Yeni anayasa tartışmalarını ele alan bu metinde, sürecin başarılı olabilmesi için mutlak bir şeffaflık gerektiği vurgulanmaktadır. Siyasi aktörlerin mevcut anayasanın hangi hükümlerine karşı çıktıklarını ve hazırladıkları taslak metinleri kamuoyuyla paylaşmaları bir zorunluluk olarak ifade edilmektedir. Toplumun en temel sözleşmesi niteliğindeki bu süreçte, kapalı kapılar ardında yapılan çalışmaların demokratik ve katılımcı bir yapıyla bağdaşmadığı belirtilmektedir. Ayrıca, mevcut meclisin sıfırdan bir anayasa yapma yetki ve meşruiyete sahip olmadığı savunulmaktadır. Gerçek anlamda sivil bir anayasanın ancak halkın tam bilgisi ve onayıyla hayata geçirilebileceği son derece net bir şekilde aktarılmaktadır.
Yeni anayasa yapılması konusu yeniden gündeme getirildi. 2027 yılında en çok konuşulacak konulardan birisinin yeni anayasa olacağı anlaşılıyor. Cumhur İttifakı, yeni anayasa konusunda çok ısrarcı. Yeni anayasa taleplerinin en önemli gerekçesi, darbe ürünü olduğunu iddia ettikleri 1982 Anayasası’ndan kurtulmak. İddialarına göre yeni anayasa demokratik, özgürlükçü, katılımcı, sivil bir anayasa olacakmış. Yeni anayasa konusunda çok şey söylenebilir. Siyasi partilerin tekliflerini, varsa anayasa taslaklarını görmeden peşin bir şeyler söylemek için henüz çok erken. Ancak, yeni anayasa konusunda söyleyeceğimiz bazı ilkeler olabilir ve olmalıdır da. Hukukçu Mehmet BACAKSIZ olarak kendi çapımda söyleyeceğim birtakım ilkeler var. Bunları siz değerli okuyucularımla paylaşmak için bu yazıyı kaleme aldım.
- Yeni anayasa konusunda çok önemli gördüğüm ilke, bu konuda fikir yürüten herkesin, her siyasi partinin, her kurumun şeffaf ve dürüst olmasıdır. Bu kapsamda:
- Mevcut anayasadan kurtulmak gerektiğini ileri süren her siyasi parti ve her sivil toplum kuruluşu, mevcut anayasanın hangi maddelerine karşı olduklarını gerekçeleriyle birlikte kamuoyuna açıklamalıdırlar.
- Yeni anayasa yapma konusunda istekli olan siyasi partiler, yeni anayasa konusundaki yaptıkları çalışmaları, yeni anayasa taslaklarını da kamuoyuna açıklamalıdırlar.
Yukarıda belirttiğim açıklamalar yapılırsa mevcut anayasadan rahatsız olan, yeni anayasa yapılmasını talep eden herkesin, her siyasi partinin mevcut anayasadan niçin rahatsız olduğu, yeni anayasa konusunda hangi çalışmaları yaptığı, nasıl bir anayasa teklif ettiği açık ve net olarak ortaya çıkacaktır. Böylelikle, vatandaşlar yeni anayasa konusunda bilgilenmiş olacaklar ve anayasa müzakereleri açık ve şeffaf olarak yapılabilecektir.

Üzülerek görmekteyiz ki, yeni anayasa yapılmasını talep eden siyasetçiler ve siyasi partiler mevcut anayasadan niçin rahatsız oldukları, yapmak istedikleri yeni anayasa konusunda hangi çalışmaları yaptıkları konusunda en ufak bir açıklama yapmaktan kaçınmaktadırlar. Bu hiç normal bir durum değildir. Demokrasiden, milli iradeden, sivil-demokratik-özgürlükçü-katılımcı anayasadan söz edeceksiniz; ama bu konuda en küçük bir açıklama yapmayacaksınız. Bu durum, doğal olarak kafalarda şüphe uyandırmaktadır. Anayasanın en kısa tanımı Toplumsal Sözleşme’dir. Madem 86 milyon vatandaşı temelden ilgilendiren toplumsal sözleşme niteliğinde bir anayasa yapılacak, o zaman her şeyin milletin gözü önünde açık ve şeffaf yapılması gerekmez mi?
Ağustos ayında çıkarılan çerçeve yasa Meclis’e getirilinceye kadar vatandaşın herhangi bir bilgisi yoktu. Bu konuda kamuoyuna hiçbir açıklama yapılmadı. Vatandaşların bilgisinin olmaması bir yana, kanun teklifinin altına imza atan milletvekillerinin dahi ancak imza attıktan sonra bilgi sahibi oldukları günlerce konuşuldu. Bu durum, yeni anayasa konusunda haklı olarak bizleri endişelendirmektedir.
Diyelim ki, Meclis’te 400 ve üzerinde bir çoğunluk oluştu. Bu çoğunluğun halka sormadan, halkın bilgisi olmadan kabul edeceği bir anayasa gerçekten sivil, demokratik, katılımcı, özgürlükçü bir anayasa olabilir mi? Elbette olamaz.
Mevcut TBMM yeni-sıfır bir anayasa yapmak konusunda yetkili değildir. Çünkü:
- Mevcut anayasaya göre, değiştirilemez maddelerden dolayı sıfır bir anayasa yapılamaz. Ancak, anayasa değişikliği yapılabilir.
- Mevcut TBMM, 2023 seçimleri ile oluşmuştur. 2023 seçimleri öncesi seçim propagandasından siyasi partiler yeni anayasa konusunda milletten oy istememişlerdir. Millet, mevcut TBMM’ye yeni anayasa konusunda oy vermemiştir.
Gerçekten milli iradeye uygun, sivil, demokratik, katılımcı, özgürlükçü bir anayasa yapılmak isteniyorsa bunun için siyasi partiler, mevcut anayasa konusunda varsa şikayetlerini gerekçeleri ile birlikte, bunun yanında varsa yeni anayasa taslaklarını da kamuoyuna açıklamalıdırlar. Bütün bunlar yapıldıktan sonra önümüzdeki seçimlerde vatandaşlar yeni anayasa konusunda bilgilenmiş olarak oylarını kullanacaklardır. Böylelikle, seçimlerden sonra gerçekten sivil, demokratik, katılımcı, özgürlükçü bir anayasa yapılması mümkün olabilecektir. Bunlar yapılmadan YENİ, GÜZEL BİR ANAYASA YAPILMASI İMKÂNI YOKTUR.











