Roza Kurban
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Rus Zulmüne Başkaldıran Batırşa (Bahadur Şah)-I

Rus Zulmüne Başkaldıran Batırşa (Bahadur Şah)-I

featured
0
Paylaş

Bu yazı, 1552 yılında Kazan Hanlığı’nın Ruslar tarafından işgal edilişini ve sonrasında yaşanan trajik olayları tarihsel bir perspektifle ele almaktadır. Yazar, Kazan Tatarlarının bağımsızlıklarını kaybetme sürecini ve Rus ordusunun gerçekleştirdiği iddia edilen büyük çaplı yıkımları, katliamları ve yağmaları detaylandırmaktadır. Kaynakta, askeri dengesizliklere rağmen halkın gösterdiği kahramanca direniş ve bu mağlubiyetin Türk dünyası üzerindeki stratejik etkileri üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, işgal sonrası uygulanan zorunlu din değiştirme politikalarına ve halkın maruz kaldığı baskılara dikkat çekilmektedir. Son olarak anlatı, bu zulme karşı bir tepki olarak doğan ve Batırşa liderliğinde gelişen ayaklanma gibi milli direniş hareketlerine zemin hazırlamaktadır.

 

1552 KAZAN HANLIĞI’NIN İŞGALİ

1438 yılında Uluğ Muhammet Han tarafından kurulan Kazan Hanlığı, Kazan Tatarlarının tarihteki son bağımsız devletidir.

Kazan Hanlığı, doğal zenginliği, coğrafi konumu açısından her zaman Rusların iştahını kabartmıştır.

Ruslar ne yapıp edip, Türk Dünyası için kapı görevini üstlenen ve Rusların ilerlemesini engelleyen Kazan Hanlığı’nı işgal etmeyi amaç edinmiştir.

Stalin devri kurbanı ünlü Rus tarihçi Mihail Hudyakov (1894–1936), Rusların Kazan Hanlığını istilası ile ilgili siyaseti hakkında şunları yazmıştır: “1540’lı yılların sonuna kadar Kazan Hanlığı’na karşı Rus siyasetinin toprak fethetme niteliği olmadığını görmüştük. 1540’lı yılların sonunda Rus siyasetinde kesin bir değişiklik olmuş, Kazan Hanlığı’nı fethetme ve onu Rus Devletine dâhil etme fikri doğmuştur. Rus-Kazan ilişkilerinin tüm planı değişmiş, asıl emperyalist istila savaşı başlamıştır. 1549 ve 1550 yıllarındaki başarısız seferler bu yolun ilk adımları olmuş, fakat bunlar Kazan tarihinin normal akışını değiştirmemiştir”.

(Hudyakov 2009: 160). Ruslar, Kazan Hanlığı’nın başkentini 1487, 1524, 1530, 1550 yıllarında kuşatmış; 1469, 1506 ve 1545 yıllarındaki kuşatma girişimleri başarısız olmuş, 1487 yılında şehir teslim edilmiş, 1524, 1530 ve 1550 yıllarındaki kuşatmalar ise kısa sürmüş ve başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

1552 yılındaki Kazan Hanlığı’nın başkentini kuşatmak ve ele geçirmek için Ruslar, İdil Nehri boyuna askeri üs amacıyla Zöye Kalesi’ni inşa etmiştir.

Birkaç sefer Kazan’ı alamayan Ruslar Moskova’ya bir kez daha yenilgiyle dönmek istememiştir.

150 bin Rus askerine karşı 33 bin kişi (bunların 30 bini Kazanlı, 3 bini Nogaylıdır) Kazan’ı savunmuştur.

Orantısız gücün yanı sıra, Kazanlıların kullandığı 159 tane top, Ruslarınkine oranla daha düşük kalitede olması, Rusların ise en yeni teknik silahlarla donanmış olması, kale duvarlarının yıkımında barut ve mayın kullanması Rusların işlerini kolaylaştırmıştır.

Fakat Kazan Tatarları son güçlerine, son nefeslerine kadar direnmeye devam etmiştir.

Yalnız askerler değil, çoluk çocuk tüm Kazan sakinleri Ruslara karşı kaleyi savunmuştur.

Kale duvarı yıkıldıktan sonra Rus askerleri Kazan’a girdiklerinde dahi dirençle karşılaşmışlardır.

Kul Şerif Camii yanında bulunan Tezik deresinde amansız bir savaş gerçekleşmiş, Kul Şerif başta olmak üzere birçok Tatar bu savaşta şehit olmuştur.

Son çarpışma Han Sarayı’nda gerçekleşmiştir. 5’e 1 oranındaki eşitsiz güce karşı mücadele veren Kazan Tatarları hem savaşı, hem Kazan’ı, en önemlisi bağımsızlıklarını kaybetmiştir.

Hudyakov, Kazan Hanlığı’nın Ruslar tarafından işgalini şu sözlerle tanımlamıştır: “Esir düşen Kazan sakinlerinin tüyler ürpertici katliamı, Rus tarihinin en üzücü sayfalarından biridir”.

(Hudyakov, 2009: 200). Kazan Kalesi’nin işgalinden sonraki sokaklardaki dehşet verici korkunç manzarayı anlatmak için kelimeler yetersiz kalır.

Kadınların feryadı, çocukların gözyaşları, şehit cesetleriyle dolu sokaklar, oluk oluk akan kan… Korkunç İvan’ın Nur Ali Kapısı’ndan şehre girmesi için önce sokaklardaki cesetler kaldırılmış, Rus askerleri ancak bir sokağı temizleyebilmiştir.

Kaleye giren gaddar Ruslar, şehri yağmalamış, talan etmiştir. Kazan’da bir tek erkek bile kalmamış, sağ kalanlar ise kale duvarından Kazan Nehri’ne atlayarak ormanlara kaçmışlardır.

Şehirde kalan kadınlar ve çocuklar Korkunç İvan’ın emriyle Rus askerlerine köle olarak verilmiştir.

2 (15) Ekim 1552 tarihi Kazan Hanlığı’nın çöküşünün tarihidir. Rus işgalini tek kelime ile ifade etmek gerekirse – bu bir Soykırımdır.

M.G. Hudyakov Kazan Tatarlarının yitirdiği değerleri şöyle kaleme almıştır: “Zorla mezara götürülen çok sayıdaki insanlar dışında, Kazanlıların çektiği acı, ıstırap ve sayısız gözyaşlarından başka, 2 Ekim kederli günü, kuşaktan kuşağa edinmiş maddi refahın yok olması ve kültür-sanat değerlerinin kaybıdır; şimdiyse bu değerler, dikkat ve ihtimamla saklandığı kuytu köşelerden hiç acımadan çıkarılmış, merhametsizce parçalanmış, berbat edilmiş, zarar verilmiş, yok edilmiştir. Binlerce değerli şey, ziynet eşyaları, kumaşlar, yüksek zanaat ve sanat eserleri bir daha geri dönmemek üzere yok olmuştur. Halk servetine korkunç bir darbe indirilmiş, halkın bu darbeden kendini toparlayabilmesi imkânsızdır. Koca şehir, asker yağmasının kurbanı olmuştur.”

(Hudyakov, 2009: 200–201). Yukarıdaki metinde görüldüğü gibi Ruslar hiçbir şeye acımamış, gaddarca davranmıştır.

Kazan Tatarlarının kutsal saydığı değerlere, kirli elleriyle dokunan işgalciler telafisi zor olan bir tahribat gerçekleştirmiştir.

Kazan Hanlığı’nın işgali, Tatarlar için bir felaket ve facia olmanın yanı sıra, Türk Dünyası’nın kale görevini üstlenen hanlık da artık ortada yoktur.

Bu saatten sonra Kazan Tatarları başta olmak üzere bölgedeki tüm Türkleri esaret, zulüm ve cefa beklemektedir.

Kazan Hanlığı’nın işgalinden sonra Tatarlar Kazan kalesinden 60 kilometre uzaklaştırılmış, tekrar Ruslara karşı isyan ederler korkusuyla silah yapmalarını engellemek için Tatarlara demircilik yasaklanmıştır.

Kazan Hanlığı çökmüş, fakat Ruslar bununla tüm Tatarları yok edemedikleri gibi, Tatarların karakterinde olan milli bağımsızlık fikrini de söküp alamamışlardır.

Kazan işgalinden sonra da bağımsızlık uğruna savaşım küçük-büyük ayaklanmalar şeklinde süregelmiş ve aradan 460 yıl geçmesine karşın bugün de devam etmektedir.

2 (15) Ekim 1552 tarihinde Kazan’ı işgal eden Ruslar, artık elde ettikleri topraklarla yetinmeyip Tatarları millet olarak yok etmenin yollarını aramışlardır.

Tatarları zorla Hıristiyanlaştırma yoluyla Ruslaştırma siyasetinde sınır tanımayan Ruslar her türlü yöntemi denemekten çekinmemişlerdir. Zorla Hıristiyanlaştırma bilhassa XVIII..

yüzyılda doruk noktasına ulaşmıştır. Ruslar, Tatar ve Başkurtlar başta olmak üzere bölgede yaşayan Türklere nefes alma alanı bırakmamıştır.

Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. İsyanların ardı arkası kesilmemiştir. Bu isyanların birisi de tarihte lideri Batırşa’nın adıyla anılan 1755 yılındaki Batırşa Ayaklanması’dır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!