Gencehan Tunay
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Konu İran olunca vicdanımıza sınır mı çiziliyor?

Konu İran olunca vicdanımıza sınır mı çiziliyor?

featured
1
Paylaş

Yazar Gencehan Tunay, Türkiye’deki muhafazakâr çevrelerin ve devlet kurumlarının İran’a yönelik saldırılar karşısındaki sessizliğini sert bir dille eleştirmektedir. Metin, Filistin ve Suriye gibi bölgeler için gösterilen toplumsal duyarlılığın neden İran söz konusu olduğunda sergilenmediğini sorgulayarak ciddi bir vicdani çelişkiye dikkat çekmektedir. İnsani yardım kuruluşlarının ve siyasi figürlerin bu süreçteki pasif tutumu, yazar tarafından seçici bir adalet anlayışı ve tutarsızlık olarak nitelendirilmektedir. Özellikle emperyalist müdahaleler karşısında sessiz kalmanın ikiyüzlülük olduğu savunulurken, bölgesel bağların ve dini kardeşlik söyleminin bu durumda göz ardı edildiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’deki karar vericileri ve sivil toplumu kendi ahlaki değerleriyle yüzleşmeye davet etmektedir.

 

Yıllardır “dünyanın vicdanıyız” diyenler; Filistin’de meydanları doldurup, Suriye’de sınırları açıp, Somali’den Pakistan’a her yerde var olduklarını anlatanlar, bugün neden suskun? Milyarlar harcayan, milyonlara kapı açan hükümet ve o duyarlılığı sahiplenen çevreler, İran söz konusu olunca neden ortadan kayboluyor?

Din kardeşliği ve “ümmet” söylemi söz konusu olduğunda Filistin’de ve Suriye’de mazlumun sesi olunduğunu gördük. Peki aynı duyarlılık neden İran için gösterilmiyor? Oysa İran, Müslüman bir toplumdur ve tarihsel ile toplumsal açıdan Türkiye ile derin ilişkileri olan önemli bir coğrafyadır. Bugün bu ülkeye yönelik saldırılar doğrudan halkı ve bölgesel dengeleri hedef almaktadır. Filistin, Suriye, Sudan ve daha birçok ülke için gösterilen hassasiyet neden İran söz konusu olduğunda geri planda kalıyor? Hem insani hem de tarihsel bağların bu kadar güçlü olduğu bir yerde sergilenen bu sessizlik ciddi bir çelişki değil midir?

İran’da siviller saldırı altındayken; yakın zamanda Galata Köprüsü’nde miting yapan Bilal Erdoğan ve benzerleri nerede? AFAD, Kızılay, TİKA ve diğer STK’lar neden aynı refleksi göstermiyor? Peki ya Türk Devletleri Teşkilatı ve TÜRKSOY gibi kuruluşlar ne zaman soydaşlarımızın sesine kulak verecek? Bu tablo, vicdanın nasıl seçici hâle geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Siyonizm ve emperyalizmin ağır saldırıları karşısında suskun kalanlar, bu suskunluğun hesabını vermek ve kendi tutarsızlıklarıyla yüzleşmek zorundadır. Dün İran’daki katı rejimin halka uyguladığı baskıları yüksek sesle eleştirenler için bugün gerçekler değişmiştir. Amerika ve İsrail’in İran topraklarını hedef alması, şehirleri vurması ve sivillerin hayatını kaybetmesi karşısında sessiz kalmak, her açıdan ikiyüzlülüktür. Kendini İslam dünyasının parçası olarak tanımlayan çevrelerin bu şartlar altında İran’ı kınamaya devam etmesi ise bu tutarsızlığın açık bir göstergesidir.

Ama asıl tutarsızlık, bizim kendi içimizdedir…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 31 Mart 2026, 14:53

    Ayrıca, İran nüfusunun yarısı Türklerden oluşmaktadır.

    Cevapla
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!