Paylaşılan makale, Sinan Ateş suikastı sonrasında hazırlanan iddianamenin yankılarını ve bu trajik olayın Milliyetçi Hareket Partisi üzerindeki derin etkilerini ele almaktadır. Yazar, cinayetin ardındaki gerçeklerin tam olarak aydınlatılamamasının Türk milliyetçiliği davasına büyük bir zarar verdiğini ve camia içinde derin bir güven kaybına yol açtığını savunmaktadır. İddianamede adı geçen isimlerin yarattığı hayal kırıklığı vurgulanırken, olayda dış güçlerin ve parti içindeki kripto yapıların gençleri birer piyon gibi kullanmış olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır. Metne göre, sessiz kalan parti yönetimi nedeniyle çeşitli spekülasyonlar artmakta ve bu durum MHP’nin manevi kimliğini zayıflatmaktadır. Sonuç olarak yazar, Ateş’in hayatına mal olan bu sürecin sadece bir cinayet değil, aynı zamanda köklü bir siyasi geleneği kontrol altına alma girişimi olduğunu ileri sürmektedir.
(Sinan Ateş Romanından- Yazım devam ediyor)
Bazıları diyor ki, sanıyor ki; Sinan Ateş olayını alevlendirmenin sebebi var. Kimine göre siyasi, kimine göre kuyruk acısı. Oysaki bu hadise çözüme ulaşmazsa Türk Milliyetçiliği aldığı büyük yara ile problem yaşayacak. Bu cinayetin çeşitli sebepleri var. Tabii herhangi bir şer güce karşı koyma mekanizmasını bozmak bunlardan en önemlisi.
MHP’deki hissiyat binlerce yıldan beri süzülüp gelen Türklüğün nüvesi gibiydi. O nüve çatladı. Toplumun düşüncesi bu işe bulaşanların korunduğu. Sayılı o kişiler yüzünden koskoca camia karalandı. Bu olayla ilgisi var mı bilinmese de yine toplumda bir kesim “cinayetin siyasetle bağı” sebebiyle partinin kontrol altında tutulduğu Ben o görüntünün biraz da gerçeklerin yanlış aksettirilmesi olarak görüyorum. Buna bağlı olduğu düşünülen APO açılımı ile de MHP’nin sırı döküldü. Liberal, ABD’ci hatta mandacılardan farkı kalmadı. Bunu da parti yönetimi bizzat kendisi yaptı. Susarak.
***

15 TEMMUZ KAPANIN KURULDUĞU TARİH
Cinayetten bir buçuk yıl sonra genel seçim geçirildikten sonra açıklanan iddianame de Ülkü Ocakları yöneticilerinin olması “acaba” dışarıdan yapıldı da suç mu isnat ediliyor düşüncesini yok etti. Şu da bir gerçek ki, bu tavır ülkücülerin tarzı değil. Geçmişte MHP’den ayrılan birçok ülkücü başka parti bile kurdu. Aradaki sadece gönül kırgınlığı idi. Cinayet planın dışarıdan MHP’ye pranga olarak planlandığını, ülkücülerinde taşeron olarak kullanılması ihtimalini düşündürüyor.
15 Temmuz kapanın kurulduğu tarih deniliyor. Peki plan kimin? Şu vakte kadar ülkenin menfaatine aykırı konuların önüne sıradağlar gibi dizilip, kanını- hayatını sebil eden inanmışlığı kırmak kimin işine gelirse onların. Whatsaap gruplarında konuşulacak kadar geniş bir çevrenin bildiği cinayet olabilir mi? Önceden izlenmemesine imkân var mı? İşte onlarda kolaylaştırıcılık yaptılar. İçerde gözünü hırs bürümüş ya da özel gönderilmiş kriptolar ile gençler kullanıldı, Bahçeli’ye de yanlış istihbarat verildi. MHP liderinin etrafında “lidere itaat şerefimizdir” diyen yağdanlıklar, her türlü iktidarını sürdürmek isteyenlerin kriptoları var. İstihbarat getirenlerde malum.
Vefatından kısa süre önce “Cumhurbaşkanlığı baş danışmanlığı” teklif edildiği bilgisi bile manidar. Şehit Sinan “benim için en yüksek makam ‘Ülkü Ocakları Genel Başkanlığıdır’” deyip, konuyu Devlet Bahçeli ile görüşemeden katledilmiştir. İlginç. Diğer düşünce içerden, Sinan Ateş’in “MHP raporundan rahatsız” olanların planladığı. Bir başkası da “Cinayetin planlayıcıları içerden” denilip “MHP’ye kapatma davası açılma tehdidi.”
Susulduğu için düşünceler her yana savruluyor.
Kutlu bir Ülkümüz vardı, 28 yılda ayaklar altına alıp kirlettiler.
Bunlara sebep olanların şikayete hakkı yok!
Dönülmez akşamın ufkundayız , vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm , nasıl geçersen geç!