Yazar Mehmet Özkendirci, NATO Zirvesi kapsamında Türkiye’de yapılan hazırlıkları eleştirel bir dille ele alarak, yabancı liderlere gösterilen aşırı misafirperverliği ve devlet imkanlarının seferber edilmesini yermektedir. Metin, geçmişteki Amerikan hayranlığına dair tarihi göndermeler yaparak, güncel siyasi atmosferdeki çifte standartlara ve toplumsal hafızasızlığa dikkat çekmektedir. Güvenlik önlemleri adı altında yaşlı bir emekli öğretmenin tutuklanması ile suç dosyası kabarık kişilerin serbestçe devlete meydan okuması arasındaki zıtlık vurgulanmaktadır. Özellikle terörle mücadele ve sözde barış süreçlerindeki tutarsızlıklar üzerinden hükûmetin izlediği politikalar sert bir üslupla sorgulanmaktadır. Son olarak yazar, gerçek bir barışın teslimiyetle karıştırılmaması gerektiğini hatırlatarak toplumsal bir uyarıda bulunmaktadır.
NATO gündemimizde onca sorun varken onları perdelemek için nur topu gibi bir NATO’muz oldu. NATO’nun şeref konuğu Erdoğan’ın en büyük destekçisi, bazen saçmalayıp yanında kendisini “seçim hilelerini iyi bilir” gibi sözler söylese bile Asrın Hadsiz lideri Trump.
Hani “İtalya Başbakanı benimle resim çektirmek için yalvardı” diyen, Gazze sahillerinde turistik tesis ve kumarhane açmak isteyen, dünyayı babasının çiftliği sanan Amerikan Kovboyu yani sığır çobanı için Ankara ve İstanbul’da olağanüstü durum ilan edildi. Tüm güvenlik güçleri neredeyse havada uçan kuş bırakmamakta kararlı. Ankara günlerdir bir gelin gibi süslenmekte. Evlerin dışı ve yollar titizlikle yeniden boyanıp görsel bir tablo oluşturmak için devletin tüm imkanları seferber ediliyor. Bence heyetin geçeceği tüm yollara kırmızı halılar döşenmeli, gül suları dökülmeli. “Yok yahu abarttın” diyenlere Türkiye Şoförler Federasyonu Başkanı’nın NATO’lu dostlar için yaptıklarını örnek gösterelim.

Konuklara daha iyi hizmet verebilmek için şoförler tek tip beyaz gömlek, gri pantolon, siyah ayakkabı giyip her gün sinekkaydı tıraş olacaklar. Araçlarında Türk lokumu ikram edecekler. Tabi burada Turgut Özal’ın akıcı İngilizcesiyle tercümanlık ettiği Amerikalı dostları ile Türk lokumu / hayat kadınlarımızdan bahsetmiyoruz. ABD hayranlığı bazı kesimlerce 6. Filo önünde secde etmeye kadar gitmişti, solcu gençler “Coni Go Home” diye bağırırken. Tabi o günler arasında köprünün altından çok sular geçti. Sosyal medya da olmasa balık hafızalı toplumumuz hiç öğrenemeyecekti; tıpkı Menderes’in Kore’ye Türk askerini ABD istedi diye TBMM’ye bildirmeye gerek duymadan gönderdiği gibi. Evet, ülkede 70 yaşında Tema gönüllüsü emekli bir öğretmen hanım terörist şüphesiyle sabah evinden alındı. Günlerdir hapiste
tutuluyor. Yetmişlik, birçok rahatsızlığı olan bir emekli bayanın devlet için nasıl bir tehlike oluşturabilir derken gerçek bir tehlike İstanbul’da yaşandı. Çetinkaya mağazasını kundaklama olayında iki yaşındaki bir çocuk dahil on iki kişinin katili Çetin Arkaş affedilince, asrın canilerinden Apo’ya Özgürlük Mitingi’nde Türk devletine şöyle meydan okudu: “Dönüp dolaşacak ve yine pişmanlık yasasına gelecekseniz bir bize bakın, bizde pişmanlık duymuş bir hâl var mı?”
Ellerinde PKK paçavrası ve Apo’nun posterleriyle sözde miting yapanlar devlet için bir tehlike oluşturmazken, yetmişlik kişiler tutuklanması gereken hainler mi?
Sevsinler sizin barış sürecinizi… Beyler, barış demek teslim olmak demek değildir.
