Bu köşe yazısı, Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı çıkan bazı kesimlerin sergilediği tutarsızlıkları ve iki yüzlü yaklaşımları sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, şeriat düzenini savunan figürlerin Türkiye’deki laik sistemi yererken yaşam alanı olarak Batı demokrasilerini tercih etmelerini büyük bir çelişki olarak nitelendirir. Kadın hakları, adalet ve özgürlük gibi kavramların ancak laik bir düzende teminat altına alınabileceği vurgulanarak, dini söylemleri kullanan kişilerin samimiyeti sorgulanır. Metin boyunca, bu tarz eylemlerin toplumu yanıltmaya yönelik birer ihanet ve nankörlük örneği olduğu savunulur. Sonuç olarak okuyucuya, demokrasinin ve laikliğin toplumsal huzur için vazgeçilmez birer sigorta olduğu hatırlatılarak bu değerlere sahip çıkılması çağrısı yapılır.
Kimileri bilerek, kimileri de bilmeyerek Atatürk ve laik düzen karşıtlığı ve düşmanlığı yapanlar var ya! Hepsi de sahte ve samimi değiller.
Sosyal medyada; “Atatürk’ü sevmiyorum, laik düzeni getirdi” diye yırtınan bir bayan vardı: N. Bezirgân.
Anımsadınız mı?
Bu, laik düzen karşıtı; Atatürk düşmanı hanım kızımız nerede biliyor musunuz?
Mekke-Medine mi dediniz.
Maalesef yanıldınız.
Bu kızımız, yaşanacak yeri biliyor.
Hani şu gavur denilen ama laik ve özgürlüklerin, laik düzenle garanti altına alındığı, kadınların dişi değil, kişi olarak görüldüğü, insan yerine konduğu ülke olan:
Kanada’da sefa sürüyor.
Sormak gerekmez mi, sözde şeriatın koyu yaşandığı Afganistan; neden değil?
Neden Suudi Arabistan, Pakistan, İran, Afganistan değil?
Neden şeriatla yönetildiği söylenen ve Atatürk’ün karşısına koyulan ülkeler değil?

Hanımlar, beyler yaşamayı seviyorlar ve iş, yaşamaya gelince;
Özgürlüklerin bol olduğu laiklik güzel, iyi,
Kadın hakları iyi, kadınca yaşamak iyi, serbestçe giyinmek, gezmek iyi.
Hukuk iyi,
Adalet yansız, adil ve eşit.
Sosyal güvence iyi.
Bütün bunlara akıllılık mı diyeceğiz, ihanet ve hainlik mi?
Gel gelelim, söz konusu Türkiye olunca:
İstemiyoruz,
Kahrolsun laik düzen,
Yaşasın şeriat diye anırmayı iyi biliyor, iyi yapıyorlar.
Kimlerin taşeronları, kimlerin ağızları iseler.
Bu nasıl bir çelişki?
Rahmetli Erbakan’ın kızı da aynısını yapmıştı.; ABD’ye yerleşti. H. Mezarcı, Ş. Yılmaz, C. Kaplan gibiler de aynı şeyi yaptılar. Atatürk’e kin kustular, şeriat diye bağırdılar ama hep Batı’ya laik düzene, hukukun adil olduğu gavur ülkelerine sığındılar, Humeyni bile.
Buna nankörlük, ihanet denmez de ne denir?
Atatürk’ün kurduğu laik, sosyal düzenin ekmeğini yiyip, aynı düzeni küçümsemek, lanetlemek nasıl bir ruh halidir?
Bunlar, iki yüzlülüğün tipik örnekleridir.
Bu sahtekarlara göre LAİKLİK hedef değil, korunaklı bir SIĞINAKTIR.
Maçanız sıkıyorsa, söylediklerinizde samimi iseniz; İran, Afganistan, S. Arabistan aha orada duruyor, gidin oralara ve şeriatı doya doya yaşayın ya.
Ey asil halkım! Ey irfanı yüksek Türk!
Bu sahtekarları iyi tanı Yalan ve iftiralarına inanıp, dini kullanarak seni kandırmalarına inanma, tuzaklarına düşme:
Demokrasi ve laik düzen senin ve geleceğinin yaşam sigortası ve huzurlu geleceğindir.
Sakın ola vatan hainlerinin, dış güçlerin taşeronlarına kanma!
Geçmişini öğren Atatürk’ü ve bu laik düzeni kuranları iyilikle ve şükranla an.
Esen kalınız.