Müyesser Yıldız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Necdet Özel ve Zühtü Arslan Hakkında İlginç İddialar!..

Necdet Özel ve Zühtü Arslan Hakkında İlginç İddialar!..

featured

Müyesser Yıldız’ın bu yazısı, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yürütülen yargılamalar kapsamında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski başyaveri Ali Yazıcı ve diğer sanıkların duruşmadaki savunmalarını ele almaktadır. Yazıcı savunmasında, eski Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in sarayda danışman olma talebinin reddedildiğini ve dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’a yönelik bilinçli bir dışlama politikası uygulandığını iddia etmektedir. Diğer sanıklar ise maruz kaldıkları hukuki adaletsizliklerden, delillerin gizlenmesinden ve kendilerine yönelik asılsız suçlamalardan şikayet ederek beraat taleplerini dile getirmişlerdir. Kaynak, sanık ifadeleri üzerinden dönemin askeri ve siyasi figürleri arasındaki gizli çekişmeleri ve yargı sürecindeki tartışmalı noktaları gün yüzüne çıkarmaktadır. Ayrıca duruşma sırasında yaşanan gerginlikler ile devlet kademelerindeki güç mücadelelerine dair çarpıcı detaylar aktarılmaktadır. Sonuç olarak metin, savunma makamının darbe gecesine ve öncesindeki planlara ilişkin iddialarını içeren eleştirel bir özet niteliği taşımaktadır.

 

15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında Erdoğan’ın başyaveri olan eski kurmay albay Ali Yazıcı, Necdet Özel’in Genelkurmay Başkanlığı’ndan ayrıldıktan sonra Saray’a başdanışman olmak istediğini, ancak Erdoğan’ın kabul etmediğini öne sürdü. Yazıcı, dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan için de “Geldiğinde kimse karşılamayacak, konuşmayacak, ilgilenmeyecek” talimatı verildiğini iddia etti.

38 kişilik sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesi oldukları iddiasıyla Genelkurmay Çatı Davası’nda yargılanan, ancak Yargıtay’ın kısmi bozma kararıyla konsey üyesi olmadıkları anlaşılınca 15 Temmuz’daki yaralamalara ilişkin suçlamada dosyaları ayrılan 14 sanıklı davada esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların alınmasına başlandı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görülen ve savcının 10 sanığın beraatini talep ettiği davada, ilk olarak eski kurmay yarbay Ertuğrul Terzi savunma yaptı.

Önceki heyetin siyasi baskılarla, delilsiz ve hukuksuz şekilde verdiği karar sonucunda sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesi sayılıp öldürme ve yaralamalardan sorumlu tutulduklarını belirten Terzi, “Hakkımda beraat istense de bu ölümler ve yaralamalar olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Biz askerler potansiyel suçlu kabul edildik, ama faillerin biz olmadığını tüm dünya biliyor. 10 yıl geçti, balistik raporlar hazırlanmadı veya gizlendi. Bu, suç ortaklığının üzerini örtmektir.” dedi.

“PARTİGÖÇ’ÜN ADINI ÇIKARIP BENİ YAZDILAR”

Dönemin Genelkurmay Personel Başkanı eski korgeneral İlhan Talu da darbeden haberinin olmadığının en canlı tanıklarının Hulusi Akar ve Yaşar Güler olduğunu, ancak tanık olarak dinlenmediklerini vurgulayarak şunları söyledi:

“Burada olmamın tek sebebi korgeneral ve personel başkanı olmamdır. Cemaat mensubu olmadığım için bu göreve getirilmiştim. MİT, MGK, Devlet Denetleme Kurulu ve Emniyet İstihbarat’la ortak çalışmalar yaptık. İlk etapta YAŞ’ta emekli edilecek 36 kişilik bir liste vardı. 129 general ve amiral listesinin gereği de süreç içinde yapılacaktı. Mehmet Partigöç’ün PDY mensubu olabileceği bilgisi gelince, yakıştıramadığım için ikinci kez sordum, yine teyit ettiler. 15 Temmuz’dan sonra gözaltına alındığımda, bırakılmayı beklerken, Hatay’dan gönderilen bir ifade üzerinden tutuklandım. Sonradan öğrendik, bu ifadede Mehmet Partigöç’ün adı varmış, onu çıkarıp beni yazmışlar. Tutuklandığımda, MASAK oturduğum sitedeki tüm evleri benim üzerimde gösterdi. Tek bir hesabım ve burada 6 bin liram olduğu halde 21 banka hesabım olduğu bildirildi. Milyonlarca insan bana küfretti. İlk gün suç duyurusunda bulundum, ama herkes kulağının üstüne yattı.”

 

GAZİNİN TEPKİSİ

15 Temmuz sözde görevlendirme listesinde adı Ankara sıkıyönetim komutanı olarak geçen eski tümgeneral Osman Ünlü ise koca kuvvet komutanları ve generaller ortada yokken, TRT’ye darbe karşıtı ilk açıklamayı kendisinin yaptığını, dönemin Milli Savunma Bakanı ile 15 kez görüştüğünü, Emniyet Genel Müdürü ve Ankara Emniyet Müdürü ile görüşerek olayların büyümesini engellediğini anlatıp, Ankara Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan’ın duruşmaya gelmese de TBMM komisyonunda kendisinin darbe karşıtı faaliyetleri yürüttüğü bilgisini verdiğini kaydetti.

Bu arada duruşmayı 15 Temmuz gazilerinden sadece Necmettin Utuş takip etti. Mahkeme Başkanı, daha önce beyanda bulundu için söz vermek istemese de Utuş, kursiyerler cezalandırılırken, asıl sorumluların müşteki yapıldığını belirten, “Türkçe olimpiyatlarında, Meclis’te FETÖ’yü övenlerin bakan olduğu yerde bu hukuka nasıl inanalım?” diye konuştu.

 

ESKİ BAŞYAVERDEN YENİ İDDİALAR

Beraati istenen isimlerden olan Cumhurbaşkanlığı eski başyaveri Ali Yazıcı da iki gün süren savunmasının başlangıcında, “Cumhurbaşkanlığı avukatı Süleyman Ayhan’ın iki sorusu vardı, ama gelmemiş” deyince Mahkeme Başkanı, Cumhurbaşkanlığının bu dosyada müşteki olmadığını belirtti.

Savunmasında, Erdoğan’a bağlılığının sürdüğünü, 10 yıllık zulmün bunu değiştirmeyeceğini tekrarlayan Yazıcı, şunları söyledi:

“İlk gün ne anlattıysam, bugün de aynısını söylüyorum. Darbeden haberim olsa, engellerdim veya darbenin gereğini yapardım. Saray’ı benden daha iyi tanıyan, Saray’ın zihniyetini benden daha iyi bilen yoktur. Saray’da kullanılan yöntemler bana uygulandı. Ne o geceden önce ne o gece ne de sonrasında kimseyi öldürmedim, öldürmek için emir vermedim. Danışman çıkmış, seçim tarihini açıklıyor. Ne oluyor? Çocuklarımızın geleceği için ne olur beni kapalı oturumda dinleyin. Arkasında dış güçler olanlar veya azınlık olanlar hariç herkes bir gün burada olabilir. Allah azınlık zihniyetine fırsat vermesin. Ben atanmadım, bizzat sayın Cumhurbaşkanı tarafından seçildim. Diğer başyaverlerden farkım budur. Bana Saray’da kim işkence etti, sayın Cumhurbaşkanı bulsun. Suikast düşündüysem, Allah beni kahretsin. 2. Abdülhamid misali, etrafı dolmuş. Tüm mektuplarım geri geliyor. Devlet bütün acımasızlığıyla benim ve ailemin üzerine geldi. Suç şahsidir; eşime ve üç çocuğuma bu zulüm niye yapılıyor? Amerika’nın, İsrail’in adamı olsam, değil 10 yıl, 10 gün hapiste tutamazdınız. Bana teklif geldi, ‘Salih Ulusoy’u çıkaracağız, seninle de görüşsek’ diye. Kabul etmedim. Beraati reddediyorum. Bu davadan beraat etmek ailemin üzerindeki zulmü kaldırmıyor. Konsey’den, uçan kuştan sorumlu tutuldum. Ben hala çıplak aranıyorum. Buraya gelip de kendisi ve ailesi çıplak aranmayan var mı? Psikolojik tedavi görüyordum, ‘bizim kurmay deli numarasıyla çıkmayı düşünüyor’ deyince tedavimi kestiler. Ben Saray’ı biliyorum, bin tane deli raporu alsam bırakmaz. Aileme ‘intihar edecek’ diye haber saldılar. İnancım gereği, asla intiharı düşünmedim, düşünmem. Anladım, beni öldürecekler, intihar süsü vereceklerdi. TBMM’den, Adalet Bakanlığı’ndan heyet talep ediyorum, sadece birazcık insanlık isteyeceğim. Tek isteğim, aileme hakları verilsin ben de hapiste insani yaşayayım. Ben kimseyi öldürmedim, yaralamadım, ama teröristbaşı ‘sayın, kurucu önder’ olursa; yerleşkesi, statüsü olursa, benim terörist olmam gerekir. Hapisteki PKK’lılar el üstünde.”

15 Temmuz gazi Necmettin Utuş, Yazıcı’nın savunması sırasında da, “48 polisi öldürmek, diri diri yakmak zulüm değil mi? Arkadaşlarım diri diri yandı, küllerini gömdük” diye ağlayarak tepki gösterince gerilim yaşandı. Yazıcı, “O insanları katledenleri Allah kahretsin” karşılığını verip, Utuş’tan “Âmin” demesini istedi.

 

DİĞER YAVERLER NASIL KURTULDU?

Hakkındaki suçlamalar için, “Yapmadım diyorum. Yalanın, iftiranın savunmasını nasıl yapayım?” diyen Yazıcı şöyle devam etti:

“Kendisi soruları alıp ABD’ye giden Zeki Üçok benim soruları aldığımı iddia etti. Işıklar Askeri Lisesi’ni 196’ncı sırada kazandım. Soruları almışsam, birinci olmam gerekirdi. Nisan 2016’da FETÖ’cü olduğumu belirlemişler, ama Cumhurbaşkanını bana emanet etmeye devam etmişler. Saray’ın darbeden de suikasttan da haberi varmış, neden beni çağırıp durumu öğrenmek istemediler? Kuvvetlerden gelen diğer yaverlerin tümü atama, tek seçilen benim. Şimdi er olsam da bizzat asrın liderinin seçip yanına aldığı son başyaverim. Cumhurbaşkanı, sonradan rektör yaptığı GATA’dan bir profesöre benim için, ‘Can emanet edilir mi?’ diye soruyor. O da ‘Her şeyi emanet edebilirsin’ diyor. Cumhurbaşkanının yanına destursuz giren iki kişiden biriyim. Aklımın ucundan geçse, kimse hayatta kalmazdı. Cumhurbaşkanı elimde, niye film gibi işler yapayım? Suçlandığım konulardan birisi, yaverlerle darbe planladığım. O yaverler tahliye oldu ve beraat etti. Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın seçip getirdiği yaver 15 Temmuz’da izinli olması gerektiğini söylemiş. Darbeden önce de sonra da korudu, kolladı. Hala görevde, kahraman oldu. Yaverlerin nasıl çıktığını anlatsam, başları derde girer.

 

EMİN GÜVEN’İ KİM GÖREVLENDİRDİ?

Ali Yazıcı, Erdoğan’a suikast için Çiğli’ye gittiği suçlamasıyla ilgili olarak ise “hiç anlatmadım” diyerek şu iddiaları dillendirdi:

“Başdanışmanlar, danışmanlar, özel kalem, protokol müdürü beni Çiğli’ye yönlendirdi. Eski yarbay Emin Güven’le gittim. Ama beni onunla birlikte yargılamadılar. FETÖ’cü olduğunu da itiraf etti. Emin Güven beyin tümöründen öldü. Ölümünden 3 ay önce benden helallik isterken, ‘Seni Çiğli’ye götürmem gerekiyordu. Seni kontrol etmek için beni Zekai Aksakallı görevlendirdi. Saray’a da bağlantısı vardı. Beni çocuklarımla tehdit ettiler, tahliye sözü verdiler. Böyle olacağını bilmiyordum’ dedi. Bu Emin Güven olayı araştırılsa, dehşet şeyler. O yüzden kanun yararına bozma mı olur, bilmiyorum, ama yeniden yargılama istiyorum. Patates hattan Gökhan Şahin Sönmezateş’le görüştüğüm söylendi. Hayır görüşmedim, halen de görüşmüyorum.”

 

“ALLAH KİMSEYİ NECDET ÖZEL’İN DÜŞTÜĞÜ DURUMA DÜŞÜRMESİN”

Yazıcı, eski Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in başdanışman olma talebiyle 5-10 defa Saray’a geldiğini, ancak Erdoğan’ın kabul etmediğini öne sürerken de şunları anlattı:

“Son gelişinde kimse karşılamadı, benim odama geldi. Adeta günah çıkarırken, benim nasıl seçildiğimi söyledi. İstiyordum ki, anlatmasın, çünkü onlar bizim için ulaşılmaz, kudretli adamlardır. Sarsılmış, bitmiş, tükenmiş vaziyetteydi. ‘Ben seni vermemek için çok direndim, sistemimiz böyle dedim, ama seni aldı. Alınca selefin olan başyaveri çağırıp, Saray’ın adamı olduğunu, AKP’li olduğunu söyleyip, hiçbir şey anlatma, onu oryante etme’ dediğini söyledi. Bir sürü şey anlattı, şok oldum, ‘Canınız sağ olsun komutanım’ dedim. Ne değişmişti? Değişen, düştüğü durumdu. Allah kimseyi bu duruma düşürmesin.

 

AYM BAŞKANIYLA İLGİLİ PLAN

Yargı bağımsızlığından söz edildiğini, ancak birçok kez Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay başkanlarına talimat verildiğine tanık olduğunu öne her şeyi süren Yazıcı, dönemin AYM Başkanı’na ilişkin olarak da şu iddialarda bulundu:

“Çok acılar çekti. İnşallah FETÖ’cü olarak damgalanmaz. Onunla ilgili bir şey planlandı. Devlet yemeği verilecekti, ‘Kimse karşılamayacak, konuşmayacak, ilgilenmeyecek’ denildi. Geldi, gerçekten de hiç kimse karşılamadı. Ne cesaret; ben gittim, karşıladım, bir emri olup olmadığını sordum. Çok şaşırdı. Bu iki defa yaşandı. Necdet Özel’i alıp yanına getirdim. Ona da, ‘AYM Başkanı burada, Uludere dosyasını konuşursunuz.’ dedim. Başladılar muhabbete. AYM Başkanı, ‘Sizin suçunuz yok ama, bir şey yapamayız. Demokles’in kılıcı gibi, karar vermemizi engelliyorlar.’ dedi.”

Ali Yazıcı savunmasının sonunda ise Ergenekon-Balyoz’un, “FETÖ”nün tasfiyesinin ve 15 Temmuz’un bir plan dahilinde yürütüldüğünü, bu planlara Kudüs’te de Saray’da da ABD’de de Mekke’de de tanık olduğunu iddia edip, “10 yıl bize tuzak kurulduğunu söyledik, ama 15 Temmuz pususu Cumhurbaşkanına ve halka kurulmuş bir tuzaktır. ‘Erol Olçok’un suikastı planlandı’ diyorum, ‘Yok’ diyorsunuz. Onların planlarına göre, 2026 kritik bir yıl. İnşallah önümüzdeki günler beni haklı çıkarmaz.” dedi.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!