Erol Sunat
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Derin Belirsizlik

Derin Belirsizlik

featured
0
Paylaş

Erol Sunat’ın bu yazısı, bireysel yaşamdan küresel siyasete kadar uzanan derin bir belirsizlik halini ve bunun toplum üzerindeki ağır tesirlerini ele almaktadır. Metin, ekonomik sıkıntıların, savaşların ve yarınsızlık hissinin insan ruhunda yarattığı çaresizlik ile karamsarlığı etkileyici bir dille tasvir eder. Özellikle Orta Doğu’daki çatışmaların dünya için bir ayna görevi gördüğü belirtilirken, bu kargaşanın dostlukları ve sadakati sınayan bir süreç olduğu vurgulanır. Yazar, belirsizliği önünü göremeyen bir kör nokta veya soğuk bir yılan gibi betimleyerek, gerçeklerin yerini yalanların almasına karşı bir uyarıda bulunur. Sonuç olarak kaynak, adaletsizliğin ve belirsizliğin hüküm sürdüğü bu dönemde, insani değerlerin ve tarihsel bilincin önemini hatırlatan bir eleştiri sunmaktadır.

 

Cep belirsiz, cepken belirsiz, cüzdan belirsiz, çarşı belirsiz, pazar belirsiz, sokak belirsiz, alacak-verecek belirsiz…

Borç harç belirsiz, kira belirsiz, faturalar belirsiz…

İş belirsiz, aş belirsiz…

Geçim belirsiz, seçim belirsiz… Bakan belirsiz, gören belirsiz, duyan belirsiz… Yaz belirsiz, kış belirsiz, bahar bir garip, güz belirsiz…

Orta Doğu’daki savaş belirsiz…

Kimin ne yaptığı, ne yapacağı belirsiz…

Hatta ne dediği, ne söylediği; söylenenlerin nereye vardığı, varacağı da belirsiz…

Dün belirsiz, bugün belirsiz, yarın hepten belirsiz…

Düşmüşüz bir belirsizliğin içine…

Hayal belirsiz… Umut belirsiz… Amaç belirsiz… Hedef belirsiz… Günü kurtarma derdinde herkes…

Yarın ne mi olur diyene; “Hele bir yarın olsun, ona da yarın bakarız” diyen bir belirsizlik…

Derin belirsizlik böyle bir şey işte…

Bu belirsizliğin içinde nasıl mutlu olabilir insanlar? Nasıl gülümseyebilir? Nasıl belini doğrultabilir? Nasıl umutla bakabilir bir adım sonrasına?

Derin derin düşünerek mi?

Çaresizliğine, kimsesizliğine, yapayalnızlığına içten içe kahrolarak mı?

Belirsizliklerin bizi getirdiği nokta; olumsuzlukların tavan yaptığı, çıkmaz sokak misali bir yer.

İleri gidilmez, geri dönülmez, ne yapılacak bilinmez bir yer.

Tam da belirsizlik denen kavrama uygun bir nokta.

“Kör nokta” diyenler var, “bu noktanın adı yok” diyenler var; “belirsizlik noktası” diyenler biraz daha fazla…

Bir belirsizlik işte.

Derin belirsizlik diye dillendirilmesi belki de bu yüzden…

*****

Belirsizliğin derinlerde seyrettiği yer savaş alanları.

Nerede savaş varsa belirsizlik oraya postu seriyor.

Sonrası kim ne derse desin; ortalık toz duman, kızılca bir kıyamet kopan, belirsizlik kapan, belirsizlik sapan, belirsizlik yaman mı yaman…

Neler mi oluyor?

Savaşlarda “mağlup olmaz, mağlup edilemez” denilenler; ummadıkları kadar direnç gösteren ve direnen kayalara çarptılar.

Şaşırdılar; işi lafa ve tehditlere boğdular.

Dünya onca tecrübesine rağmen bir olamadı, birlik olamadı; kendini dünyanın hâkimi sananlara, “şurası benim, burası benim” diyenlere bir türlü “otur oturduğun yerde” diyemedi.

Dünya; vatanlarını savunanların neler yapabileceklerini de gördü; kaçanları, firar edenleri, en basit zorluk karşısında bir yerlere sığınmaya kalkanları da…

*****

Doğu Türkistan Çin zulmüne, Ukrayna Rus işgaline; İran, İsrail ve ona destek olan tüm devletlere karşı koymaya devam ediyor.

Lübnan ve Gazze yanmaya devam…

Onca vahşete, kan dökmeye rağmen…

Ne Çin bıraktı Doğu Türkistan’ın yakasını, ne Rusya bıraktı Ukrayna’nın, ne İsrail bıraktı Gazze’nin ve Lübnan’ın yakasını…

Şimdi de yapıştılar İran’ın yakasına.

Taşın altına yüreklerini koyanlar direniyor, savaşıyor vatanları için canları pahasına…

Orta Doğu, dünya için muhteşem bir ayna olmaya devam ediyor…

Orta Doğu’ya bakan, kendi içindeki belirsizlikleri daha da çözemezse, inanın bir daha zor çözer.

Derin belirsizlik; yerini derin vefasızlığa, dostlukları ve bağları sorgulamaya; kim kimin yanında, kim kimin karşısında, kim sağlam duruyor, kim yalpalıyor, kim ince hesaplar yapıyor, kim hayal kuruyor sorularını cevapladı.

Savaş ayna oldu, ayna tuttu; anlayan anladı, anlamak istemeyen takıldığı yerde debelenmeye başladı; art niyetliler, içi dışı bir olmayanlar iyot gibi açığa çıktı.

*****

Savaşın cümle “neden” ve “niçin” soruları Orta Doğu aynasında cevabını buldu.

Kardeşlik, inanç, dostluk gibi duyguların ne olup olmadığı hem sorgulandı; bazı belirsizlikler çözülürken yeni belirsizlikler ortaya çıktı…

Bu arada savaş rüzgârları eserken yeli de bizi fena çarptı…

Akaryakıt, doğal gaz ve onların tetiklediği ne varsa katlanarak ve bize çarpa çarpa ilerlemeye başladı.

Savaşın yarattığı belirsizlik karşısında donduk kaldık.

Zaten 2026 yılına iyi başladığımız söylenemezdi.

Üstüne üstlük bir de savaş eklendi. Darmaduman oldu her şey. Maaşlara yapılan zam da kalktı ortadan.

El elde baş başta kaldı; belirsizliklere daldı gitti çok insan… “Fazla derinlere dalma” diye takılırdık eşe dosta.

O derinlere dalan sayısında öylesine ciddi artışlar var ki; kimi “kan kussa kızılcık şerbeti içtim” diyor…

Kimi belli etmemek için çırpınıyor.

Kimi “düştüm bir girdabın içine, ne sen sor ne ben söyleyeyim” diye geçiştiriyor.

Kimi “iyi demek adetten”; “iyi gördüm de iyi dedi de, öyle bilsin, öyle hatırlasınlar” deyip kestirip atıyor.

*****

Belirsizlik adamı konuşturmuyor nihayetinde…

Belirsizlik sırlarla sarıp sarmalıyor insanları, yalanlarla da tabii…

Doğruyu söyleyemeyen ne yapar?

Yalanlara sığınır…

Belirsizliklerle boğuşanlar için hal ve ahvallerini aşikâr etmek bir sırdır.

Belirsizliğin derinliklerinde kaybolup gitmek var olsa da; bu derinliklerde yaşayıp giderken bir taraftan kurtulma imkânını diri tutmak, ayakta tutmak da önemli bir mesele diyenler de yok değil.

Belirsizlik orta yere çöreklenip oturan bir yılan gibi…

Yılan soğuk bir canlı…

Belirsizlik de en az yılan kadar soğuk ve korkutucu. Bir o kadar da itici…

Belirsizliklerden bir adım önümüzü göremez hâle gelmişiz.

Bazı hâller “kendim ettim kendim buldum” hâlleri.

Bazı hâller bizden kaynaklı değil…

Sebep-sonuç denen kavram belirsiz…

Orta Doğu’da devam eden savaş belirsiz.

Ekonomi belirsiz… Enflasyon belirsiz… Rakamlar belirsiz… Hayat belirsiz…

Belirsiz bir bekleyişin içinde debelenip duruyoruz.

Ortada çözüm yoksa, belirsizlik çöker her yana…

Tuttuğunuz dallar elinizde kalır… Çaldığınız kapılar açılmaz. Telefonlarınıza kimse çıkmaz…

Cevap diye verilmeye çalışılan laflar kimseyi teselli etmez, kimseyi iknaya yetmez…

Bu böyle gitmez… Gitmez amma… Belirsizlik derin…

*****

Ürküten bir sessizlik hâkim her yana…

Fırtınadan önceki sessizlik denir ya hani…

Yapanın yaptığının yanına kâr kaldığı sanılabilir…

Bu belirsizlikte dahi bu kâr meselesi sökmez.

Yalan dünyanın oyunu çoktur.

Tuzağı, entrikası, göz boyaması, yalandan sırt sıvazlaması, görmezden gelir gibi davranması en hünerli marifetleridir.

Belirsizlik ise en kıymetli argümanlarından biri.

Belirsizliğin kol gezdiği yerde derinlere dalar insan…

İstese de işin içinden çıkamaz.

Derdi ister bir olsun, ister daha fazla…

Belirsizliklerin yarattığı derinlikler karamsarlık bulutlarını yığar kapınıza.

Beyhude çırpınırsınız…

Yalpa yaparsınız…

Kontrolünüzü kaybedersiniz.

Hele bir de birtakım imkânsızlıklar içerisindeyseniz…

Belirsizlik zaten böyle ortamlara bayılır.

Belirsizliklerin ortasına demir atar.

“Kalabildiğim kadar kalayım” diye kavli karar dahi eyler.

*****

Savaşın ortaya çıkardığı belirsizlik; savaşı çıkaranların dünyada her geçen gün taraf bulmayan ve sürekli kaybedilen destekleri, ahların tutmasının bir işareti.

Tarih; kendini dev aynasında görüp, kendi kendini yok edenlerin hikâyeleriyle dolu.

Orta Doğu ise o kadar çok ağladı ve ah etti ki…

İsrail bu ahların, bu feryatların diyetini, o topraklardan çekilip gitse yine ödeyemez. Onu destekleyenler ve destek verenler de öyle…

Devlet adamlarının yanında gerçekleri konuşan ve hatırlatan cesur tarih danışmanlarına acil ihtiyaç duyulan dönemleri yaşıyor dünyamız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!