl önce hangi hukuk sisteminde yaşıyorlardı? Bugünkü hukuk sistemini kabullenmeleri ve adapte olmaları nelerin pahasına, hangi yöntemlerle gerçekleşmiştir?.. Türkiye’de insanların hemen hemen tamamı, gerek varlık olarak fıtratları gereği, gerekse üzerinde yaşadıkları coğrafya ve tarihi misyonları gereği zaten Müslüman’dırlar. Ancak bu özelliklerini ortaya koymaları engellenmiştir. Cebri yollarla bastırılmıştır. Eğer insanların beyinlerindeki ipotekleri kaldırırsak, onlar kendiliğinden İslâm’ı seçecektir.”

1994’te Ümraniye İlçe Örgütü binasının açılışında ise, “Bu düzenin koruyucusu olamayız, mümkün değil. Bu hukuku hazırlayanlar, bu düzenin kaldırılmasının maşası olacaklar” gibi bir hedef koydu.

 

BAHÇELİ 2. CUMHURİYETE KARŞIYDI

İşte bu noktada bir kez daha MHP Lideri Bahçeli’ye müracaat etmemiz gerekiyor.

“Erdoğan’dan Cumhurbaşkanı olmaz, olamaz” dediği dönemde bu 2. Cumhuriyet görüşlerini eleştirirken, şunları kaydetti:

“Kuvvetler ayrımını tehdit olarak gören Erdoğan bütün erkleri elinde toplamak istemektedir. Ve istenen bu sistem diktatörlüktür, demokrasinin ara dönemi, Türkiye’nin kuruluş felsefesinin temelden yıkımıdır. Erdoğan üniter yapıyı tasfiye ederek, bebek katiline ve kriptolu telefonlarla görüştüğü Kandil’deki terör şeflerine eyalet yönetiminin, yani özerkliğin sözünü ve senedini vermiştir… BOP’un süvarileri ve uşakları Türkiye’yi çatır çatır çökertmek için tuzak kuruyor, dinimizi sömürüyor, milletimizi kemiriyor, birliğimizi, dirliğimizi havaya uçuruyor.”

Bir başka konuşmasında da; “İmralı canisi”nin, “İslâm diyarlarının genelinde olduğu gibi, Kürdistan’da sürekli yeni bir İslâmi kurumlaşmaya şiddetle ihtiyaç var… İngiliz İmparatorluğu İslâm ümmetini parçalamak için ulus devletçiliği onun başat ideolojisi, milliyetçiliği çok bilinçli olarak İslam ümmetinin bağrına, beynine ve rahmine yerleştirmiştir” şeklindeki mesajlarına tepki gösterirken, “1919’lu yıllarda yabancı ajanların vatan topraklarında, sahte alim ve sömürgeciliğin kuklası olmuş şeyhlerle kurduğu taviz ve ihanet denkleminin bir yenisinin, Başbakan ve İmralı canisi arasındaki yakınlıkla tesis edildiğini” ve “Erdoğan’ın kendisinin siyasi dengelerden dolayı bir türlü söyleyemediği aşağılık sözleri İmralı canisi kanalıyla duyurduğu” iddiasında bulundu.

 

YENİ TÜRKİYE YENİ MHP

Son olarak, halen MHP Genel Sekreteri olan İsmet Büyükataman’ın 15 Temmuz 2014 tarihli açıklamasını hatırlatalım.

Erdoğan’ın “ağzına pelesenk ettiği yeni Türkiye kavramı” için şu benzetmeleri yaptı:

“Bölücülüğü, yolsuzluğu, arsızlığı ‘yeni Türkiye’ ile maskelemeye çalışmaktadır… Yeni Türkiye çekilen çileleri yok saymak, şehidin, şühedanın kemiklerini sızlatmak, ruhlarını incitmektir. Yeni Türkiye, bir yanda Kuva-yi Milliye’yi hakir gören, diğer yanda Kuva-yi İnzibatiye’yi referans alan içimizdeki yabancı beslemelerinin icadıdır. Yeni Türkiye lafları; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da başı ezilen, İzmir’de denize süpürülen düşman emellerinin son kez dirilişi, son şanslarını kullanışıdır. Yeni Türkiye musibeti, numaralı Cumhuriyetçilerin içinde saklandığı ihanet projesidir. Birçok bakımdan ‘yeni Türkiye’ söylemi ‘ikinci cumhuriyet’ söyleminin AKP’lileştirilmiş halidir… İktidarın sistemle bu kadar oynamasının sebebi, Cumhuriyet’i dönüştürüp içinde Türk’e has ne varsa kaldırmaktır… AKP, Türk milletinin egemen olmadığı bir devlet kurmak için üç bin yıllık Türk devlet geleneğini ortadan kaldırmaya azmetmiştir. Erdoğan’ın ‘yeni Türkiye’den kastı budur.”

Ardından “yeni Türkiye”nin eksik kalan tek ayağı olan “yeni MHP”yi oluşturmak için çok yönlü sosyal mühendislik planlarının devreye sokulduğuna dikkat çekip, “Türkiye’nin ve ülkücülüğün cenaze namazını kılmak isteyen karasinekler yeni bir MHP tasarlamak için canhıraş bir gayret içerisinde ellerinden geleni yapmakta olsalar da Türk milleti ve ülkücüler bu oyunun farkındadır. Başbakan’ın yeni Türkiye ve yeni MHP hezeyanları sükût-u hayal ile neticelenecektir” dedi.

Şimdinin “Türkiye yüzyılı, terörsüz Türkiye” kavramları da ikinci cumhuriyet söyleminin “AKP-MHP’lileştirilmiş hali” değil midir?

Ez cümle; Erdoğan’ın bugün, “durdurmaya gücünüz yetmez” diye meydan okuduğu, tam da 33 yıl önceki o hedeflerinin aşama aşama hayata geçirilmesinde sona gelindiğinin ve önlerinde hiçbir engel kalmadığının ilânıdır!..

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!