Mehmet Edip Ören
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Milletvekilleri, hakimler, savcılar niye trafik kanun ve cezalarından muaftır?

Milletvekilleri, hakimler, savcılar niye trafik kanun ve cezalarından muaftır?

featured
0
Paylaş

Sunulan köşe yazısı, Türkiye’deki siyasi figürlerin ve ayrıcalıklı sınıfların toplumun genelinden kopuk yaşantılarını ve hukuk karşısındaki eşitsizliklerini sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, milletvekillerinin sahip olduğu ekonomik imtiyazlar ve trafik muafiyetleri gibi hakların, anayasadaki eşitlik ilkesiyle derin bir tezat oluşturduğunu savunmaktadır. Halk geçim sıkıntısı çekerken yöneticilerin lüks tüketim, pahalı aksesuarlar ve gösterişli yaşam tarzlarıyla gündeme gelmesi, “Lale Devri” benzetmesiyle vurgulanmaktadır. Ayrıca metinde, dini değerlerin istismar edilmesi ve liyakatten uzaklaşılmasına yönelik ahlaki bir hoşnutsuzluk dile getirilmektedir. Sonuç olarak kaynak, toplumsal adalet arayışını ve siyasi elitlerin vatandaşa karşı olan duyarsızlığına dair bir sistem eleştirisini yansıtmaktadır.

 

Sabah, içinde yeni umutlarla, onun heyecanıyla uyanan var mı? Kalbi küt küt, tatlı duygularla kalkan var mı?

İşte beklentilerin, yarınların çalınması bu olsa gerek… Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür, inandığınız an, tescil sağlanmış olacaktır…

Bugün kevgire dönen Anayasa ile başlamak istiyorum. Bu yüce yasa ne der… Herkes dil, din, ırk, makam, mevki vs. farkı olmadan kanunlar karşısında eşittir… Eski Sovyet dönemlerinde olduğu gibi, bazıları biraz daha eşittir… Milletvekilleri, hakimler, savcılar niye trafik kanun ve cezalarından muaftır? Kanun koyucu ve uygulayıcıları, niye uymaktan ayrı tutulurlar… Bir günü bile eksik olan, işçi emekli edilemezken, iki yıl Milletvekilliği yapan, niye bir ömür boyu en yüksek maaştan emekli olabiliyor… Milletvekilliği bir iş midir? Anayasa’nın eşitlik ilkesi nerede? 16 bin lira maaş alan emekli fark öderken, 200 bin lira maaş alan Milletvekili emeklisi fark ödemeden, yurtdışı dahil istediği yerden sağlık hizmeti alabiliyor… İmplant için para verilirken Milletvekili emeklileri niye ücret ödemezler? Milletin sırtına varlıklarıyla yetmiyormuş gibi, yokluklarıyla da dert olan, emekli milletvekilliği sistemi derhal kaldırılmalıdır. Faal sayıları ise altı yüzden, üç yüze düşürülmelidir. Ayrıca hepsine ayrı ayrı tahsis edilmiş danışmanlar derhal iptal edilmeli, en fazla bire indirilmelidir. TBMM şu an en kalabalık KİK durumundadır. Meclis lokantası vs. gibi yerlerin istihdamı asgari seviyeye düşürülmelidir. Bu durum, muhtemelen, birçok stajyer kızımızın namusunu da etkileyecek bir durum oluşturabilir… TBMM’ni halktan kopmuş, adeta bir “Lale Devri” yaşar gibi. Çok enteresan, pahalı saat modası almış başını gidiyor. En son, siyasal gezginlerimizden adını hatırlamıyorum, inanın ki hiçbir kıymeti de yok, bir Milletvekilimiz koluna taktığı 10 milyon TL civarı değeri olan bir saatle görüntülendi… Helal para ile alındığını söylese de olmadığına dair delillerimiz var… Hazret toplamda, kolundaki saatin değeri kadar vergi ödemiş… Bu durumda helal olabilir mi? Ayrıyeten birçok AKP, grup başkanvekilleri de dahil pahalı saat meraklısı. Bunların pirini hepiniz bilirsiniz. Eski Bakamayanlarımızdan Zafer Çağlayan’ı umarım unutmamışsınızdır… Istakoz yiyenler gırla, yani halktan kopmuş, safahat içindeki kimselerden, vatandaş için ne bekle yenilirsiniz…

En son örnek, bir Kayseri Milletvekilimiz. Adı Murat soyadı da var ama, ben ona Antoinette demeyi daha uygun buldum. Vatandaşın sorunlarının dile getirileceği kürsüye kayak kıyafetleriyle çıkarak, Erciyes ve civarına “Tur Operatörlüğü” yaptı, müşteri çağırdı… Bayramda, köyüne gidecek parası olmayanları, kayağa davet etti. Sadece etmedi, çocuklar için ne kadar faydalı olduğunu da anlattı… Yani ekmek bulamayanlara, pasta tavsiye etti… Beyler, hepsi helal kazançta olsa, vergileri son kuruşuna kadar ödense de yapılmayacak işler vardır. Küçüklüğümüzde, babamız bize sokakta dondurma yedirmezdi, imkânı olmayanlar imrenir diye… İslami tabanda “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözü vardır… Dikkat edin, günah işlemiş olur, doğru değildir vs. demiyor, direk “Bizden değildir” diyor. Bu laf-ı kutsiyi iyi inceleyin, anlatmak istediği sadece, açlık-tokluk işi de değildir…

Çalıştığı yerin, adlı emanetini soyan, dini bütün (!!!) bir kardeşimiz… Esrar partileri, çılgın fantezili seks buluşmalarının mimarı ve müdavimleri de gene dini bütün (!!!) kardeşlerimiz… Teşhirciliği aleni hale getirip, yaptıkları rezaletleri özendirenler de dini bütün (!!!) kardeşlerimiz… Peki gerisi… Çalmayanlar, çırpmayanlar, rüşvet yemeyenler, sahtekarlığa uzak duranlar, yani kısaca dürüst olan, kendilerini Kemalist diye tanımlayanlar kim? Onlar mı? Allahsızlar, kitapsızlar, din düşmanları… Ben dahil biraz gerildik. Gevşemeye ne dersiniz… İmam Ela Rümeysa kızımız yarın salıverilirse ne olur? Yavrucak işini de kaybetti… Sakın, bıyık altından gülerek, “O parasız kalmaz” demeyin… Kadınlarda İmam olabilir diye bir gece yarısı kararname çıkarsa seyreyleyin olayı… Bence, Fatih Camii Baş İmamlığına pardon imameliğine atanabilir… Cemaat patlamasını tahayyül edebiliyor musunuz? Her vakit cami, lebalep dolar, son cemaat yeri bile karaborsaya düşer…

Dini, imanı daha fazla sakatlamadan, veda… Hepiniz Allah’a emanetsiniz. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!