Nazım Peker - Eğitimci/Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Hedefteki Ülke Türkiye mi?

Hedefteki Ülke Türkiye mi?

featured
0
Paylaş

Yazar Nazım Peker, Türkiye’nin emperyalist güçlerin bölgedeki stratejik hedefleri doğrultusunda kuşatıldığını ve içten zayıflatılmaya çalışıldığını savunmaktadır. Batı dünyasının maden ve enerji kaynaklarına ulaşmak için etnik unsurları, tarikatları ve terör örgütlerini birer araç olarak kullandığı metinde detaylandırılmaktadır. Türkiye’nin üniter yapısını bozmak amacıyla demokrasi ve özgürlük gibi kavramların bir maske olarak kullanıldığı, dışarıda ise askeri ve siyasi bir çevreleme politikasının yürütüldüğü vurgulanmaktadır. Bu tehditlere karşı en büyük direnç noktası olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık mirası ve milli birlik ruhu işaret edilmektedir. Sonuç olarak yazar, halkın siyasi ve dini ayrışmalara kapılmadan iç cepheyi sağlam tutması durumunda küresel oyunların bozulacağını ifade etmektedir.

 

Sevgili okurlarım, değerli takipçilerim!

Ben Türkiye ilgili olaylara hep: “Sütten ağzı yanan ayranı üfleyerek içer” mantığıyla bakarım.

Bilirim ki Emperyalistlerin orta ve Uzak doğuya çökme amaçlarının önündeki en büyük engel, Türkiye’dir.

Bunu da saklamıyorlar.

Bizim Ortadoğu hayallerimizi gerçekleştirmede en büyük engel Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. Onun yüzünden bu emellerimiz 100-150 yıl gecikti demekteler.

Bugün, bu emellerini gerçekleştirme uğraşında daha başka taktiklerle yol almaya çalışmaktalar.

İngiliz ve İsrail gizli servisleri: “Türkiye ve İslam ülkelerindeki 72 tarikat ve cemaati biz kurduk, biz finansa ediyoruz” diyorlar.

Amaç nedir?

Bernard Shaw’ın:” Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikeli olan; petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmi” tespitini günümüze şöyle ayarlayabiliriz.

Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikeli olan; Maden, petrol ve su kokusu almış Batı ve Amerikan emperyalizmidir.”

İşte bütün mesele budur.

Ne Batı ne de ABD, Kürtleri de kendilerinden olmayan bir başka ulusu da asla sevmezler. Onlar için sevgi, çıkarları kadardır.

BOP gereği kuzey Afrika’da yaşananlar,

Irak ve Suriye’de yaşananlar, bu korku ve endişemizi haklı çıkarmaktadır.

40 yıldır, 50 binden fazla canımıza mal olan PKK ile silahlı saldırılarla zayıflatmaya çalıştılar/çalışıyorlar.

15 Temmuz Fetö taktiği ve başkaldırısı ile içerden dağıtmayı denediler.

Zaman zaman yeni açılım adı altında, siyaseten kamplara bölerek iç cepheyi bölme, karıştırma peşindeler.

İhanet durur mu?

Sömürü yolundaki engellemeleri temizlemek mutlaka gerekli.

Onun için:

Türkiye’yi çevreleme stratejisi ve siyaseti uygulmada:

Irak’ta IKBY üzerinden ilk çentik atıldı, başardılar.

Suriye’de ikinci çentiği atma ve resmileştirme çabası ve siyaseti hızla sürdürülüyor.

İran’da üçüncüsünün eli kulağında. Hazırlıklar içerden devşirdikleri ile pekiştirilmekte.

İçeride Kürtçülük propagandası, tarikat ve cemaat yönlendirmesi ile Türklük aşağılanıp, etnik unsurların uyandırılması yapılırken; dışardan da İsrail-Yunanistan-Rum kesimi kartlarıyla kuşatma derinleştiriliyor, Mavi vatan üzerinde büyük bir operasyon yapılmakta.

Daha bilindik bir yöntemle; içeriden ayrıştırarak, kamplara, tarikatlara bölerek: “Daha demokratik Anayasa, daha çok özgürlük, eşit yurttaşlık” ambalajıyla ulus-milli devlet ve üniter yapımız hedef alınıyor.

Büyük resme bakarsak gördüğümüz budur.

Ancak emperyalistlerin korktuğu, büyük lokma olarak gördükleri Türkiye, çeşitli yollardan zorlanıyor, sınanıyor.

Bu kadar karamsar bir yazı ve öngörünün bir ferahlatan yanı yok mu dediğinizi duyar gibiyim.

Olamaz mı hiç, elbette var.

Bu coğrafyada son sözü; her zaman: aklıselim- sağduyu söylemiştir. Yine de söyleyecektir.

Bu asil millet: “Zamanı gelince atını nallamasını da itinin bağlamasını da iyi bilir.”

Bizim birinci vazifemiz neydi? Hah işte onu unutmadığımız sürece bu hesapları tutmaz, hevesleri kursaklarında kalır.

O vazife Mustafa kemal Atatürk’ün: “Türk istiklal ve Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” Sözlerinde değerini bulmuştur.

Türk milleti, bu vazifesini yemin kabul edip, sıkı sıkıya sarılır ve iç cepheyi sağlam tutarsa, ne emperyalist emelleri, ne Bizans oyunları hedefe ulaşamaz.

Son söz: Ey asil Türk! Oyun belli, hedef belli.

Sen uyanık ve dik duruyor musun? Benim partim, benim siyasi görüşüm, benim liderim, benim tarikatım diyerek bölünmeye yol mu veriyorsun?

Esen kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!