Erol Sunat
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Günaydın Umut

Günaydın Umut

featured

Yazar Erol Sunat’ın bu metni, bireysel ve toplumsal zorluklar karşısında umudun hayati önemini vurgulayan edebi bir çağrıdır. Güncel ekonomik sıkıntılar ve hayal kırıklıklarıyla kuşatılmış insanlara seslenen eser, umudu bir diriliş ve direniş kaynağı olarak tanımlar. Türk tarihinden Alpaslan, Osman Gazi ve Mustafa Kemal Atatürk gibi isimlerden örnekler verilerek, tarihi başarıların sarsılmaz bir inançla inşa edildiği hatırlatılır. Metin, karamsarlığa teslim olmak yerine her yeni güne “günaydın” diyerek azimle başlamanın gerekliliğini savunur. Nihayetinde okuyucuya, en karanlık yolları aşmak ve özüne dönmek için içsel motivasyonun vazgeçilmez olduğu mesajı zarif bir dille iletilir.

 

O kadar çok umutsuzlukla karşı karşıya geldik ki…

Kapılar kapandı ardı ardına, açılmadı.

Bazen “bahtımız gibi” dedik…

Bazen “talih yüzümüze gülmedi” dedik…

“Şansa inanmam” diye direttik.

Umut denen o güç her defasında…

“Kalk ayağa!” diyordu…

Kalk ki sen değil, çeldiriciler sinsin…

Engelleyiciler ürksün…

Umudun varsa ufkun da vardır, cesaretin de metanetin de…

Osmanlı döneminin Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa’nın meşhur bir sözü vardır.

Paşa, Sivas’ın yollarını açarken, “Gidemediğin yol senin değildir” demiş. İlk kazmayı kendi vurmuş Sivas’ın yollarına. Sivas’ı yola kavuşturmuş diye anlatılır.

Devrinin efsane Vali Paşalarının en önde gelenlerindendir.

Ondan sebep umut; gidemediğin yola, çıkamadığın tepeye, dağa benzer.

***

Umudun varsa, umudunu kaybetmemişsen, umut için engel de yoktur, köstek de…

Umut insanı ayağa kaldırır.

Coşku verir.

Tarifsiz bir heyecan kaplar umudu olanın içini.

“Olmaz, mümkün değil, söz konusu bile değil” benzeri bir yığın umutsuz söze güler geçer umut…

Umudunuz varsa Türk milletine Anadolu kapılarını açmak için Malazgirt’te Sultan Alparslan’ın yanında bulursunuz kendinizi…

Umudunuz varsa Kutalmışoğlu Süleyman Şah’a katılır, Doğu Roma’dan İznik’i alır, Türkiye Selçuklu Devleti’ni kurarsınız.

Umudunuz varsa Kılıçarslanlarla Haçlı seferlerini durdurur, Miryokefalon’la Anadolu’ya Türklük mührünü basarsınız…

Umudunuz varsa Ertuğrul’un yanında, Ertuğrul’un ocağında uyanır, oğlu Osman’la tekfurların kalelerini başlarına yıkarsınız.

Umudunuz varsa Gazi Mustafa Kemal Paşa’yla Samsun’a çıkarsınız. Adı Türkiye Cumhuriyeti olan yeni bir devlete ve o devleti ilelebet payidar kılmaya ant içersiniz.

Umut öyle güçlü bir kavramdır ki; vazgeçilecek, askıya alınacak, tereddüt edilecek bir kavram hiç ama hiç olmadı.

Bizleri yaratan, “Kulum, benden umut kesme!” demiyor mu?

O hâlde…

Günaydın umut…

Günaydın umuda…

Günaydın umut için açan o güzel çiçeklere…

Günaydın her sabah umuda açılan o pencerelere…

***

Umutsuz birçok vaka ile yüzleştiğimiz yıllar geçiriyoruz. “Umutsuz vaka” benzetmesinin bu kadar çok tutmasına şaşırmamalı…

Atanamayan gençlerin umutsuzluk denen o açmazın gerçek yüzüyle tanışmaları…

Emekli ve asgari ücretli maaşının kira karşısında çırpınışı…

Derdini anlatmaya çalışanların çalacağı kapıların duvara dönüşmesi…

İnsanımızı sokağa çıkarmayan sokak ekonomisi…

Çaresiz gözyaşlarının tek şahidi olan pazarlar…

Ve her defasında kaybolup giden umutlar…

Sonrası…

Öte yakalılar… Beri yakalılar… Karşı yakalılar… Uzaklardan el sallayanlar…

Artık hiçbir şekilde yanınızda olmayanlar, yanınızda durmayanlar…

“Anlat hele, ne derdin vardı senin?” demeyenler.

“Bizim her şeyden haberimiz var; biliyoruz, farkındayız” kelimelerini cümle aralarına sıkıştıranlar…

Bir yanda umut, bir yanda umutsuz vaka diye yaşananlar…

“Umut her zaman umutsuzluğa galebe çalar” denmiş.

Buna rağmen yaşananlar kolay değil; kolay geçiştirilecek, kolay üstesinden gelinebilecek gibi değil.

İnsanlar tıkanmış… Bunalmış… Yanmış…

“Sağım solum karamsarlarla, umutsuzlarla, kendini çıkmaz sokaklarda kaybolmuş olarak anlatanlarla dolu” diyenlerin çizdiği tabloya hemen birçok yerde şahit oluyoruz diyenler az değil.

Umut bize hasret, biz umuda…

***

Umutsuzluk denen bir kara bulut başımızın üzerinde dönüp durdukça, haliyle soruların ardı arkası kesmiyor.

Umut nerede? Nereye kayboldu? Var mı umudu bir gören, tanıyan, onunla konuşan, tanışan?

Umut, kendinde ayrıcalık olduğunu düşünenlere ait bir nesne değil.

Umut; yetimin de öksüzün de kimsesizin de çaresizin de vazgeçilmezi.

Zapturapt altına alınamayan, sahiplenilemeyen, “benden başkasının olamaz” denilen bir şey hiç değil.

Umut ezilmişlere, gariplere en başta lazım.

Umut, umutsuzluğun “hadi bana eyvallah” dediği o ayrılık anında açan bir çiçek aslında…

Umut, geri dönüş…

Umut, silkiniş…

Umut, diriliş…

Umut, karşı duruş…

Umut; doksan artı bilmem kaçın son dakikasında, hakem saatine bakarken “gol” olan o son vuruş…

***

Umut; kör ışıklı bir tünelde kör ışıklı bir mumla, kör ışıklı bir kandille yürümeye çalışanların o efsane çıkış noktasını bulması…

Ne diyorduk…

Günaydın umut…

Efendim, “çıkmaz sokaklarda beyhude bir şekilde tahlil ve münakaşa etmeye kalkarsanız akşam olur” demişler.

Çıkmazda…

Olmazda…

“Bu kapı sana açılmaz” denen sokakta umut aranır mı?

Umuda günaydın deyip düşmek lazım yola…

Umut olmadan yaşayanı gördünüz mü?

Görmedik görmesine de…

Biz çok şeyi unuttuk…

Önce kendimizi…

Sonra birbirimizi…

Umudu dahi ayırmışız parçalara…

Senin umudun, benim umudum, onun umudu, ötekinin berikinin umudu.

Umut hoştur, yolu virajdır, yolu yokuştur, umudu pay etmek boştur.

Gerisi boşa bir koşuşturma, boşa bir koşuştur.

Ne mi diyelim?

“Günaydın umut” diyelim de dönelim kendimize, dönelim özümüze…

***

Ne demiş atalar?

“Çıkmayan canda son bir umut…”

Duman içi dağlarda kaldık da çıkmadık mı?

Sislerin arasından kaç kere kurtulmadık mı?

Dağları tepeleri aştık, en dik yokuşları çıktık; geçitler, vadiler yol vermedi mi?

Yaylalar halı misali serilmedi mi önümüze?

Kapkara karanlıklara şimşekler çakıp dağıtmadı mı o bulutları?

Göstermedi mi güneş yüzünü?

Günaydın umut…

Günaydın umuda…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!