Yazar Av. Mehmet Bacaksız, Türkiye’deki Dernekler ve Vakıflar Kanunu kapsamında yapılan yasal değişikliklerin, sivil toplum kuruluşlarının yurt dışından denetimsiz yardım almasına zemin hazırladığını savunmaktadır. Geçmişte izne tabi olan bu finansal desteklerin artık sadece bildirim esasına dayalı olmasının, yabancı güçlerin Türkiye’nin iç işlerine müdahale etmesini kolaylaştırdığı ileri sürülmektedir. Metin, özellikle George Soros ve Açık Toplum Vakfı gibi aktörlerin sağladığı fonların, devletin birliğini ve toplumsal yapıyı hedef alan zararlı faaliyetleri desteklemek amacıyla kullanıldığını iddia etmektedir. Bu bağlamda, Avrupa Birliği uyum yasalarıyla getirilen mevcut serbestliğin milli güvenlik riskleri doğurduğu ve yardımların yeniden İçişleri Bakanlığı’nın iznine bağlanması gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak kaynak, yabancı finansman trafiğinin devlet kontrolü altına alınması çağrısında bulunmaktadır.
5253 Sayılı Dernekler Kanunu, 23/11/2004 tarih ve 25649 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile 06.10.1983 tarihli ve 2908 Sayılı Dernekler Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. 5253 sayılı Dernekler Kanunu halen yürürlüktedir.
5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun 21. maddesi ile derneklere mülkî idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak şartıyla yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan aynî ve nakdî yardım alabilme imkânı getirilmiştir. 5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun 38. maddesinin E bendi ile yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan aynî ve nakdî yardım alabilme imkânı ile ilgili hüküm, 08.06.1984 tarihli ve 227 sayılı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 3’üncü maddesine eklenmiştir. 2008 yılında çıkarılan 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmıştır. Halen yürürlükte olan 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu’nun 25. maddesine göre Türkiye’de kurulmuş olan vakıflar, yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan aynî ve nakdî yardım alabilmektedirler.
Eski 2908 Sayılı Dernekler Kanunu yürürlükte iken derneklerin yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan yardım alabilmesi İçişleri Bakanlığı’nın iznine tabi iken 5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile bu izin şartı ortadan kaldırılmıştır. Halen yürürlükte olan 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu’nun 25. maddesine göre vakıflar, yurt dışından aynî ve nakdî yardım alabilmek için izin almak zorunda değildirler. Sadece Vakıflar Genel Müdürlüğüne bildirim yapmakla yükümlüdürler.
Derneklerin ve vakıfların yurt dışından aynî ve nakdî yardım alabilmelerine imkân veren bu hükümler, dikkatli bir inceleme yapılmazsa normal ve makul görülebilir. Ama ülke ve millet menfaatleri açısından dikkatli bir inceleme yapıldığında oldukça sakıncalı olduğu görülecektir. Şöyle ki;

Yahudi asıllı Amerikalı borsa spekülatörü George Soros, yöneticisi olduğu Açık Toplum Vakfı vasıtası ile Türkiye de dâhil pek çok ülkedeki dernek, vakıf vb. kuruluşlara yüksek miktarda paralar aktarmak suretiyle o ülkelerin içini karıştırmakta, devlet ve kamu düzeni aleyhine eylemler yaptırmaya çalışmaktadır. George Soros’un arkasında ABD Gizli Servisi CIA’nın olduğu tartışmasızdır. George Soros, bu faaliyetlerinde maalesef başarılı olabilmektedir. Gürcistan’da geçmiş dönemde çıkan isyanların arkasında George Soros’un yönettiği Açık Toplum Vakfı vardır. Yine, George Soros’un yönettiği Açık Toplum Vakfı’nın faaliyetleri ile Ukrayna’da Yahudi asıllı Volodimir Zelenski iktidara getirilmiştir. Ukrayna’da Yahudi nüfus oranı çok azdır, %1 bile değildir. Buna rağmen Yahudi asıllı Zelenski’nin iş başına getirilmesi tesadüf olmayıp George Soros’un faaliyetleri sonucunda meydana gelmiştir.
MASAK’ın hazırladığı rapora göre, George Soros’un yönettiği Açık Toplum Vakfı, 2008-2017 yılları arasında ülkemizdeki 136 dernek ve vakfa toplam 17 milyon dolar para yardımı yapmıştır. Soros’un yardım yaptığı bu dernek ve vakıfların hiçbirisi ülke, devlet ve millet yararına çalışan kurumlar değildir. Aksine; ülke bütünlüğünü, devletin tekliğini, aile yapısını bozmaya yönelik faaliyetler yürüten kurum ve kuruluşlardır. Mesela, bazılarının ismini verelim: Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV), Biseksüel Trans İnterseks Gençlik Çalışmaları ve Dayanışma Derneği, Pembe Hayat Lezbiyen Gay Biseksüel Derneği, Demokrasi Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Derneği, Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği…
Görüldüğü üzere yabancılar; ülkemizdeki dernek ve vakıflara yardım etmek görüntüsü altında, salt ülkemizin ve devletimizin aleyhine faaliyet yapmak için kurulmuş veya kurdurulmuş dernek ve vakıflara para yardımı yaparak amaçları doğrultusunda faaliyetler yaptırmaktadırlar. Böylece içişlerimize karışmaktadırlar.
Dernek ve vakıfların hiçbir yerden izin almadan yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan aynî ve nakdî yardım alabilmesine imkân veren yasal düzenlemeler, 2004 yılından itibaren AB’nin dayatması ile AB’ye Uyum Yasaları adı ile yapılmıştır. Ancak yaşadığımız üzere bu yasal düzenlemeler ülkemiz ve devletimiz aleyhine kullanılmış olup ülkemiz ve devletimiz aleyhine sonuçlar vermiştir. Bu nedenle Dernekler Kanunu ile Vakıflar Kanunu’nda değişiklik yapılarak dernek ve vakıfların yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan aynî ve nakdî yardım alabilmesi İçişleri Bakanlığı’nın izin vermesi şartına bağlanmalıdır.
