Avukat Mehmet Bacaksız’ın kaleme aldığı yazı, 2028 yılındaki seçimlerin Türkiye’nin geleceği açısından hayati bir dönüm noktası oluşturduğunu savunmaktadır. Yazar, yeni bir çözüm sürecinin terör örgütlerini cesaretlendireceğini, olası bir anayasa değişikliğinin üniter yapıyı tehlikeye atarak ülkeyi federal bir sisteme sürükleyebileceğini ve sığınmacılara vatandaşlık verilmesinin demografik yapıyı olumsuz etkileyeceğini belirtmektedir. Bu tehditlere karşı, tarihsel Kuvay-ı Milliye ruhundan ilham alınarak vatanseverlerin ve milliyetçi unsurların bir araya gelmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Mevcut siyasi parti liderlerinin katılım çağrılarının yetersiz kaldığı ifade edilerek, tüm milliyetçi partilerin eşit şartlarda ve ön şartsız olarak ortak bir stratejide buluşmasının elzem olduğu aktarılmaktadır. Bu iş birliğinin sağlanmasının, ülkenin bütünlüğünü korumak adına tarihi bir sorumluluk ve millî bir görev olduğu sonuç olarak sunulmaktadır.
2028 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi ülkemizin, milletimizin birliği, bütünlüğü açısından çok önemli. Ülkenin bütünlüğünü, milletin birliğini bozabilecek tehditlerin ortaya çıkması ihtimal dâhilinde. Bu tehditler nelerdir? Açıklayalım:
- “Terörsüz Türkiye” diye lanse edilen Açılım Projesi‘nin ülkenin, milletin ve devletin hayrına olması kesinlikle mümkün değil. Proje başarıya ulaşırsa teröristbaşı özgürlüğüne kavuşacak, binlerce PKK’lı terörist affedilecek, rehabilitasyon-topluma uyum masallarıyla kamu imkânları kullanılarak iş güç sahibi yapılacaktır. Bunun sonucunda terör örgütü ve siyasi uzantıları iyice şımaracaklar, küstahlaşacaklar, olmayacak talepler dayatacaklardır. Milletin bu durumu kabullenmesi, hazmetmesi kesinlikle mümkün değildir. Şayet bu açılım projesi başarıya ulaşamazsa terör örgütü tekrar silaha sarılmak suretiyle terör eylemlerine başlayacaktır.
- Seçimlerden sonra Cumhur İttifakı + DEM Parti ortaklığı Meclis’te çoğunluğu sağlar, üstüne anayasayı referandumsuz değiştirebilecek çoğunluğu elde edebilirse Türkiye’yi eyalet sistemine dönüştürecek sıfır bir anayasa yapabilirler. İşte, o takdirde Atatürk’ün emaneti olan üniter-milli devletimiz sona erecektir. Eyalet sistemine dönüşten sonra en geç 50 yıl içinde Türkiye’nin bölünüp parçalanması kuvvetle muhtemeldir.
- 2028‘de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini Cumhur İttifakı + DEM Parti ortaklığının kazanması hâlinde, hâlen sığınmacı durumunda olan Suriyelilerin tamamına vatandaşlık verilmesi ihtimali oldukça yüksektir. Bu durumda Türk milleti, çoğunluğu kaybederek azınlık durumuna düşecektir. Daha sonra yapılacak anayasa değişikliği sonucunda Türkiye Cumhuriyeti, Türk devleti niteliğini kaybederek Türk-Kürt-Arap Federasyonuna dönüşebilecektir.

100 yıl önce I. Dünya Savaşı sonrası Türk milleti bir ölüm-kalım kavgası vermiş, kurmayı başardığı Kuvay-ı Milliye Hareketi ile kavgayı kazanmış, sonuçta üniter-milli devletimiz Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu. Bugün de yukarıda belirttiğimiz tehlikeleri bertaraf etmek için yapılacak iş gene yeni bir Kuvay-ı Milliye Hareketi başlatmaktır. Bu hareketi başlatabilmek için tüm Atatürkçülerin, Türk milliyetçilerinin, tüm vatanseverlerin milliyetçi bir ittifak oluşturmaları gerekmektedir. Bu ittifaka Kuvay-ı Milliye İttifakı denilebilir.
Sayın Ümit Özdağ, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e Kuvay-ı Milliye İttifakı kurma çağrısı yapmıştı. Özgür Özel’den bu çağrıya olumlu karşılık gelmedi. Geçtiğimiz günlerde İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Zafer Partisi ile Anahtar Parti’ye birleşme çağrısı yaptı. Ama bu çağrı bir ittifak çağrısı değil, “Gelin bize katılın” çağrısı idi. Bu çağrı milliyetçi bir ittifak oluşturma çağrısı olamaz. Mevcut şartlarda Zafer Partisi’nden ve Anahtar Parti’den kendilerini feshederek İYİ Parti’ye katılmaları beklenemez. Sözünü ettiğimiz Kuvay-ı Milliye İttifakının oluşturulabilmesi için tüm milliyetçi partilerin hiçbir ön şart ileri sürmeden eşit şartlarda bir araya gelmesi lüzumludur. Oluşturulacak Kuvay-ı Milliye İttifakı, 2028 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde ortak hareket etme, iş birliği yapma imkânlarını araştırarak ortak strateji oluşturmalıdır. Bu başarılabilirse, ülkenin bütünlüğünü, milletin birliğini bozabilecek tehditler ortaya çıkmadan bertaraf edilebilecektir. Bu sebeplerle milliyetçi partilerin liderleri göstermeleri gereken olgunluğu göstererek bir araya gelmeli, Kuvay-ı Milliye İttifakını oluşturmalıdırlar. Bu millî bir görev ve sorumluluktur. Hiç kimse bu görev ve sorumluluktan kaçınamaz. Bu görev ve sorumluluktan kaçınanlar tarih ve millet önünde sorumlu olacaklardır.











