Yazar Mehmet Özkendirci, toplumsal hafızasızlığı ve siyasi tutarsızlıkları balık hafızası ve haşlanan kurbağa metaforları üzerinden eleştirel bir dille analiz etmektedir. Siyasilerin geçmişteki söylemleriyle çelişen keskin dönüşlerini ve toplumun bu değişimlere tepkisiz kalışını, yavaş yavaş ısınan sudaki kurbağanın durumuna benzetmektedir. Metin, devletin temel yapısını sarsan anayasa değişiklikleri ve terörle müzakere süreçlerinin, halkın farkındalığı köreltilerek normalleştirildiğini savunmaktadır. Toplumun geçmişi çabuk unutması, yazara göre iktidar ve muhalefet aktörlerinin halkı yanıltmasını kolaylaştıran bir manipülasyon aracı haline gelmiştir. Bu yazı, bireylerin maruz kaldığı toplumsal mühendisliğe karşı bir uyarı niteliği taşırken, milli değerlerin ve siyasi ahlakın korunması gerektiğini vurgulamaktadır.
İki ayrı cins hayvan tam bizim toplumumuzun simgesi. Nasıl mı? Malum balıklarda hafıza birkaç dakikalıktır, sonrası hatırlanmaz. Biz de öyle değil miyiz? Bir siyasetçi çıkar, kendinden önce hiçbir şey yapılmadığını söyler, çoğumuz inanırız. Allah’tan sosyal medyada her gün dönen videolar var. “Asalım, keselim bu katili” diyen aynı kişi, “Asmayalım, kurucu örnek yapalım, TBMM’de konuşsun” diyebiliyor. Yıllarca Erdoğan’ın stepneliğini yapan, her girdiği seçimi kaybedip bağlılığını kanıtlayan kişi, arlanmayı unutup kendi partisine muhalefet ederek “arınalım” diyor. Tabii bunlar balık hafızalığından da öte, tarihin en sert U dönüşlerine birer örnek. Keza muhaliflerine “Sizin camide çekilmiş bir fotoğrafınız yok” diyen aynı kişinin, “Emir-komuta merkezim papaz elbisesi giy derse giyerim” dediği gibi. Toplumun bir kısmı tüm bunlara inanmamak ister.

“Yok yahu, daha neler” der balık hafızası beyne özenerek. Böyle insanların soğuk su dolu kapta yavaş yavaş ısıtılan kurbağadan farkları ne? Bilinen anlatıda su yavaş yavaş ısıtıldığı için sonunda kurbağa, haşlanarak öldüğünü bile fark etmez; tıpkı bizde olanlar gibi. Önce küçük küçük denemelerle toplumun nabzı test edilir. Tepki yoksa tempo yavaşça artırılır, kaptaki suyun ısısı gibi. Sivil Anayasa yapacağız dedikleri Anayasa’dan değiştirmedikleri madde sayısı ne kadar kaldı? Onlar da T.C.’nin değiştirilmesi teklif bile edilemez dedikleri, üniter devletimizin vazgeçilmez maddeleri. Sözde analar ağlamasın diye ortaya attıkları barış sürecine, kırk bin kişinin katiline danışıldıktan sonra önerileri TBMM komisyonuna sunulacak. Dünyada Hitler’i, Netanyahu’yu aratmayacak bir caniye bu kıyak neden?