Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu köşe yazısı, Deniz Göktaş üzerinden Türkiye’deki sosyopolitik ayrışmaları ve hukuk sistemindeki adaletsizlik iddialarını sert bir dille eleştirmektedir. Yazı, isimlerin taşıdığı ideolojik anlamlardan yola çıkarak toplumsal kutuplaşmaya ve devlet kademelerindeki ayrıcalıklı sınıfların varlığına dikkat çekmektedir. Yazar, siyasi gücü elinde bulunduranların dahil olduğu trafik kazaları ve adli vakaların cezasız kalmasını, ironik bir üslup kullanarak sertçe yermektedir. Özellikle yargı bağımsızlığı, kayyum atamaları ve yasalar önündeki eşitsizlik gibi konular üzerinden mevcut hükümetin uygulamalarına yönelik yoğun bir eleştirel tutum sergilenmektedir. Sonuç olarak metin, güncel siyasi tartışmaları hiciv ve toplumsal gözlem yoluyla okuyucuya aktaran provokatif bir eleştiri niteliği taşımaktadır.
Adın bile Deniz; niye Recep, Şaban, Ramazan, Abdülhamid, Abdülaziz, Hasan, Osman, Abdülcabbar, Bekir değil? Tabii bu isim Arapçada “deve yavrusu” demek oluyorsa bile takma kafana. Haa, Ali ismi de biraz sakıncalı, Alevilerin çok sevdikleri Hz. Ali’nin ismi olduğu için. Eğer koymak isterse aileniz, Muhammed Ali desinler, hiç sorun olmaz. Neden Deniz? Bu hayranlık Deniz Gezmiş‘ten geliyorsa sen doğuştan anarşist doğmuşsun. Bak, Abdülaziz, Abdülhamid, Abdülcabbar diye bir anarşist ismi var mı? Hem babanın Erdoğan gibi güçlü bir lider olmaması, Erdoğan’ın suçu olabilirmiş! Neymiş, Cumhurbaşkanımızın sayın oğlu trafikte hız denemesi yaparken tanınmış bir ses sanatçısını metrelerce sürükleyerek ölümüne neden olduğu için bir gün bile tutuklanmamış. Bu konuda Kızılay’ın, çadır tüccarının kızı, yaşı küçük olduğu için ehliyet verilmeyen kızları iki genci yaralayıp bir genci öldürmüştü; sanki o ceza aldı mı? Yine Hakkâri AK Parti İl Başkanının kızı, Van’da bir çobanın ölümüne neden oldu. Bunlar için sorun yok da sürücünün babası Cumhurbaşkanı olunca mı suç oluyor? Unutulmasın, bugün eski milletvekillerinin de —tabii ampul rozetli olmak koşuluyla— TBMM’de oldukları gibi trafikte de dokunulmazlıkları var. Yeşil ışık, kırmızı ışık, tabakhaneye dışkı götürecekler gibi hız sınırı tanımazlar. İtfaiye ve ambulanstan önce bunların bu konuda geçiş üstünlükleri var.

Sen neden Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “asrın yolsuzluklarını yaptı” dediği, içeriye atıp casusluk, çete liderliği yaptığı için iki bin yıldan fazla ceza alan İmamoğlu ile ilgili tek söz etmedin? Bizde, adalet bakanımızın dediği gibi, kimsenin parasına puluna, koltuğuna bakılmaz; herkes kanun önünde eşittir. Öyle değil mi, Kayyum Kemal…
