Fazıl Çetiner
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Nevruz Nedir, Kimin Bayramıdır?

Nevruz Nedir, Kimin Bayramıdır?

featured

Bu makale, Nevruz bayramının tarihi, mitolojik ve dini kökenlerini inceleyerek Orta Doğu’daki güncel siyasi gelişmelere etkisini ele almaktadır. Yazar, Suriye’deki Kürt gruplara verilen hakları ve Nevruz’un resmi bayram ilan edilmesini stratejik bir ödül olarak nitelendirirken, bu sürecin Türkiye’deki benzer politikalarla paralellik gösterdiğini savunmaktadır. Zerdüştlük inancı ve Fars kültürüyle derin bağları olan bu bayramın, Demirci Kava efsanesi üzerinden Kürt kimliğindeki merkezi yeri detaylandırılmaktadır. Ayrıca Türklerin Ergenekon destanı ile Nevruz arasındaki benzerliklere değinilerek, toplumsal barış için bu günün ortak bir paydada birleştirilmesi önerilmektedir. Sonuç olarak kaynak, etnik kimlik, kültürel miras ve devlet politikaları ekseninde kapsamlı bir değerlendirme sunmaktadır.

 

Kısaca Büyük Ortadoğu Projesi olarak bilinen ama Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya, Kafkasları da kapsayan proje kapsamında Esad Rejimi’nin düşmesi sonunda Rusya ve müttefiki olan İran’ın enerji bölgesindeki son kalesi düşmüş oldu. Şimdi, İran Savaşı ile Asya-Kafkasya kapıları zorlanmaktadır. Bu aşamada Amerika kontrolünde olan bölgede bir çekişme, çatışma istememektedir. Bunun gereği olarak Suriye’de Shara Hükümeti ile Kürt grupların arasındaki anlaşmazlığın sona ermesi gerekiyordu. Tom Barrack’ın girişimleri ile SDF ile Shara Hükümeti arasında uzlaşı sağlandı. Bu uzlaşı gereği Suriye Kürtlerine bazı yasal haklar verildi.

Suriye Demokratik Güçleri (SDF) komutanlarından, YPG’nin kurucularından Kürt asıllı Sipan Hamo Suriye Savunma Bakan Yardımcılığına, yine Afrin doğumlu Kürt asıllı Mohammad Abdulrahman Terko Milli Eğitim Bakanlığına atandı. Hazırlanmakta olan Anayasa’da Kürt kimliğinin resmi olarak tanınacağı, Kürt dilinin Arapça yanında resmi dil olarak kabul edileceği, bölgesel ihtiyaçlara göre Kürtçe eğitim veren özel ve devlet okullarının açılacağı vaat edildi. 1962 yılından beri Suriye vatandaşı sayılmayan vatansız Kürtlere Suriye vatandaşlığı verildi.

Kürt kimliğinin ve Kürt kültürünün korunması bağlamında adımlar atıldı. Suriye Devlet Başkanı Shara, Ocak 2026 tarihinde 13 nolu Kararnameyi imzalayarak 21 Mart’ı Suriye’nin resmi Nevruz Bayramı olarak ilan etti. 1920 yılından beri Suriye Kürtleri 2026 yılında ilk defa 21 Mart Nevruz’unu resmi bayram olarak kutladılar. Ezidi/Yezidi inancıyla bağlantılı olduğuna inanılan Ain Dara tapınak harabeleri ve Maydanki Gölü kıyısında ateşler yakıldı, eğlenceler düzenlendi. Suriye Kürt Milli Konseyi Afrin Bölge Başkanı Ahmet Hasan, 21 Mart’ın resmi bayram ilan edilmesini Kürt kimliğinin tanınması, Kürt kültürünün korunması adına atılmış önemli bir adım olduğunu belirtti.

21 Mart 2026 Nevruz kutlamaları esnasında Kobani bölgesinde Suriye Resmi Devlet Bayrağı’nın indirilerek yerine bölgesel Kürt grupların bayraklarının asılması gerginliklere yol açtı. Buna misilleme olarak da Azaz’daki sınır kapısı Al-Shatt’ta Irak Kürdistan Bölgesi’nin bayrağı yakıldı. Bu münferit olaylar ileride oluşabilecek etnik çatışmaların işareti gibi görünmektedir.

Suriye’deki bu gelişmeler Suriye’nin demokratikleşme adımları gibi görünse de aslında, IŞİD ile mücadele sürecinde Amerika’nın çıkarlarına hizmet eden Kürtlere verilen ödülden ibarettir. Eğer bu adımlar demokratik adımlar olsaydı, Suriye’de en az Kürt nüfusu kadar nüfusa sahip Türkmenlere de kendi dilinde eğitim, milli bayramlarını kutlama, bakanlık gibi benzeri haklar verilirdi.

Suriye’de Kürtler konusunda atılan adımlarla Türkiye’deki ‘Barış Süreci’ adımlarının aynı gücün etkisi ile paralel yürüdüğünü tahmin etmek zor değildir. Mesela, 21 Mart Nevruz Bayramı’nın Türkiye’de de resmi bayram olarak kabul edilmesi için çalışmalar yapıldığını biliyoruz. Ancak, Kürtler için milli, mitolojik bir önemi olan Nevruz Bayramı’nın resmileşmesi halka Bahar Bayramı, Türk Bayramı gibi sunulmaktadır. Bu konuda nelerin yapılması gerektiği önerilerinden önce Nevruz Bayramı’nın tarihi kökenini aydınlatmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

Peki Nevruz nedir, kimin bayramıdır?

İleri medeniyetler kuzey yarım kürede kurulduğu için astronomik olaylar da kuzey yarım küreye göre yorumlanmıştır. Dünya güneş etrafında dolanırken dönmekte olan zıpzıpın sağa sola eğilmesi gibi dünyanın ekseninin güneşe olan açısı değişir. Bu açının değişmesi sonunda mevsimler oluşur, gece ve gündüzün süresi değişir. 20-21 Mart ve 20-21 Eylül’de güneş ışıkları ekvatora dik gelirken gece ve gündüz süreleri eşitlenir. 21 Mart kuzey yarım küre için ilkbahar, güney yarım küre için sonbahardır. 21 Martla birlikte kış sona ermiş, toprak canlanmıştır; çalışma, avlanma hatta askeri seferler başlamıştır. 21 Mart kuzey yarım kürede yaşayan herkes için astronomik bir tarihtir, ancak tarihi süreç içinde her millet 21 Mart’a farklı anlamlar yüklemiştir. Mesela, İran’ın bugün kullandığı hicri güneş takviminde yıl 21 Mart’ta başlar. Bu takvim üzerinde bazı değişiklikler yapılmakla birlikte MÖ 650’lerden başlamak üzere Farsların kurduğu Ahameniş, Part ve Sasani devletlerinde ve halen günümüzde İran’da kullanılmaktadır.

MÖ 650’lerden beri kullanılan bu takvime ‘Zerdüşt Takvimi’ de denilir. Çünkü bu takvim Zerdüşt inancı ve ibadeti ile yakından alakalıdır. Zerdüşt inancına göre güneş, tek tanrı Ahura Mazda’nın yansıması, ‘Asha’ denilen doğruluk, dürüstlük, bilgelik, erdem, aydınlık ve evrensel düzenin fiziki görünümüdür. Ateşperest dediğimiz Zerdüşt dininde ateş de bu yüzden kutsaldır; Atar denilen ateş, güneş gibi ‘Asha’nın fiziksel görünümüdür, bu yüzden güneş Zerdüştlerin kıblesidir. “Khorshed Niyayesh” denilen Zerdüşt ibadeti güneşe dönülerek ifa edilir. Ahuna Vairya, Ashem Vohu, Yenghe Hatam gibi ibadetler ateş huzurunda ifa edilirdi. Dolayısıyla ibadet zamanının, kutsal günlerin tespiti için geliştirilen bu takvim “Zerdüşt Takvimi” olarak adlandırılır.

Zerdüşt Takvimi’ne göre yıl 21 Mart’ta başlar. Zerdüşt Takvimi’ne göre 21 Mart yılbaşıdır, yılın ilk günüdür, yani New-Ruz’dur. Farsça ve Kürtçe’de New/Now – yeni, Ruz/Roz/Roj – gün demektir. Yani New-Ruz, Farsçada da Kürtçede de Yeni Gün, yılın ilk günü demektir; yani Nevruz, Zerdüşt inancıyla göbekten bağlıdır. İran, Hindistan ve dünyanın birçok ülkesinde yüz binlerce Zerdüşt 21 Mart’ı dini bayram olarak kutlamaktadır. 21 Mart 2026 tarihinde Avustralya – Melbourne’daki Zerdüştler Nevruz Bayramı’nı büyük şenliklerle kutladılar. Nevruz şenliklerinde ateşin üzerinden atlama geleneği ile Zerdüşt inancı arasında yakın bağlantı vardır. Yukarıda belirttiğimiz gibi ateş arındıran; fiziki, ruhani hastalıkları, kötülükleri yok edendir. Bu nedenle ateşin üzerinden atlamak kişiyi madden ve manen arındırır. Ateşin üzerinden atlanırken Tanrı’dan sağlık, esenlik hatta günahlardan arınma dileklerini içeren geleneksel mahnılar söylenir.

Nevruz şenliklerinde hazırlanan ‘Haft Sin / Yedi S’ sofra geleneği Fars kültürü ve dili ile yakın ilişki içindedir. Sofrada “S” harfiyle başlayan (Sabzeh, Seeb/Elma, Seer/Sarımsak, Samanu / tatlı, Senjed / meyve kurusu gibi) yedi farklı besin bir araya getirilir. Bu besinlerin her birinin Fars kültüründe farklı anlamı ve önemi vardır. 21 Mart ile Farsların bağı Zerdüşt inancı ve takvimi ile sınırlı değildir. 21 Mart’ın Farslar için ayrıca mitolojik önemi de vardır. Farslar, Araplardan daha köklü bir medeniyettir. Pozitif bilimde, sanat, edebiyat ve felsefede Araplardan çok daha ilerdedirler. İran’da Arap istilası sonunda Arap kültür emperyalizmine karşı direnen Firdevsi, Dakiki, Esedi-i Tusi gibi Fars milliyetçileri vardır. Bunlardan Firdevsi’nin kaleme aldığı Şehname adlı eserde 21 Mart’a İslam öncesi Fars kültürüne ait mitolojik bir atıf yapılır. Efsaneye göre, 21 Mart Farsların tarihi kurtuluş günüdür. Efsaneye göre, Fars ülkesi zalim Zahak tarafından işgal edildi, Fars halkı esaret altında zulme maruz kaldı. Bunun üzerine Kawa denilen bir demircinin zalim Zahak’a karşı başlattığı isyanı şehzade Feridun liderliğinde sürdüren Fars milleti 21 Mart’ta zafere ulaştı. Dolayısıyla, Firdevsi’ye göre 21 Mart aynı zamanda Farsların zulümden kurtuluş günü, yani Farsların Milli Günü’dür. ‘Zalim Zahak’ isminin Zerdüştlerin kutsal kitabı Avesta’daki ‘Azi Dahaka / Ejderha’ sözcüğünden türetildiği iddia edilir. Bilindiği üzere ejderha; Akad, Babil, Asur gibi Mezopotamya uygarlıklarının sembolü idi. Dolayısıyla Firdevsi’nin Şehname’de bahsettiği efsane, Fars ülkesinin bu uygarlıklar tarafından işgalini ve Avesta’da ‘Thraetaona’ olarak geçen, Tanrı Ahura Mazda tarafından kutsanmış olan ejderha savaşçısı Feridun liderliğinde özgürlüğüne kavuşması şeklinde yorumlanır.

Kürt kültüründeki Nevruz geleneği Farsların geleneği ile paraleldir. Kürtler ile Farsların tarihi bağları vardır. Kürtlerin yaşadığı coğrafya MÖ 6. yüzyıldan MS 7. yüzyıla kadar Pers, Part, Sasani gibi Fars devletlerinin egemenliği altında kalmıştır. Kürtçe ile Farsça, her iki dil de Hint-Avrupa dil ailesindendir. Kürtçe sözcüklerin %50’den fazlası Farsçadır. Kürtler de Zerdüşt dininin istilası altında kalmışlar, Zerdüşt Takvimi’ni kullanmışlardır. Kürt-Ezidi inancı ile Zerdüşt dini farklı olmasına rağmen bu iki inancın ortak ögeleri vardır. Mesela, Zerdüşt dininde olduğu gibi Ezidi inancında da güneş; karanlığa karşı kutsal ışığın, yanlışa karşı doğrunun, haksızlığa karşı hakkın, cehalete karşı erdemin sembolüdür. Ezidilerin kutsal kitabı Kitab-ı Cilve’ye göre güneş, tanrının gücüdür. Ezidi Kürtler, Zerdüştler gibi (sabah ve akşam) ibadetini yüzünü güneşe dönerek ifa ederler. Zerdüşt inancında olduğu gibi Ezidi inancında da ateş güneşi, ilahi ışığı sembolize eder. Dolayısıyla, Nevruz ateşi ile Ezidi inancı link halindedir.

Firdevsi’nin Şehname’de bahsettiği zalim Zahak’a karşı direnme ve zafer kazanma efsanesi Kürtlerde hemen hemen aynıdır. Kürt efsanesine göre, zalim Zahak’ın omuzlarında iki ejderha vardı ve bu ejderhalar insan beyni ile besleniyordu. Yani, her gün iki Kürt kurban edilip bu ejderhaya yem ediliyordu. Bu nedenle Kürtler hayatta kalabilmek için dağlara sığındılar. Sonunda Kaveh ya da Kawa denilen bir Kürt demirci, deriden yapılmış önlüğünü bayrak yaparak Zahak’a karşı isyan başlattı. Kürt demirci Kawa’nın başlattığı bu isyan 21 Mart günü zaferle sonuçlandı ve zaferi haber vermek için dağlarda ateş yakıldı. Dolayısıyla bu mitolojiye göre 21 Mart Kürtlerin zafer günüdür, yeni bir sürecin başlangıcı olan yeni bir gündür yani ‘Nevruz’dur’, ateş Nevruz’un sembolüdür.

Tarihi süreç içinde kültürler birbirlerinden etkilenmiştir. Dikkat edilirse; Fars ve Kürt mitolojisindeki zalimden kaçıp dağlara sığınma, demircinin başlattığı isyan, ateş ve zafere ulaşma ögeleri Türk Ergenekon mitolojisiyle paralellik gösterir. Savaşı kaybeden Türklerin Ergenekon Vadisi’ne sığınması, Kürtlerin Zahak’ın zulmünden kaçıp dağlara sığınması; Ergenekon’dan çıkmak için demir dağın demirciler tarafından eritilmesi, Kürt demircinin isyan başlatmasıyla paralellik gösterir. Ayrıca Oğuz Kağan Destanı’ndaki Oğuz Kağan’ın 7 başlı ejderhayı öldürmesi ile Kürtlerin omuzunda ejderha olan zalimi alt etmesi benzerdir. Ancak, bu ögelerin benzer olması, Türklerin de uzun süredir Nevruz’u kutlaması Nevruz’un Türk bayramı olmasına yetmez. Çünkü Ergenekon’un 21 Mart ile bağlantısını destekleyen mitolojik, destansı, takvimsel, tarihi hiçbir bilgi ve bulgu yoktur. 21 Mart’ta demir dövme geleneğinin ne zaman, kim tarafından başlatıldığını biz de biliyoruz, Kürtler de Farslar da biliyor.

Bu detaylar sonunda Türkiye’de 21 Mart’ın resmi olarak Nevruz Bayramı olarak yasalaşmasını yorumlamaya çalışalım.

  • Nevruz Bayramı köken itibariyle Zerdüşt inancıyla direkt bağlantılıdır ve dolayısıyla “tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek din” felsefesiyle uyuşmaz.
  • Nevruz Kürtlerin milli bayramıdır ve “etnik milliyetçiliği ayaklar altına alma” felsefesiyle de uyuşmaz.
  •  21 Mart Zerdüşt Takvimi’nin yılbaşı günü olduğundan “Müslüman, başka dinlerin yılbaşını kutlamaz” felsefesiyle uyuşmaz.
  • Barış Süreci dışarıdan kumandalı olduğu için, Nevruz’un resmi bayram olarak kabul edilmesi Kürt kültürünün tanınması ve korunması adına atılmış demokratik bir adımdan ziyade ‘direnme’ sonucu kazanılmış bir hak olarak algılanır.

Tüm bunlara rağmen ülkemizin birlik ve beraberliği için Nevruz resmi bir bayram olarak kabul edilecekse, en azından ‘Nevruz-Ergenekon’dan Çıkış Bayramı’ adı altında yasalaşması toplumsal barış adına faydalı olacaktır. Ergenekon ve Zahhak destanlarında demir ve demirci ögeleri ortak olduğundan 21 Mart’ta demir ve demirci ögelerinin ön plana çıkarılması Türk ve Kürt halkları için kültürel ortak bir payda oluşturacaktır. Ayrıca, ‘Ergenekon’ kelimesinin milli bayramın adı olması ‘Ergenekon mağdurlarının’ acılarını hafifletecek, Türk milliyetçilerini mutlu edecektir. Aksi takdirde, Türk’ün milli bayramının adının Kürtçe ve Farsça ‘Yeni Gün’ anlamına gelen ‘Nevruz’ olarak yasalaşması Türk kültürünü çirkinleştiren kara bir leke olarak tarihe geçecektir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!