Yusuf Dülger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dini Yapımız Hasta

Dini Yapımız Hasta

featured
0
Paylaş

Yazar Yusuf Dülger, Türkiye’deki dinî anlayışın ve toplumsal pratiklerin İslam’ın özünden saptığını ve adeta bir hastalık evresine girdiğini savunmaktadır. Metne göre, tevhit inancı yerine şahıslara kutsiyet atfedilmesi, dürüstlük yerine münafıklık ve çalışma yerine tembelliğin teşvik edilmesi bu yozlaşmanın temel göstergeleridir. Mevcut dinî otoritelerin ve siyasetçilerin halkı yanlış yönlendirerek dayanışma ve ilerleme ruhunu yok ettiği, İslam dünyasının bu sebeple küresel güçler karşısında etkisiz ve parçalanmış kaldığı vurgulanmaktadır. Dülger, toplumun bu vahim durumdan kurtulması için aracıları reddederek akıl süzgecinden geçmiş bir Kur’an merkezli inanca dönmesi gerektiğini belirtmektedir. Kaynak metin, hurafelerden arınmış, ahlak ve emek temelli bir dindarlık anlayışına acil ihtiyaç duyulduğunun altını çizmektedir.

 

İnanç kültürü ve davranışlarımızda bozukluklar var. Türkiye’de, başka dinlere inanan yahut hiçbir dine inanmayan insanlar da var ama çoğunluk Müslüman.

İslam’ın temel kaynaklarına göre bir Yaratıcı var ve O tektir, eksiksizdir. O’ndan başkasına kulluk yapılmaz.

O, samimi olmamızı, dürüst davranmamızı, çalışmamızı, ilerlememizi ve dayanışmamızı ister.

Konuşma, davranışlarımıza ve çevremize bakınca bu ilkelere uymadığımız, dinen hasta (mikroplu) olduğumuz görülüyor. Birkaç örnek vereyim.

Namazların her rekatında Allah’a: “Sırf sana kulluk eder ve sırf senden yardım dileriz, bizi doğru yola eriştir” (Fatiha) diyoruz ama bu yakarışların dışına çıkıyoruz.

Bize, “mehdi, şeyh, hazret” diye tanıtılan kişilerin himmetiyle ancak iyi mümin olabileceğimiz söyleniyor, biz de bu yalanlara kapılıyoruz.

Burada acı olan bir gerçek daha var; yüksek ve normal din eğitim öğretimi almış, bu alanda akademik unvan almış kişilerin de bulunması, bizi onların da aldatmasıdır.

“Tek Allah, tek kurtarıcı” konusunda çok ayet var. İslam Peygamberi kızına: “Kızım, babana filan güvenme. Seni ben de kurtaramam” derken, biz, Allah ile kendi aramıza birçok aracı koyuyor, tevhit inancını bozuyoruz.

Bu bozulmaya “beynin sulanması” yahut “kan kanseri” diyebiliriz.

Yaratan samimi olmamızı istiyor. Kuran, özüyle sözü bir olmayana “münafık” der ve münafıklar için ağır ceza öngörür.

İçi dışı bir olmayanlar insanları aldatırlar, birbirine düşürürler. Sıkıntıların bir bölümü buradan kaynaklanıyor.

Hastalıklarımızdan biri de tembelliktir. Tembellik; yoksul olmak, başkalarının eline bakmak ve boyun eğmek demektir.

Türkiye’de gözle görülen, gittikçe yaygınlaşan bir tembellik var. Tembel bir ulusun kurduğu devlet geri olur.

Türkiye dahil, halkı Müslüman olan ülkelerde tembellik, buna bağlı olarak gerilik var.

Geriliğimizin baş sorumlusu dini kurum ve kuruluşlardaki “hoca, İslam alimi” diye bilinen kişiler ile dinci politikacılardır.

Resmi ve sivil dini kurumlarda, tarikat-cemaat kültüründe görev yapan söz sahibi kişilere bakın;

Çevrelerine ve topluma hep: “Allah fakirleri sever, fakirlere yardım sevaptır, dünya malı dünyada kalır, asıl öbür dünyaya hazırlanın. Ne kadar çok namaz kılar, zikir yaparsak o kadar iyi kul oluruz” gibi sözleri tekrarlıyorlar; bağ, bahçe, tarlalarımız boş kalıyor, sadaka kültürü yaygınlaşıyor.

Yaratan ve elçisi, “ihtiyaç sahibine yardım edin” diyor ama “hep yoksul kalın” demiyor. Dini ağızlar bu konuyu nasıl açıklayacaklarını bilmiyorlar. Bu yüzden din eğitim ve öğretimi yapan ve yaptıran kişilere ekonomi, toprak, tarım, orman, ziraat gibi bilimlerin öğretilmesi, öğretilenleri anlatmaları sağlanmalıdır. Yoksullara çalışma, kazanma alışkanlığı kazandırılırsa, halkımız dinci politikacıların da elinden kurtulur.

Din kültürü hasta olan toplumlarda gerçekçi bir din kardeşliği ve barış olmaz; kavga ve kan olur.

Kuran müminlerin “din kardeşi olduklarını, kavga etmemelerini, başka din ve ideolojilere karşı birleşmelerini” ister.

Türkiye ve halkı Müslüman olan ülkelerde bu yok. Aynı dine inanan Müslümanlar bugün mezhep, meşrep farklılığı yüzünden birbirlerine mesafeliler.

Böylesi Müslümanlar içeride kamuyu ele geçirmek için uğraşırken; dışarıda, insanlığın baş düşmanı İsrail Siyonizm’i ile Amerikan emperyalizmi karşısında bir değiller ve hatta bir kısmı İsrail ve Amerika’nın işini kolaylaştırıyor.

Amerika ve İsrail komşumuz Müslüman İran’ı yakıp yıkıyor ama İran’a destek veren yok.

Bu bir hastalıktır; baş sorumluları “dindar politikacı, hoca, İslam alimi, akademisyen” denen kişilerdir.

Bu baş sorumlular ileriyi görseler, gerçekleri dile getirseler halk uyanır, haydut ve caniler bu kadar ileri gidemezlerdi.

Konakçı denen bir hoca, “Ben İran-İsrail savaşında tarafsızım” diyor. Oruç ayı nedeniyle televizyonlardaki hocaların bir cümleyle olsun İsrail-Amerika vahşetine değindiklerini duymuyoruz.

Hatipoğlu denen hikâyeci bir hoca: “Meleklerin üst üste oturup ağlaştıklarını, her meleğin gözünden akan yaşların alttakinin elbisesini ıslattığını” söylüyor.

Şimşirgil denen Prof. (?), “Türkiye bir savaşa girse; İran, İsrail ve Amerika ile bir olur Türkiye’ye saldırır, çünkü İran Şii”; malum Cübbeli: “Yahudi ile uğraşılmaz, bize ağır fatura ödetirler” diyor.

İsrail-Amerika Ortadoğu’yu ezerken Diyanet dilsiz; hutbe ve vaizleriyle para topluyor.

Aktardığı söz ve işlerin içinde Orta Çağ’ın mezhep taassubu, kilise ekonomisi, mazluma saldırı, zalime destek, Siyonizm’e baş eğmek gibi bir sürü hurafe var.

Biraz geriye gidelim. Emperyalizm ve Siyonizm; Türkiye ve bazı Arap ülkelerinden aldığı desteklerle Afganistan, Irak, Libya, Yemen, Suriye gibi ülkeleri yutarken Türkiye ve halkı Müslüman olan Ortadoğu ülkeleri sustular.

Demek dini yapımız hasta. Hasta olmaktan öte sedyede, morga gidiyor.

Biz bu din kültürüyle, mevcut dini kurum ve hocalarıyla öleceğiz.

Peki ne yapalım?

Bunları dinlemeyelim, söylediklerine inanmayalım.

Din alanındaki doğru bilgileri, nasıl ve nereden öğrenelim?

Önce, Yaratan’ın bize verdiği aklı kullanalım. Sonra, aklın öncülüğünde Kuran ve sağlam hadisleri okuyalım. Bize bu yeter.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!