Erol Sunat

İhtimal ki

featured

Erol Sunat yazısında “ihtimal” kavramının insan hayatındaki hayati rolünü işler. Yazar, ihtimali dertlerin devası, yaraların sarıcısı ve tükenmişlik anlarında beliren bir umut ışığı olarak tanımlar. Hayatta her şeyin güçten ibaret olmadığını, kibirli ve yanlış hesapların mutlaka bozularak hüsranla sonuçlanacağını hatırlatır. Mevlânâ ve Şems-i Tebrîzî’nin öğretilerine atıfta bulunarak, insanın sözleriyle kendi kaderindeki güzel ihtimalleri uyandırabileceğini savunur. Toplum olarak güzel ihtimalleri düşünmeyi bıraktığımızı belirten yazar, ölüm dışındaki her çıkmaz sokakta barış ve kurtuluş için daima bir çare olduğunu vurgular.

 

Derler ki, ihtimal ilaç gibi bir kelime…

Her derde deva…

Baş ağrısına birebir…

Gönül çıkmazlarının olmazsa olmazı

Hayal kırıklığına tam bir Lokman Hekim dokunuşu

Şifa yok mu diyen için, şifanın ta kendisi…

Kelimenin ruhunda var olan teselli, az bulunur cinsten…

Yaraları sarma özelliğine diyecek yok…

Çare arama konusunda eline kimse su dökemez…

Çare bulma noktasında denecek söz yok…

Çare olma özelliğine derman yetmez…

“İhtimal ki” diye bir başlayın bakalım, neler gelecek aklınıza?

İhtimal yol açıcıdır

Bazen tünel kazıcı

Bazen kör ışıklı tünellerde insanı yarı yolda bırakmayan, “Ben geride kimseyi bırakmam” diyerek ışığı ilk gören, ilk yakalayandır ihtimal…

Yol açmasına akıl sır ermez derler.

İhtimal, birilerine kuyu kazanları kazdığı kuyulara düşürür bazen.

Fani dünya aynı zamanda etme bulma dünyasıdır.

Mazlumun ahını hiçe sayan, mazluma etmediğini bırakmayan, mazlumun ahı tuttuğunda nasıl ters kepçe geldiğini anlayamaz bile…

İhtimalden bilir… “Benim o hesaba katmadığım ihtimal başıma bu işleri açtı” demekten kendini alamaz.

*****

İnsan hesabı şaşmaz sanır.

“Güç bende, kudret bende, kuvvet bende” diyenlerin uğradıkları hüsranlar, şaşkınlıklar da ihtimal hesapları içerisinde.

Yanılma payları, tepeden bakma sendromları ihtimalden kendini kurtaramaz.

İnsanın pusulasının durduğu

Aklının şok geçirdiği

Mantığının çakılıp kaldığı anları bilmez misiniz?

Eski bir Türk atasözü, “Ağaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür” diyor yüzlerce yıl ötelerden…

Şems-i Tebrîzî ise ihtimallerle kaplı dünyamıza bir başka pencere açmış, sekiz yüz yıl önce…

Diyor ki…

“Başkasının rızkını sana vermezler, öyle ise vücudunu niçin üzmede, öldürmedesin?..”

İhtimal hesabı dediğimiz o ince hesaplar, bir anda ters tepebilir.

Yolu açık görünenin yolunu kapatabildiği gibi, yolu açılması mümkün görünmeyenin yolunu hiç beklenmedik, bilinmedik ve tahmin edilemeyen bir anda açabilir.

Kim ne düşünürse düşünsün, kim ne hesap yaparsa yapsın, “Yanlış hesap Bağdat’tan geri döner…”

Ortada hesap ve hesabın yanlışı kalır.

Hesap kendini aşarsa; nereye çarpacağı, hangi yolun yarısında kalacağı, hangi çıkmaz sokağa sapacağı belli olmaz.

******

İnsan yaşadığı sürece mutlaka bir ihtimal çıkar gelir, yanı başına kurulur.

Sular akar durulur…

Koşan koşar, koşmalardan yorulur.

Yaşadığımız hayat sıkıntılı

Fırtınalı

Dalgalı

Desteği yok, kösteği çok…

Engebeli, tümsekli, virajlı, yokuşu çık çık bitmez, yolda çiçek açmaz, bir şeycikler bitmez, işin kolay kolay rast gitmez, güç yetmez, takat yetmez; dostluk, arkadaşlık, hısımlık oralarda beş para etmez.

Lakin ihtimal her daim vardır.

Kötünün iyisi gibi bir şey…

*****

Adamı fırlatmışlar uçurumdan aşağı, üzerindeki hırka o düşerken takılmış bir dala.

Dalla arasında bir hırka…

Kurtulması bir ihtimal… Tekrar düşerse, bir dala daha takılması da ihtimal dâhilinde…

Yere çakılması da…

Adam iş arıyor.

En az iki diploması, birkaç da yabancı dili var.

“Üç diploması olanı, beş lisan bileni almadım. Gözüm tutmadı; ne ihtimali, ihtimal benim!” diyor burnu havada iş sahibi…

Her işimiz kara mizaha döndü.

İçimiz şişti…

Trajikomik bir yığın olay…

Anlatması kolay…

Yaşanması yaşayana ağır mı ağır

İhtimal hikâyeleri, ihtimalden hikâyeler böyle hikâyeler işte…

*****

Konuşabilme ihtimalimiz…

Yaşayabilme ihtimalimiz…

Dayanabilme ihtimalimiz…

Ayakta durabilme ihtimalimiz…

Ne kadar?

Ortada “ihtimal odur ki” diye verilen cevaplar var.

Her şey ihtimal dâhilinde ya…

Ölürsün kalırsın…

Batarsın çıkarsın…

Ölmezsen yaşarsın…

Kendin dahi şaşarsın…

Uçarsın kaçarsın.

Şansı iki elinle birden tutarsın, yakalarsın…

Kaçarsa elinden…

Ardından bakarsın…

İhtimal kapısı, kapanmayan kapılardan

Ölüm hariç, her şeye bir ihtimal seçeneği var.

İyi, kötü… Belki hurda… Belki demode… Belki alelade…

Bazen bir öncekinden ziyade…

*****

“Bir ihtimal daha var…” diye başlayan o içli şarkıya takılmıyoruz elbet…

İhtimal, ölmek haricinde her şey için var.

Her şey için gerekli.

Özellikle de yaşamak için.

İnsanı yaşatmak için…

İnsanın yaşaması için…

İhtimalin olmadığı yer yok…

Dertlerin, sıkıntıların içinden sıyrılmak için var.

“Bittim, tükendim” dediğin anlarda dahi var.

İhtimal var…

Umutsuzluk yok… Feleğe küsmek yok…

Olmadık engellere, gerekçelere takılmak yok.

İhtimal varsa…

Çıkış yolu mutlaka var… Çare var… Çözüm var…

Söze “ihtimal ki” diye başladınız mı akan sular durur…

*****

Mevlânâ, “Dünyada olabilecek her bir olay için misal aleminde sayısız ihtimal uyur. Siz ağzınızdan çıkardığınız sözlerle o ihtimalleri uyandırırsınız. Güzel kelimeler söyleyin ki güzel ihtimaller uyansın. İnsanın kaderine müdahalesi buradadır.” demiş yüz yıllar öncesinde…

Dememiz odur ki…

Güzel ihtimalleri temenni etmenin çok ötesindeyiz.

Biz ihtimaller üzerine güzel kelam etmekten, güzel şeyler düşünmekten kendimizi alıkoyalı çok oldu.

Bizim aklımızda var olan ihtimaller iki ayağımızı bir pabuca sokuyor.

Haksızken haklı olmaya çalışmanın ihtimalinin peşinde sürüklenip duruyoruz.

Bizim peşinde koştuğumuz ihtimaller sonu olmayan, bizi hüsrana sürükleyen ihtimaller.

Tarih boşa çıkan ihtimallerin, yanlış ihtimal hesaplarının örnekleriyle dolu.

Güzel şeyler söylemek yerine, sürekli kavga çıkarıyoruz.

Tartışıyoruz; barışla aramıza o kadar çok engel, o kadar çok takoz koyduk ki…

“Barışma ihtimali diye bir şey kalmadı” demek bazılarının kolayına gidiyor.

İhtimal; zapturapt altına alınabilecek, zincirlerle bir yerlere bağlanabilecek bir kavram değil.

Kendini bağlayanlar, dilini bağlayanlar, yolunu bağlayanlar; ihtimali kendinden uzaklaştıranlar, soğutanlar bizlerden başkası değil…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!