Roza Kurban
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Başkurt Türkleri – 5 –

Başkurt Türkleri – 5 –

featured
0
Paylaş

Bu araştırma, Başkurt Türklerinin milli kahramanı Salavat Yulayev’in hayatını, Rus Çarlığı’na karşı verdiği özgürlük mücadelesini ve halk kültüründeki yerini ele almaktadır. Genç yaşta Pugaçev Ayaklanması’na katılan Salavat’ın, askeri liderliğinin yanı sıra ozan ve müzisyen kimliğiyle de toplumunu derinden etkilediği vurgulanmaktadır. Kaynak, onun yakalanışını, maruz kaldığı ağır cezaları ve sürgün hayatını tarihsel belgeler ışığında detaylandırmaktadır. Ayrıca, Salavat’ın kahramanlıklarının Başkurt destanlarına, türkülerine ve modern edebiyatına nasıl ilham kaynağı olduğu açıklanmaktadır. Sonuç olarak eser, Başkurt halkının kültürel kimliğini ve tarihsel mirasını bu sembol isim üzerinden koruma kararlılığını yansıtmaktadır.

 

Başkurt Türklerinin Millî Kahramanı Yulay Oğlu Salavat

Başkurt Türklerinin kahramanlık destanları içinde tarihi kahramanlar ile ilgili destanlar da bulunmaktadır. XVIII. yüzyılda İdil-Ural bölgesinde Çarlık Rusyası’na karşı patlak veren isyanlarda Başkurt Türklerinden çıkan liderler arasında Yulay oğlu Salavat’ın (Salavat Yulayev) adı türkü ve destanlara ilham kaynağı olmuştur.

Tarihte, Pugaçev İsyanı olarak adlandırılan bu isyana katılan ve Pugaçev’in yakalanmasından sonra isyanı yöneten Başkurt Türklerinin millî kahramanı Yulay oğlu Salavat (16.06.1752 – 08.10.1800) kimdir?

Konuyla ilgili Zeki Velidi Togan’ın “Başkurtların Tarihi” kitabının “Yulay ve Salavat” başlıklı kısmına başvuralım: “Yayık Kozakları arasında Çar’a karşı başkaldıran Pugaçev’in hareketi 1773–1774 senelerinde cereyan etti. Ruslar Başkurdistan’da bu son 20 sene zarfında kendi maden işletme fabrika şebekelerini çoğaltmak hususuna çok ehemmiyet verdiler. Bu münasebetle birçok yerde toprak gaspı ve zaptı vaki oldu. Bundan en çok mutazarrır olanlar Ufa’ya yakın Küdey, Tabın uruğu Başkurtları idi. Yayık havzasında Kozaklar isyan edince Başkurtlar bu harekete katılmak fırsatını hiç kaçırmadılar. Bu işe Küdey uruğunun Şaytan-Küdey aymağının beyi Yulay önayak oldu. Bu zat yalnız kendi uruğunda değil, tekmil merkezi Başkurt ilinde muteber bir şahsiyetti.

Onun 20 yaşındaki oğlu Salavat ise Rus ordusunun Başkurt alaylarından birinde subay idi. Kahramanlık ve yiğitliği ile etraf kabileler arasında meşhurdu. Aynı zamanda irticalen şarkı söyleyen ve iyi kaval (koray) çalan bir musikişinas idi. Pugaçev İsyanı Başkurtlara da sirayet etmeye başladığı vakit Ufa’daki Rus kumandanı Salavat’ı bir Başkurt kalesine kumandan tayin ederek Pugaçev’e karşı göndermişti.

Fakat Salavat, Orenburg yanında Berdi ismindeki köye gelerek Pugaçev’e iltihak etti.

Salavat daha burada iken muhtelif Başkurt ulus beylerine mektuplar göndererek kıyam haberini bildirdi.

1774 Nisan’ında Salavat, 2000 kadar askeriyle Ufa’dan kuzeye doğru hareket ederek General Mixelson’un idaresindeki Rus askerlerini mağlup edip Usa kalesini zapt etti.

Bundan sonra Başkurdistan’daki Rus memurları şehirlere kaçtılar ya da öldürüldüler. Birçok yerdeki istihkâmlar yıkıldı.

1775’te Pugaçev yakalanıp Moskova’da asıldıktan sonra da Salavat faaliyette bulundu. Fakat Ruslar onu muhtelif mıntıkalarda mağlup etmeye muvaffak oldular.

Nihayet ansızın yapılan bir baskın esnasında Salavat çarpışa çarpışa esir edildi. Kendisi ve babası Moskova’ya gönderildiler.

Orada istintak (sorgulama) tamamlandıktan sonra geri Orenburg’a gönderildiler. Rus hükümeti bu iki Başkurt sergerdesini, yağma ve talan ettikleri yahut garnizonlarını imha ettikleri Rus fabrika ve kasabalarına getirerek her birine dayak cezası verdikten sonra idam etmek kararını verdi.

İhtiyar Yulay’a; Simsky maden fabrikası yanında 40, Qatay-İvanovsk maden fabrikasında 45, Ust-Qatav fabrikası yanında 45, Orlovka Rus köyünde 45 olmak üzere ceman 175 kamçı;

Salavat’a ise Simsky yanında 25, kendi köyleri olan Yulay köyü yanında 25, Krasno-Ufimsk şehrinde 25, Kongur’da 25, Usa’da 25 olmak üzere ceman 125 kamçı cezası verildi.

Sonra Yulay Ağa’ya Orlovka Rus köyünde, Salavat’a da Yeldek köyünde vücutlarına kızgın dövme ile damga bastırıldı ve burunları delinerek 21 Eylül 1777’de Ufa’ya getirildiler.

Bu zatlar buradan tekrar Moskova’ya, oradan da Petersburg’a gönderilerek Baltık sahilinde Rogervik Kalesi’ne hapsedildiler ve her ikisi de ceza çeke çeke öldüler.

Salavat, Başkurtlarca çok sevilen bir kahramandır. Kendisi hakkında musiki neşidesi ve destan vardır.

Salavat’ın musikî havasını Rybakov ve Jansky, destanın bir kısmını da İgnatyev neşretmişlerdir.

Salavat’ın hayatı yeni Başkurt edebiyatında tiyatro eserlerine mevzu olmuştur. Bunlardan birini Fethülkadir Süleyman (Abdülkadir İnan) yazmıştır ki 1922’de basılmıştır.

Rusçalarından biri de Stepan Zlobin’in Salavat Yulay ismiyle 1953’te neşrettiği romandır.”

(Togan 2003: 100–101). Genç yaşına rağmen halkın itibarını kazanan Salavat Yulayev, Rus kumandanın emrine uymadan milletinin yanında yer alarak göz göre göre kendi ölüm fermanını imzalamıştır. Onun bu cesareti Başkurt Türklerinin anılarında bugün de yaşamakta ve destan, şarkı, roman, şiirlerde yaşatılmaktadır. Ayrıca Başkurdistan’ın başkenti Ufa’da Salavat’ın büyük bir heykeli bulunmaktadır. Sağ elindeki kamçısını havaya kaldırmış vaziyetteki at üzerindeki Salavat’ın heykeli cesaretin, yiğitliğin ve umudun bir simgesidir. Rudenko, Başkurt kahramanları ve Salavat Yulayev ile ilgili şu satırları yazmıştır: “20. yüzyıl başlarında Başkurtlar hemen hemen her yerde artık eski esin kaynağını ve savaş lideri olan kahramanlarını unutmuşlardır.

Ancak bu kahramanların en sonuncusu olan Salavat Yulayev’i daha iyi hatırlamışlar ve ona atfedilen kobayırları hep söylemişlerdir.

Salavat’ın ulusal kurtuluş savaşına candan bağlılığı, yiğitliği, sıkça onu masal kahramanı haline getirip yüceltmiştir.

Salavat’a, gücü ve kahramanlığı ile ancak masal kahramanlarının karşılaştırılabileceği epik kahraman özelliği yakıştırılmıştır.

Sesen, Salavat’ın kahramanlığını anlatırken, kahramanın lirik duygularını ve heyecanını belirtmek gerektiğinde “burada Salavat bir şarkı okumaya başladı” sözlerinden sonra, bu kahraman için yazılan şarkısını söylemiştir.”

(Rudenko 2001: 366). Salavat Yulayev’in fedakârlığı ve kahramanlığı ölçü bulunamayacak ve tarih sayfasından silinemeyecek kadar büyüktür.

 

Sonuç

Köklü bir geçmişi olan Başkurt Türklerinin tarihlerinin, inançlarının, yaşam tarzlarının, doğasının ve eskiden gelen alışkanlıklarının halk edebiyatında geniş yer bulduğu görülmektedir.

Başkurt folkloru ile ilgili günümüze kadar yapılan araştırmaların sonucuna bakarak Başkurt Halk Edebiyatı’nın çok özgün olduğunu söyleyebiliriz.

Prof. Dr. Halil İnalcık’ın “Milletleri millet yapan tarihleri ve kültürleridir. Tarihsiz bir millet, kişiliğini kaybetmiş bir bireye benzer” şeklindeki sözlerini anımsayarak, Türk Dünyası’nın önemli bir parçası olan Başkurt Türklerinin tarihlerine ve kültürlerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını görmek sevindirici bir olgudur.

Çarlık Rusyası’na karşı isyan bayrağını açan Salavat Yulayev, dünyaca tanınmış devlet adamı, ünlü tarihçi ve Türkolog Ord. Prof. Dr. Ahmet Zeki Velidi Togan’ın milleti olan Başkurt Türkleri bugün de geçmişten gelen geleneklerini geleceğe taşımaya kararlıdır.

Yazımı “Ural Batır” destanının kahramanı Ural’ın ölüm öncesi söylediği vasiyet niteliği taşıyan son sözleri ile bitirmek istiyorum:

İyilik olsun adınız,

İnsan olsun zatınız;

Yamana yol vermeyiniz,

İyiden uzaklaşmayınız! (Başkurt Halk Destanı 1996: 331).

 

 

 

Kaynakça:

  1. Axis 2000, Ansiklopedik Sözlük, 3.Cilt, İstanbul 2000.
  2. Başkurt Halk Destanı, Ural Batır, Çev. Yard. Doç. Dr. Metin Ergun, Gaynislam İbrahimov, Ankara 1996.
  3. Drury, Nevill, Şamanizm, İstanbul 1996.
  4. Kaşgarlı, Mahmut, Divanü Lûgat-İt-Türk, I.Cilt, cev. Besim Atalay, Ankara 1985.
  5. Kurban, İklil, Yaşlı Tarihin Yankısı, Bulgar-Tatar Tarihi ve Medeniyeti, İstanbul 1998.
  6. Rudenko, Sergey, İvanoviç, Başkirı: İstoriko-Etnografiçeskiye Oçerki (Başkurtlar: Tarihi- Etnografya Araştırmaları, Moskova-Leningrad 1955.  
  7. Rudenko, Sergey, İvanoviç, Başkurtlar, Çev. Roza Kurban, İklil Kurban, Konya 2001.
  8. Togan, Zeki, Velidi, Başkurtların Tarihi, Ankara 2003.
  9. Togan, Zeki, Velidi, Hatıralar, Ankara 1999.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!