Bu makale, Türk bayrağının bir millet için taşıdığı derin kutsallığı ve ulusal onuru temsil eden manevi değerini vurgulamaktadır. Yazar, bayrağa yönelik gerçekleştirilen her türlü saygısızlığın Türk milletinin şehitlerine ve bağımsızlığına yapılmış bir saldırı olduğunu ifade etmektedir. Devletin, vatanın bütünlüğünü korumak adına bu tür tehditlere karşı daha sert ve kararlı önlemler alması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, bayrak sevgisinin ve Milli Mücadele ruhunun gelecek nesillere aktarılmasının önemi, Arif Nihat Asya’nın şiirleri ve İstiklal Marşı referans alınarak anlatılmaktadır. Son olarak, bölgesel jeopolitik risklere dikkat çekilerek, milli değerlere sıkı sıkıya sarılmanın Türkiye’nin geleceği için en temel şart olduğu belirtilmektedir.
Bayrak; bir ulusun onurunu, özgürlüğünü, kutsal değerlerini ve her şeyini temsil eden, şekli ve rengi yasalarla belirlenmiş alametifarikaya denir. Biz Türklerde bayrak, kutsallığı ve dokunulmazlığı tartışılamaz olan en kıymetlimizdir. Onun için atalarımız: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Varsın yansın ocağım, kurtuldu al sancağım,” ve daha nice anlamlı, kıymeti biçilemeyen sözler demişlerdir.
Birkaç gün öncesi sınırımızda al bayrağımız saldırıya uğradı. Ulus olarak gereken tepkiyi gösterdik; ancak benim içim soğumadı. Bayrağımın rengini aldığı, uğruna can veren şehitlerimizin kemikleri sızladı. Askerlik bir geçim kapısı, istihdam alanı değildir; bir yaşam şeklidir. Ömrünü en zor şartlarda bile devletine adayabilmektir.

Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın şiiri; “Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü…” hem askerlerimize hem de ulusumuza sürekli öğretilmeli, İstiklal Marşı’mızın tamamı gündemde sarsılmaz bir şekilde hak ettiği yerini almalıdır. Benim görüşüm ise Arif Nihat Asya ile aynıdır: “Bayrağımı selamlamadan uçan kuşun yuvası bozulmalı, bayrağıma benim gözümle bakmayanın gözü oyulmalı.”
Şanlı bayrağımızı pis ayakları ile çiğneyenleri temsilen bir terörist devletimi tehdit ediyor; yurt içinde de şanlı bayrağımızı çiğneyeceklerini, eylemleri yayacaklarını söylüyor. Hâlâ ağzı yırtılmamış, yerinde duruyor. Ben hissederim ki devletim laf yerine icraat yapar. Konya’da Şehit ve Muharip Gazileri Derneği’ni ziyaret ettim. Derneğin tüm duvarları şehit askerlerimizin resimleri ile dolmuş, yer kalmamış. Doğrusu, şehitlerimizin üzerimizdeki hakları altında ezildim. Selam sizlere şanlı şehitlerimiz!
Devletimden masumane bir isteğim var: Bundan sonra bayrağıma kötü gözle bakanlara, yurduma göz dikenlere, bölme girişimlerinde bulunanlara (yerli-yabancı fark etmez) karşı imha operasyonları düzenlenmelidir. Bu arada TSK İç Hizmet Kanunu’nda silah kullanma talimatı yeterlidir; eğer daha yaygın ve etkin kullanılırsa içime su serpilecektir. Devletimin şimdiye kadar yaptıkları, yapacaklarının teminatı olması geleceğe umutla bakmamı sağlıyor.
Bakın İran’da gösteriler sırasında bayraklarını yakan ve yaktıranlar sayesinde ABD donanması kapılarına dayandı, tatbikatlar yapıyorlar. Yakında saldırıya uğramaları kuvvetle muhtemel! Eğer akıllanmazlar ve Türkiye ile sadık müttefik olmazlarsa; Iraklılardan, Suriyelilerden, Filistinlilerden daha beter duruma düşeceklerinden kimsenin şüphesi olmasın!
Şimdilerde her zaman, her yerde; devletimize, bayrağımıza, kutsal değerlerimize sımsıkı sarılmanın, bayrağımızı Misak-ı Millî sınırlarımıza dikmenin vakti geldiği düşüncesindeyim. Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiirindeki görüşlere katılanların ve gereklerini yapanların üzerine olsun. Vesselam.