Yazar Yusuf Dülger tarafından kaleme alınan bu metin, Orta Doğu’daki siyasi istikrarsızlığın ve komşu ülkelerdeki bölünmelerin arkasında emperyalist güçlerin ve Siyonizm’in bulunduğunu ileri sürmektedir. Suriye, Irak ve İran gibi ülkelerin parçalanmasının Türkiye için büyük bir güvenlik tehdidi oluşturduğu vurgulanırken, bölgedeki ayrılıkçı faaliyetlerin dış destekle yürütüldüğü savunulmaktadır. Metin, Türkiye’nin geçmişteki dış politika tercihlerini ve siyasi liderlerin açıklamalarını eleştirel bir süzgeçten geçirerek, bu süreçlerin bölge barışına zarar verdiğini iddia etmektedir. Dini ve milliyetçi kurumların komşu ülkelerin yaşadığı yıkımlar karşısındaki sessizliği kınanmakta ve toplumsal bir uyanış çağrısı yapılmaktadır. Sonuç olarak yazar, halkı bölgeyi ateşe atan politikalara karşı duyarlı olmaya ve birliği savunarak bu tehlikeli gidişata dur demeye davet etmektedir.
İnsanlar ve toplumlar bütün kaldıkça güçlü ve mutlu, bölündükçe güçsüz ve mutsuz olurlar. Siyasi, dini ve ideolojik farklılıklar nedeniyle birbirimizi öteliyoruz. Türkiye’deki bölücü Kürtçülük, komşu ülkelerdeki bölünmeler hayra alamet değil. Bunların arkasında Siyonizm, sömürgeci Batılılar ve Amerika var.
Şu söz ve gelişmeler üzerinde düşünelim:
“Rab bütün beşere ateşle ve kılıçla hüküm icra edecek ve Rabbin öldürdükleri çok olacak.” (Tevrat, İşaya Kitabı, Bab: 66, Cümle: 66.) İnsanlar savaşlarla, darbelerle, iç kavgalarla ölüyor, Siyonizm yol alıyor.
Amerika Asya ve Afrika ülkelerini dağıtıyor. Tehlike Türkiye, Suriye, İran ve Türkiye’nin kapısında. Trump, “İran’a cehennemi yaşatacağız” diyor.
SDK’nın başı Ahmet Şara, Suriye Cumhurbaşkanı olduktan sonra İsrail Suriye topraklarını işgal etti, Şam’ın yakınlarına kadar geldi, askeri üsler kurdu. Şara sessiz. Şara Suriye’nin başına geçtikten sonra Irak, İran, Türkiye’den gelen PKK-SDG örgütleri Suriye’nin değişik bölgelerine yerleştiler, Suriye 3’e, 4’e bölündü. Şara rahat.
SDG’nin başı Mazlum Abdi Şara ile anlaştıktan sonra Halep ve bazı yerleşim birimlerinde terör estirdi. Değerlendirmeler yapıldı, Şara bu bölücü-Amerikancı unsurlara güzel otobüsler kiraladı, ihtiyaçlarını karşılayarak Afrin, Menbiç gibi yerleşim birimlerine gönderdi. SDG’lilerin gittiği yerler planlanan Kürdistan’ın merkezidir. Şara Kürdistan’ı kabulleniyor. Türkiye’nin kimi üst düzey sorumluları bu vahameti kazanç olarak tanıtıyor, halkı uyutuyorlar.

Suriye Alevi Konseyi, “Merkezi olmayan federal bir idari sistem” istiyor. Suriye’deki İsrail destekli ayrılıkçı Dürzi Lider Hikmet Hicri, uluslararası topluma “sessiz kalmayın” diyor. Şu an Suriye’de Amerika’nın istediği oluyor.
Sosyal medyadaki görüntü, ses ve yazı kayıtlarına göre Recep Erdoğan 2003 yılında Amerika’nın bir eyaletinde yaptığı konuşmada şunları diyor:
“Türkiye Amerika’nın Irak’ta başarılı olmasını samimiyetle arzu etmektedir. Çok yönlü destek de vermektedir. İsrail Devleti’nin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine Türkiye razı olmayacaktır.” [1]
Trump şu açıklamayı yapıyor: “Suriye’de Esat rejiminin kaldırılması için Erdoğan, Netenyahu ve ben ortak çalıştık.”[2]
Recep Erdoğan Beşar Esed için şunu söyledi: “Zalim Esed’in hükümdarlığına son vermek için Suriye’ye girdik.”[3]
Bunlara inanamıyorum, ‘rüyada mıyım’ diyorum ama yalanlanmadıklarına göre söyleyecek söz bulamıyor, şaşırıyorum. Bize, “Ortadoğu’daki akan kanlarda, bölünen topraklarda Türkiye suç ortağıdır” derlerse, ne cevap vereceğiz?
Basın yayın organları birkaç gündür İran’daki kaosu anlatıyor. Amerika ve İsrail İran yönetimini devirmek, bir kukla devlet daha yaratmak için uğraşıyor. Trump ve Netenyahu’nun kıravatlı ırgatları İran yönetimini kötülemek, kapalı bir biçimde Trump borazanlığı yapmak için çırpınıyorlar. Siz insan değilmişsiniz be!
İran bizim komşumuz. İran’ın yarısı Türk, tamamı Müslüman. Bugüne kadar sözde milliyetçiler, Diyanet, ilahiyat ve “İslami” oluşumlar bize durmaksızın: “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” “Bütün Türkler bir ordu.” “Müminler kardeştir, kardeşleriniz arasını düzeltin.” (Ayet) “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez.” (Hadis) “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” (Hadis) dediler ama İran olayı karşısında sustular, bir tek çıkış yapmadılar. Bu yaygaracılar Irak, Libya, Suriye gibi komşu ve kardeş ülkelerin yakılışlarında da aynı küstahlığı yapmışlardı.
Yazımın başlığına ve ilk cümlesine dönüyorum. Bizi bölüyorlar. Bölündükçe güç kaybediyoruz. Emperyalizm bizi yakıyor. Odunu bittikçe uşakları odun taşıyor. Ortadoğu ateşi kapımızın önüne kadar geldi. “Yanmamak için bana da görev düşüyor” diyeceğiz, “başa gelen çekilir” demeyeceğiz.
[1] https://www.facebook.com/reel/1755158214867702
https://www.facebook.com/…/tekrar-hat%C4%B1rlatmak…/1241
[2] https://www.facebook.com/TurkcuDevrimm/posts/trump-suriyede-esad-rejiminin-kald%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1-i%C3%A7in-erdo%C4%9Fan-netenyahu-ve-ben-ortak-%C3%A7/1199809779010622/
[3] https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-38167050