Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. MHP Üzerine Operasyon ve Hizip Particiliği

MHP Üzerine Operasyon ve Hizip Particiliği

0
Paylaş

MHP üzerine herkes operasyon yapıyor.
 
Cemaat operasyon yapıyor.
 
MİT operasyon yapıyor…
 
ABD boş durur mu hiç sanmıyorum.
 
Rusya’nın içerde kimsenin tahmin edemeyeceği ulusalcı güçler var, onlar da operasyon yapmak için niçin aheste dursunlar?
 
MHP üzerine bir takım iç ve dış çevreler operasyon yapıyor.
 
İsrail yapıyormuş diyorlar. Ümit Özdağ İsrail’in ajanıymış.”
 
Rus ve İran ittifakı Sinan Oğan üzerinde çalışıyormuş.”
 
“Öyle ya sağır sultan bile duydu cemaatin, paralel yapının Meral Akşener’i MHP’ye genel başkan yapmak istediğini.”
 
AK Partililer, medyada ve siyasette ne kadar çok bilmiş istihbarat ve karşı istihbarat konusunda ehil kalemşor varsa hepsi ortaya dökülüp Devlet Bahçeli’ye operasyon yapılmak istendiğini, aslında bu operasyonun da Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik bir operasyon olacağını yazıp çizdiler, söylediler, hatta haykırdılar.
 
MHP delegesi ne yapacağını şaşırdı.
 
Ben neymişim be abi?” demeye başladı.
 
Altı üstü partisine genel başkan seçecekti.
 
Daha önce birkaç defa kongreye gitmişlerdi ve hiçbirinde böyle bir psikolojik baskı altında değillerdi. Algı yönetimi diyorlar ya tam da ona duçar oldu zavallı delegeler…
 
MHP üzerine bir algı operasyonu, genel başkanı koruyan ve kollayan bir milli savunma refleksi elbette söz konusu.
 
Devlet Bey devleti selamete çıkarmak için sıklıkla partisini harcayarak istikrar için politik manevra yapmadı değil.
 
Üçlü koalisyon hükümeti sırasında hiç kimsenin aklında yokken seçim istemesi; 7 Haziran’dan sonra AK Parti bile “yeterli dersi aldık artık biraz daha milletimize saygılı olmayı öğreneceğiz” diye çıkarsamalarda bulunurken; o, “1 Kasım’da seçim olsun” diye devleti ve tabii ki iktidarı rahatlattı.
 
Nitekim MHP seçmeni de istikrar ve devlet aşkına AK Parti’nin eskisinden de güçlü gelmesini temin etti.
 
Şimdi her vakit işe yarayan bir manivelanın elden yitip gitmesi hele hele şu konjonktürde, milliyetçiliğin revaçta olduğu süreçte kendisine pay çıkarıp siyasette taşları yerinden oynatması ülke için risk olur.
 
Böyle düşünen istihbarat, devlet, derin devlet, iktidar, askeri çevreler, bürokrasi, diplomasi, aristokrasi ve daha bilmem nesi varsa hepsi birden hiç de hazzetmedikleri MHP’nin Oblomov gibi oturup durmasının dışında adındaki hareketten ilham alarak koşturmasını harekete geçmesini herhalde tehlikeli buluyorlar olsa gerektir.
 
MHP’ye yönelik operasyonlara karşı kimse de çıkıp “benim partim üzerinde niçin operasyon yapıyorsunuz?. Demek ki partim yakın bir gelecekte iktidar namzedi, o halde gerçekten Türkiye’yi layık-ı veçhile yönetebilecek kadroları toparlayayım” diye düşünmez, anlamıyorum.
 
Aysbergin görünen yüzü bile milliyetçiliğin giderek yükseldiğini gösteriyor.  İçerden ve dışarıdan sıkıştırıldığının şuuruna varan Türkiye’nin sivil toplumunda öyle bir millî ruh heyecanı ve milliyet dalgaları köpürüyor ki önüne çıkanı dümdüz edebilir.
 
Sayın Cumhurbaşkanını aşırı milliyetçi söylemlere iten de ona ulaştırılan bu bilgidir.
 
Milliyetçiliğin yükselen dalgası üzerinde sörf yapmak gibi bir şey…
 
Sörf yapamazsanız dalgalar sizi yutar…
 
Ne yazık ki MHP bir şirket gibi yönetiliyor. Şirket gibi de değil. Şirket daha akıllıca yönetilir çünkü. Aşiret gibi daha doğrusu…
 
Oysa vatan toprağına kalp gözüyle şöyle bir bakanlar, o vatan toprağı üzerindeki suların şarıltısını, börtü böceğin kanat çırpışını duyanlar derin dalganın ne vazettiğini bilirler, kitabı doğru okurlar.
 
Milliyetçiliğin basit hizip kavgalarından ve çıkarlarından üstte bir yerde olduğunu partili partisiz herkes anlamalıdır artık.
 
Milletsiz milliyetçilik, milliyet değerlerinden mahrum milliyetçilik, memleketin makus talihini yenmek üzere iktidar projesi için gece gündüz çalışmak gerekirken adında hareket olan bir organizasyondaki Oblomovculuk nasıl yanlış ise sırf devlet kadrolarını işgal, koltuk peşinde olma, taraftarına rant dağıtma beklentisindeki ucuz milliyetçilik de o kadar yanlıştır. Bu ümmetçiliğin sadece kendi tarikatının ve cemaatinin çıkarları ve karanlık ilişkileri olarak vasfedilmesine benzer.
 
En güzelini Ahmet Bican Ercilasun Hoca yazdı:
 
Milliyetçi siyasi parti ile ilgili diğer bir sorun, gerek yöneticilerin, gerek yöneticilere karşı çıkanların ‘milliyetçilik’i bir ‘grup’ bir ‘hizip’ hareketi zannetmeleridir. Bu yanlış anlayış, bazılarında o kadar ileri noktadadır ki çok defa kendi ‘hizip’lerinin çıkarlarını milletin çıkarlarının üstünde görebilmektedirler. Bu anlayış ‘parti / hizip mensuplarına iş ve kadro talebi’ ile somut olarak ortaya çıkmaktadır.
 
Hiç şüphesiz siyasi parti içinde de dışında da ‘milliyetçilik’ kavramını, olması gerektiği gibi temsil edenler vardır. Sorunu onların dayanışması ve birlikteliği çözebilir.
 
Son söz: Millî duygu ve heyecan bugün yanlış istikametlere yönelse de sonunda ihaneti mutlaka tanır ve sorumluları cezalandırır. Coşkun akan su da sonunda mutlaka yatağını bulur.”
 
 
 
RUBAİ
 
Âşinâdır bizge her dem cihân-ı âhir perest
Hâlimizden bilmeyendir zâhid-i zâhir perest
Etmezem ikrâh etimden sabah akşam yerse de
Müfterî hoşgörmemiz kim ta yazar rûz-i elest

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!