
Demokrasilerde iktidara gelmek ve ülkeyi yönetebilmek için cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmanın yanı sıra Meclis çoğunluğunu elde etmek hayati önem taşır. Siyasi partilerin seçimlerde başarıya ulaşabilmesi ve eşitsiz rekabet koşullarını aşabilmesi için en büyük güçleri parti teşkilatlarıdır. Teşkilatların başarılı olması, onların yüksek motivasyonla eğitilmesine, organize edilmesine ve sadece kampanya dönemlerinde değil her zaman sahada kalmasına bağlıdır. Genel merkezin tek başına yürüttüğü çalışmalar yetersiz kalacağından, seçmene doğrudan ulaşan yüz yüze propaganda ve mahalle bazlı çalışmalar asıl etkiyi yaratır. Ayrıca, oyların heba olmaması ve seçim zaferinin kesinleşmesi için sandık güvenliğinin sağlanmasında da teşkilat üyelerinin özverili çalışması şarttır. Sonuç olarak, geçmişteki başarılı örneklerde de görüldüğü gibi, teşkilatların özverili çalışması siyasi partilerin seçim zaferindeki en temel belirleyicidir.
Siyasi partiler, demokratik rejimlerin vazgeçilmez unsurlarıdır. Demokrasiden söz edilebilmesi için siyasi partilerin gerçek anlamıyla teşkilatlanabilmesi ve serbestçe faaliyette bulunabilmesi gerekir. Anayasal sınırlar içinde partilerin farklı görüşlerinin, farklı programlarının olması gayet doğaldır. Siyasi partiler iktidara gelerek ülkeyi yönetme amacını taşırlar; iktidara gelebilmenin yolu ise seçimleri kazanmaktan geçer. İktidara gelebilmek için önce cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak şarttır ancak bu yetmez. Meclis çoğunluğunu sağlamak da son derece önemlidir ve gereklidir. Bir siyasi parti veya birkaç partiden oluşan bir ittifak cumhurbaşkanlığı seçimini kazansa dahi Meclis’te çoğunluğu sağlayamadıysa tam anlamıyla iktidara gelmiş sayılmaz. Çünkü cumhurbaşkanı seçilen kişi her yıl bütçe kanununu ve ihtiyaç duyduğu yasaları Meclis’ten geçirmek zorundadır; aksi takdirde hiçbir icraat yapamaz, adeta “topal ördeğe” döner.
Siyasi partiler seçim kazanmak için propaganda yaparlar; bu, siyasetin olmazsa olmaz şartıdır. Teorik olarak partilerin eşit şartlarda yarışabilmesi gerekir. Eşit yarışma için ise imkânların eşit olması şarttır. Ne var ki ülkemizde böyle bir eşitlik yoktur. İktidar partisi ve içinde bulunduğu ittifak; medya desteği, parasal kaynaklar gibi her türlü devlet ve sermaye imkânına sahipken muhalefet partileri, özellikle de yeni kurulmuş siyasi partiler bu imkânlardan yoksundur. Yeni kurulmuş, maddi imkânları sınırlı muhalefet partilerinin seçim kazanmak için kullanabilecekleri tek ve en etkili güç parti teşkilatlarıdır. Bir partinin teşkilatı partisinin ideolojisini ve programını özümsemişse, bunlara ilave olarak seçmenlere doğrudan ulaşma ve birebir propaganda yapma konusunda iyi organize olmuşsa o partinin başarılı olmaması mümkün değildir.
Parti teşkilatlarının seçim sürecinde yürüteceği çalışmalar iki ana başlıkta toplanır:
- Partinin ideolojisini, programını ve görüşlerini seçmenlere anlatmak; yani etkili propaganda yapmak,
- Seçim döneminde sandık kurullarında görevlendirilen üyeleri, müşahitleri ve tüm teşkilat organlarının koordineli çalışmasıyla partinin oylarını korumak; sandık kurulları başta olmak üzere ilçe, il seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu nezdinde gerekli başvuruları ve itirazları eksiksiz yapmak.

Parti teşkilatlarının propaganda konusunda başarılı olabilmeleri için öncelikle yüksek motivasyona sahip olmaları, ciddi bir eğitimden geçirilmeleri ve doğru organize edilmeleri şarttır. Partinin ideolojisi, vizyonu ve programı seçmene doğru anlatıldığı takdirde başarının kaçınılmaz olacağı tüm kademelere benimsetilmelidir. Böylelikle teşkilat sahaya çıkma konusunda harekete geçirilmiş olur. Motivasyon başarının ön şartıdır; motive olmadan hiçbir işte başarı sağlanamaz.
Günümüzde teşkilatını sistemli biçimde motive eden, eğiten ve organize eden siyasi parti sayısı oldukça azdır. Siyasi partiler genellikle propaganda yükünü yalnızca genel başkanın ve dar bir genel merkez yönetiminin sırtına yüklemiş durumdadır. Genel başkan ve merkez yönetimi ne kadar çalışkan olursa olsun, tek başlarına ülkenin dört bir yanındaki seçmenlere ulaşabilmeleri mümkün değildir. Ülkenin dört bir yanındaki seçmene doğrudan dokunacak olanlar; parti teşkilatının sahadaki yöneticileri, mahalle temsilcileri ve parti üyeleridir.
Propaganda konusunda teşkilatını sürekli motive eden, eğiten ve organize eden siyasi yapı geçmişte Refah Partisi idi. AK Parti, kuruluşundan itibaren Refah Partisi geleneğinden devraldığı tecrübe ile propaganda alanında teşkilatını daima diri tutmuş, eğitmiş ve organize etmiştir. Gerek Refah Partisi’nin gerekse AK Parti’nin seçim başarılarında bu teşkilat modelinin payı büyüktür. Benzer şekilde terör örgütü PKK’nın güdümündeki siyasi uzantılar da teşkilatlarını geçmişten bugüne propaganda ve taban mobilizasyonu konusunda diri tutmuş, eğitmiş ve çalıştırmışlardır.
Siyasi partiler çoğunlukla propaganda faaliyetini 1-1,5 aylık seçim kampanyası dönemine sıkıştırırlar. Bu, siyaseten yapılan çok büyük bir yanlıştır. Esas olan; seçim olsun ya da olmasın, her zaman ve kesintisiz propaganda yapmaktır. Sürekli sahada olan siyasi partiler daima başarıya ulaşır; geçmişteki Refah Partisi bunun en somut örneğidir. Diğer taraftan, parti teşkilatlarının yapacağı basın toplantılarının seçmeni etkileme gücü oldukça düşüktür; zira medya bu açıklamaları bölük pörçük yansıtır. Aynı şekilde şatafatlı salon toplantıları da tabanı genişletmeye yetmez. Seçmeni asıl etkileyen çalışma; köy, mahalle ve sokak temsilcileri ile parti üyelerinin yürüttüğü birebir, yüz yüze iletişimdir.
Seçim günü sandık güvenliğinin sağlanması ve oyların korunması açısından da teşkilatın eğitilmesi ve organize edilmesi mecburidir. Oyları koruyacak olanlar genel merkez yöneticileri değil; sandık başında, il ve ilçe seçim kurullarında nöbet tutacak parti mensuplarıdır. Teşkilat görevini eksiksiz yerine getirirse milletin sandığa attığı oylar heba olmaz. Aksi takdirde, sandık başında ya da kurullarda yapılabilecek usulsüzlükler ve hileler yüzünden oyların boşa gitmesi işten bile değildir. Oyların korunmasında geçmişte Refah Partisi’nin, sonrasında AK Parti’nin teşkilat gücünü sahaya yansıtarak sonuç aldığı bir gerçektir.
Sonuç olarak; bir siyasi partinin başarısındaki yegâne itici güç teşkilattır: Teşkilat çalışırsa seçim kazanılır, çalışmazsa kaybedilir.
