1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Av. Mehmet Bacaksız
  4. PKK’nın Silah Bırakması, Teröristlerin Topluma Uyum Sağlaması Hayalden Öteye Gidemez

PKK’nın Silah Bırakması, Teröristlerin Topluma Uyum Sağlaması Hayalden Öteye Gidemez

featured

Köşe yazısı, PKK’nın silah bırakacağı ve örgüt mensuplarının topluma uyum sağlayacağı yönündeki iddiaların tamamen gerçek dışı ve hayal ürünü olduğunu savunmaktadır. Yazar, örgütün elindeki silah envanterinin tam olarak bilinmediğini, Suriye ve İran uzantılarının tehdit oluşturmaya devam ettiğini ve militanların aldıkları siyasi eğitimler nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti’ni düşman olarak görmeyi sürdürdüklerini belirtmektedir. Ayrıca, terör örgütü elebaşının özerklik ve federasyon gibi hedefler peşinde koştuğunun altı çizilmektedir. Olası bir affın militanları şımartarak kamu düzenini bozacağı ve dürüst vatandaşlarda huzursuzluk yaratacağı ifade edilmektedir. Sonuç olarak, bu kişilerin rehabilitasyonunun ve topluma entegrasyonunun asla mümkün olmadığı vurgulanmaktadır.

Çerçeve yasa çıktıktan sonra PKK’nın kendisini tasfiye edeceği, silah bırakacağı iddia ediliyor. PKK’nın silah bıraktığının tespitinden sonra üst düzeydeki yöneticilerin dışında 9.000 civarında PKK’lı militanın Türkiye’ye geleceği, bu militanların ve halen cezaevlerinde bulunan 3.000 civarında militanın tahliye olmasından sonra alınacak ekonomik ve sosyal tedbirlerle bu militanların topluma uyum sağlamalarının gerçekleştirileceği de konuşuluyor. Peki, PKK’nın gerçek anlamda silah bırakması, PKK’lı militanların topluma uyum sağlamaları mümkün mü? Asla mümkün değil. Bu iddialar hayalden öteye gidemez. Neden mi? İşte nedenleri:

1- PKK’nın silah bıraktığını söyleyebilmek için öncelikle PKK’nın elinde hangi türden ne kadar silah olduğunun ve bu silahların nerelerde bulunduğunun bilinmesi şart. Peki, güvenlik güçlerimizin ve MİT’in elinde bu konuda sağlam bilgiler var mı? Güvenlik güçlerimizin ve MİT’in elinde bu konuda sağlam, kesin bilgiler olduğunu hiç sanmıyorum. Zaten, bugüne kadar bu konuda bir açıklama da yapılmadı. PKK’nın elinde ne kadar silah olduğunu ve bu silahların nerelerde olduğunu bilmeden elbette PKK’nın silah bıraktığı söylenemez. Bu nedenle, PKK’nın silah bırakacağına inanmak sadece kendimizi kandırmak olur.

2- ABD, PKK’nın Suriye kolu SDG’ye binlerce tır ağır silah vermişti. Şimdi, SDG’nin Suriye Ordusu’na entegre olduğu söyleniyor. Tabii ki, bu gerçek bir entegrasyon değil. SDG emir-komuta zinciri bozulmadan Suriye Ordusu’na sözde entegre oldu. Suriye Devleti’nin SDG üzerinde herhangi bir denetimi söz konusu değil. ABD’nin verdiği binlerce tır ağır silahın nerede olduğunu bilen yok. SDG bu silahları Suriye Ordusu’na teslim etmedi. Orta Doğu’da yaşanabilecek bölgesel bir kriz sırasında SDG’nin ABD’nin verdiği silahlarla Türkiye’ye saldırmayacağını kimse garanti edemez. Bu nedenle de PKK’nın silah bırakacağına inanmak sadece kendimizi kandırmak olur.

3- PKK’nın İran kolu PJAK ise tasfiye edilmediği gibi silah da bırakmadı. Bölgede yaşanabilecek bir kriz sırasında PJAK’ın da Türkiye’ye saldırmayacağını kimse garanti edemez. Bu nedenle de PKK’nın silah bırakacağına inanmak sadece kendimizi kandırmak olur.

4- PKK, Kuzey Irak’taki kamplarında militanlarına yaz mevsiminde askeri eğitim, kış mevsiminde siyasi eğitim veriyordu. Siyasi eğitimlerde Türkiye Cumhuriyeti’nin; Türk Ordusu’nun “Kuzey Kürdistan’ı işgal ettiği”, PKK’nın bu işgale karşı “devrimci bir kurtuluş savaşı” verdiği anlatılıyordu. Bu siyasi eğitimden geçen PKK militanları Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türk Ordusu’nu, hatta Türk Milleti’ni düşman olarak görüyor ve büyük bir öfke duyuyorlardı. Çerçeve yasa nedeniyle Türkiye’ye dönecek ve cezaevlerinden tahliye edilecek PKK militanlarının bu fikirlerinden vazgeçtiklerine, rehabilite olacaklarına, toplumla uyum içinde bütünleşeceklerine inanmak sadece kendimizi kandırmak olur. PKK militanlarının Türk Milleti’yle bütünleşmek gibi bir amaçları geçmişte yoktu, bugün de yoktur, bundan sonra da olmayacaktır. Bu sebeplerle PKK’lıların normal vatandaş olabileceği, topluma uyum sağlayabileceği hayallerine kapılmayalım. Böyle hayallere kapılanlar çok zaman geçmeden yanıldıklarını anlayacaklardır.

5- PKK’lılar eskiden beri Türk Ordusu ile yaptıkları savaşın “Kürdistan’ın bağımsızlığı için yapılan bir savaş” olduğuna, bu sebeple bu savaşın haklı bir savaş olduğuna, kendilerinin bu savaştan ötürü sorumlu olmadıklarına inanmakta, bunu çekinmeden söylemektedirler. PKK’lılara göre bu savaşta asıl sorumlu olan Türkiye Cumhuriyeti’dir, Türk Ordusu’dur. PKK’nın siyasi uzantısı DEM Parti geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada terörle mücadele kapsamında öldürülen teröristler için kişi başına 2.100.000 TL tazminat talep etmiştir. Bu tazminat Türk Devleti’nden ve dolayısıyla Türk Milleti’nden talep edilmiştir. Şimdi, bu zihniyete sahip PKK’lı teröristlerin toplumla uyum sağlayacaklarına inanmak son derece saflık olup kendimizi kandırmaktır.

6- Geldiğimiz noktada teröristbaşı Öcalan PKK kadrolarına bazı hedefler göstermiştir. Bu hedefler; Anayasa’ya Kürtlerin kurucu unsur olarak girmesi, Kürtçe eğitim imkânının elde edilmesi, Kürtçenin resmi dil olması, yerel yönetimlere özerklik tanınması vs.dir. Öcalan, bu hedeflerle Türkiye sınırları içinde federe bir Kürt devleti oluşturmak istemektedir. PKK militanları bu hedefler doğrultusunda yönlendirilmektedir. Hedefleri Türkiye sınırları içinde bir Kürt Federasyonu kurmak olan militanların rehabilite olacağına, topluma uyum sağlayacağına inanmak akıllı insanların işi değildir. Buna ancak aklını kullanmayan, saf, hayalperest basit insanlar inanabilir.

PKK’nın silah bırakmasının, PKK militanlarının topluma uyum sağlamasının hiç gerçekçi olmadığını, bunların hayalden öteye gidemeyeceğini izah edebildiğimi düşünüyorum. Türkiye’ye gelecek 9.000 PKK militanı ile cezaevlerinden tahliye edilecek 3.000 civarında PKK militanının kamu düzeni ve milletin huzuru açısından yaratabileceği sakıncaları da açıklamak istiyorum.

PKK’lı militanlar hak etmedikleri halde cezaları affedilecektir. Bu nedenle, bu militanlar zafer kazanmış bir ordunun mensupları psikolojisi ile şımaracaklar ve küstahlaşacaklardır. Bu durum, kamu düzeninin bozulmasına, milletin huzurunun kaçmasına sebep olacaktır. Rehabilitasyon, topluma uyum bahaneleri ile bu militanların devlet kadrolarında işe yerleştirilmeleri veya kamu bankalarından düşük faizli veya faizsiz kredilerle iş güç, konut-iş yeri sahibi yapılmaları yıllardır devlete sadakat göstermiş, askerlik yapmış, vergi vermiş sade vatandaşların tepkisine sebep olacaktır. Devlete sadık, askerlik yapmış, vergi veren sade vatandaşların bu durumu kabullenmeleri asla mümkün değildir. Sonuç olarak şunu kesin olarak söyleyebilirim ki; PKK MİLİTANLARININ REHABİLİTE OLMALARI, TOPLUMA UYUM SAĞLAMALARI ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!