Yazar Özcan Pehlivanoğlu, Mondros Mütarekesi’nin yıl dönümünde toplumun bu tarihi olaya karşı duyarsız kalmasını eleştirerek köklü tehlikelere dikkat çekmektedir. Kaleme aldığı yazıda, 1920 tarihli İngiliz yıllık raporları üzerinden geçmişte Türkiye’yi bölmeyi amaçlayan yabancı devlet planlarının günümüzde de devam ettiğini savunmaktadır. Özellikle Fener Rum Patrikhanesi’nin faaliyetleri, Kürt meselesi ve azınlıklara tanınan ayrıcalıklar gibi konuların asırlardır değişmediğini vurgulamaktadır. Yazar, Türk milletinin bu tehlikeli oyunların farkına varması gerektiğini belirterek aydınlara büyük sorumluluklar düştüğünü ifade etmektedir. Sonuç olarak, tarihten ders çıkarılması ve her dönem var olan bu tehditlere karşı millî bir duruş sergilenmesinin hayati önem taşıdığı aktarılmaktadır.
Bugün yani 30 Ekim 2026 Cuma günü saat 18.40’a kadar birisi çıkar “Mondros Mütarekesi” ve dünkü ihanet ile günümüzde olan bitenler arasında bir ilişki kurar, konuşma yapar veya yazı yazar diye bekledim. Ama nafile, “tık” yok! İşte Türk milletine uygulanan karartmanın bir örneği de bu…
Ama biz yazalım: Bugün 30 Ekim, Mondros Mütarekesi’nin yıl dönümü.
Siz Cumhuriyet’in niçin 29 Ekim’de ilan edildiğini sanırsınız? Atatürk tarihler üzerinden konuşarak emperyalistlere bir cevabı da böyle vermiştir… Bunları hatırlatmakta fayda var. Çünkü Türk unutuyor, unutmak istiyor!
Önümde Ali Satan’ın 1920 yılına ait “İngiliz Yıllık Raporlarında Türkiye” isimli kitabı var. Demek ki İngiltere, her yıl Türkiye hakkındaki çalışmalarını böyle derleyip toparlıyor ve ilgililere sunulmak üzere bir rapor hâline getiriyor. Buraya kadar her şey normal. Her devletin buna benzer çalışmaları muhakkak vardır ve bu, devlet olmanın gereğidir.
Ancak 1920 tarihli bu raporda benim dikkatimi çeken bazı hususlar oldu. Örneğin İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi ile ilgili olan bir bölümde, İngilizler şu tespiti yapmışlar: “Patrikhane, Türk hükümeti ile olan tüm resmi ilişkilerini koparmıştır. Bu erken alınmış ve pek de akılcı olmayan karar açıkça göstermektedir ki bölgede Türklerden bağımsız bir çeşit Bizans Rum varlığının oluşturulması amaçlanmaktadır. Patrikhane’nin Trakya, İstanbul ve İzmir’in Türk hâkimiyetinden çıkarılması yönünde ortaya koyduğu gayretlerin yanı sıra Trabzon ve Samsun bölgelerinde Pontus Rum Devleti’nin teşkiline yönelik tasarıyı da hayata geçirmeye çalıştığı ifade edilebilir.” İngilizlerin resmî belgelerine geçirdiği bu tespitler bugün için de geçerli midir? Azınlıklara, niyetleri bilinmesine rağmen karşılıklılık esasına aykırı imtiyazlar tanıyanlar kime hizmet ettiklerini biliyorlar mı? Sokaktaki vatandaş bunların farkında mı?

Aynı raporda devamla “İngiltere için askeri çıkarlar ve siyasi açıdan önemli olan ‘Kürt Meselesi’nin geleceği İstanbul’dan ziyade Mezopotamya’yı ilgilendirmektedir… Bir yanda Türk milliyetçileri, Kürtler ve Türkler arasında bir ayrımı kabul etmezken, Kürtler; Araplar, Ermeniler ve Rumlar kadar ayrı bir ırk olduklarını iddia etmektedirler” demektedir. Ancak ilginç olan bir nokta, Kürtlerin bu iddiasının ve devlet kurma isteklerinin, 1914 öncesi realiteden uzak olduğuna da vurgu yapılmasıdır. Ne imiş efendim! Kürt meselesi, İngiltere için 1920 yılında askerî çıkarlar ve siyasi açıdan önemliymiş. Bugün için değişen bir şey var mıdır? Türkiye’deki hainler hâlen İngiltere’yi arkalarına almakta mıdır? Bize konuyu “PKK’nın silah bırakması” olarak pazarlayanların bunlardan haberi var mıdır?
Yine 1920 yılında hazırlanan raporda “Majestelerinin Hükûmetince de hemfikir olunduğu üzere, Barış Antlaşması’nın imzası beklenmeksizin, Türkiye’de savaştan mustarip olan tüm Hristiyan nüfusun karşılaştığı haksızlığı gidermek için Müttefikler, üzerlerine düşen her şeyi yapmak gibi ahlaki bir sorumluluk taşımaktadır. Bu sorumluluğun yerine getirilmesi neredeyse tümüyle Türkiye’deki İngiliz otoritesine düşmektedir” denilmektedir. Acaba bu İngiliz otoritesi Mustafa Kemal önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile birlikte sureti haktan gözüken gizli Hristiyanlara karşı da 2026 yılına kadar üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş midir ve yerine getirmeye devam etmekte midir?
Bugün 30 Ekim 2026… Türk milleti için bir idam fermanı olan Mondros Mütarekesi’nin 108. yılı… İngilizler bu rapordan da anlaşılacağı üzere Türk milleti için “Türkiye’deki olayları değerlendirirken, eski Rusya ve İran sınırına kadar uzanan Kürt bölgesi ve Ermenistan ile birlikte, kabaca İskenderun Körfezi ve onun doğusunda kalan hattın güney sınırını oluşturduğu toprakların da dahil edileceği Anadolu ve Doğu Trakya’dan ibaret bir Türkiye düşünülmelidir” diyorlardı.
Günümüzde yaşanan gelişmelere bakarsak herhâlde yine aynı şeyleri düşünüyorlar. Önemli olan onların ne düşündüğü ve ne yapmak istedikleri değildir. Aksine doğru olan, bizim bu gerçekleri bilip karşı stratejileri geliştirebilmemizdir. İngiltere veya diğer devletler hedeflerini yakalayabilmek için iş birliğine gidecek adamlar ararlar. Onları bulurlarsa etkin olurlar; bulamazlarsa bir Mustafa Kemal çıkar, Sevr’i de Mondros’u da tanımaz ve bizim ayakta durmamızı sağlar.
Türk halkının yediden yetmişe bunları bilmesi lazım. Yani 1920 ile 2026 arasında Türk milleti açısından değişen pek bir şey olmadığını! Oyun aynı oyun, sadece oyuncular değişmiştir. Burada Türk tarafındaki görev, eli kalem tutanlara ve ağzı laf yapanlara düşüyor. Öyleyse Türk milletine kızmadan önce, ona bunları anlatalım…
Anlatıyor muyuz sizce?











