Üretmesi gerekirken boş oturan, çalışması gerekirken tatil yapan, çağdaş cırcır böcekleri ülkesinden hepinize merhabalar… Karınca gibi çalışanların kimler oldukları ise, bütün dünyanın gözü önünde. İkinci Dünya Savaşı esnasında yerle bir edilen Japonya ve Almanya (Pardon Alamanya), Çin’in ezip geçtiği Kore (Güney) şu an ekonomi patronları konumun da… Peki, bizim bunlarla aynı olmamız mümkün mü? En azından Allah’ın adaletine ters düşer… “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?“, çalışanla çalışmayan da bir olmaz … Sen “tatil dokuz gün mü, onbir gün mü olsun” diye gündem sahibi olacaksın ve de onları yakalayabileceğini hayâl edeceksin… Zor, çok zor…
Corona meselesi, her zamanki gibi gündemin tepesinde. Bu sefer de aşı var olan yok… At olur meydan olmaz, meydan olur at olmaz gibi bir durum mevcut… Aşılama oranlarına baktığımızda, batı mavi ve civarı, doğu ise kıpkırmızı… Bu durum bir zamanlar yaptığım seyahati hatırlattı… ODTÜ’nün organize ettiği bir Doğu Anadolu seyahatine, TRT adına katılıp, o zamanki “Küçük Boyut” programım için çekimler yapıyordum… Teferruata fazla girmeyeceğim. Türk Eğitim-Sen’in değerli temsilcisi, halihazır okuyucum İbrahim Çömez‘in de hatıraları canlanmıştır… Malazgirt YİBO bahçesinde, görevli ile konuşuyordum… Benim Urfalı olduğumu öğrenince perdeyi kaldırdı… “Bu çocukların her türlü aşısı uygulanıyor mu?” diye sorduğumda, “Hayır yaptırmıyoruz , TC , bizi bu yolla kısırlaştırıyor” demişti… O kıpkırmızı haritayı görünce aklıma geldi… Bu iş mutlaka ki zorla olmaz ama olmayanlar sadece kendilerini değil, bizleri de riske ettiklerinden bir çare de lazım… Meselâ, seyahat, pazar, AVM, maç vs. gibi kısıtlamalar getirilerek dolaylı mecburiyet sağlanabilir… Aşı sertifikası olmayana hayat tecrit edilebilir… Bunun örneklerini Avrupa’da her gün görüyoruz…
Bu arada mübarek Kurban Bayramı da yaklaşıyor. Kapımıza dayandı bile. Herkesin birdenbire , hayırsever kesildiği bu zaman diliminde neler cereyan ettiğini geçen sene uzun uzun yazmıştım. Tekrara girmek istemiyorum. Hatırlayanlar bir zahmet, unutanlara anlatsın… Her kademede olduğu gibi, İslam görünümlü dinsizlerin hâkim olduğu bu sektöre de dikkat edin… Bu arada ne demek istediğimi anlamak için gidin kurban pazarlarını dolaşın… En ufak büyükbaşın fiyatı 15 bin lira. 35 hatta 50 bine satılanı da var… Peki , bu kripto tosunlar, bir hisse için nasıl oluyor da 900 – 800 hatta 600 TL’ye kadar ücret belirleyebiliyor? Benim gördüğüm kadarıyla bir hisse en az 15 bin 7 = 2200 tl civarı olabilir… Artık öğrendin, akide şekerinden daha ucuza satılan çikolataları , sahtedir diye almıyorsan, burada da durum aynı… Bu madrabazlarla pazarlığa gir, hisseyi inan ki 400’e de kapabilirsin ama niyet hasıl olmaz… Tosunum paraları senin adına, Allah rızası için bir güzel ezer… Sen de sırat dibinde, sırtına bineceğin mübareği bekler durursun… Artık klasikleşen haberlerden biri daha… Bitmek bilmeyen “Tosunlar” diyarı ülkemizde bir yenisi de Nazilli’de çıktı… Eskinin, Banker Yalçın’ını hatırlatır, 28 yaşında, oraya okumaya giden Tosunumuz 500 Milyon lira toplayıp, sırra kadem basıyor… Ey salaklar ordusu, Ey ahmaklar topluluğu… Sen ağzından “İnşallah, maşallah” düşmeyen bu soytarılara itibar ettiğin müddetçe, biri gidip diğeri gelecek… TRT Yönetim Kuruluna seçilen yerli ve milli bayan esasında haklıymış… Bu ülkenin bayrağını ve adını değiştirmek lazım… En uygun isim de “Tosunlar-Ahmaklar Cumhuriyeti” olabilir… Bu arada ahmak diye sakın zavallı garipleri kastettiğimi zannetmeyiniz… Bu kategoride her gün yapılan ikazlara rağmen, dolandırıcıların tezgahına düşen, o andan sonra da itibar etmediğim, Prof. Dr. Canan Karatay da var…
Kastamonu-Ilgaz günlerim, doğa harikalarının olduğu bir coğrafyada, eşsiz topoğrafik oluşumların idrakiyle enfes bir şekilde geçiyor… Daha önceleri TGRT’ye hazırladığım bir haber programında, Bolu Dağları ve Tüneliyle ilgili de değinmiştim… Evet teknoloji çok güzel ama, eski de fena değil… Kastamonu ve civarını ziyaret edeceklere tavsiyemdir… Tüneli kullanmayın eski yolu tercih edin. Burada göreceğiniz manzaralar ve yaşayacaklarınız, ömür boyu hafızalarınızdan silinmeyecek… Bilhassa bunaltıcı sıcakların hüküm sürdüğü, Ankara ve İstanbul’dan gelecekler, kendinizi birdenbire eşsiz bir dünya cennetinde bulacaksınız. Zirvedeki tesislerde alabalığınızı yerken büyük ihtimal hırkalarınıza da iş düşecek… Tünel tabii ki çok güzel oldu. Bir de şu anlar gündemde olduğu için değinmekte fayda var… Devrin Başbakanı Milyarali de burada saklandı… Ağası K. Kemal için diyor ya “Bu tankları arasından geçti , sıvışıverdi“. Peki, has adamından niye bahsetmiyor… Durum normale dönene kadar, tünelden kafasını çıkaramadı… Bu arada giysilerin de herhangi bir ıslaklık oldu mu bilemiyorum… Yahu, gene yanlış anladınız… Tabii ki altına kaçırmamıştır, en fazla biraz terlemiştir… Ona da “Ecel Teri” deniyor, gayet de normaldir…
Ey Vatandaş… Senin gönlündeki közü biliyorum. Sadece üstteki ahmaklık külüne üfleyivereceksin… Bak o zaman Dünya sana bir daha şapka çıkaracak… Fazla da uzak değil 2023’te böyle bir fırsatın olacak… Urfalıların yaptığını tekrarlayabilirsin… Ceketini ortaya sürenleri ceketiyle birlikte yollayabilirsin…
Yazıma son verirken hepinizin mübarek Kurban Bayramını kutluyorum… Allah’a emanet olunuz. Hoşça kalın…