Bu makale, Türkiye’nin mevcut siyasi dinamiklerini, ekonomik zorluklarını ve toplumsal yapısını sert bir dille eleştiren kapsamlı bir bakış açısı sunmaktadır. Yazar, iktidarın devamlılığı için geliştirilen olası stratejileri ve muhalefet içindeki iş birliği iddialarını sorgulayarak ülkenin yönetim biçimine dair endişelerini dile getirmektedir. Özellikle ekonomik krizin halkın beslenme alışkanlıkları üzerindeki olumsuz etkilerine ve bu durumun yaratacağı demografik risklere dikkat çekilmektedir. Metinde ayrıca milli kimlik, toprak bütünlüğü ve dış siyasetin iç işlerine yansımaları gibi hassas meseleler üzerinden ulusalcı bir duruş sergilenmektedir. Sonuç olarak yazar, dini ve milli değerlerin siyasi çıkarlar için kullanılmasına karşı çıkarak toplumun Atatürk ilke ve inkılapları etrafında birleşmesi gerektiğini savunmaktadır.
Yapraklar kurudu, iyice gevrekleşti, üstüne basanları, zevk girdaplarına çekti… Şimdi toprağa karışma vakti. Sonra mı?
Ağacın kökleri vasıtasıyla kuru odunun bir tarafından tekrar fışkıracaklar… İnsanoğlu dda kuruyacak buluşacak toprağa karışıp bir Fatiha bekler olacak… Ey gafiller bilmez misiniz, yaprak gibi canlanacaksınız ama hesap mahallinde… Davranışlarını, icraatlarını bu duruma göre ayarlamayanlar, biliniz ki ahirete ve Allah’a inanmayanlardır… Hepinize Merhabalar olsun.
Türkiye birden büyüktür…
Giydikleri kıyafetlerle, merak edilecek bir yerleri kalmayan, kucak gezginleri, meğerse dini bütün, ehli iman müstesna kişilermiş.
Aralarında, gözü ela olanlardan tut, subaşını tutanlara kadar bir hayli kişi, insanları dini altyapılarını değerlendirmeye sevk ediyor… Acaba “Adnan Hoca’dan” boşalan sistem için, post-modern yeni oluşumlar mı hazırlanıyor?
Bilal Oğlan’ın ortada fazlaca görünmeye başlamasını, şöyle değerlendirin… RT, asla pes etmez.
Sonuna kadar, son saniyeye kadar, yeniden aday olmayı ve de seçilmeyi arzular.
Amma, şu an iki ucu pisli değnek durumu var… AKP – MHP – DEM iş birliği, ne isterlerse veririz yeter ki Anayasa’yı değiştirecek desteği versinler yaklaşımının aşırı seçmen kaybına sebep olacağı görüldü.
Bu yüzden yeni ittifak ve istenilenlerin yasalaşması, sandıkta boşa gidecek gibi görünüyor.
Bu gerçek AKP’yi, ihanet sürecine ihtiyatlı yaklaştırıyor… Yani hesaplar tutmaz RT yeniden aday olamaz ise “B – Planı” olan “Bilal Oğlan” formülü bir köşede hazır tutuluyor… Damadın veya Bakan’ın biri, Kart Kripto’nun (Kemal Kılıç) CHP içinde üstlendiği misyonu, AKP içine taşımaya teşebbüs edebilir ama, son söz hala RT dedir… O da Azerbaycan örneğini iyice incelemiş ve de benimsemiştir… Haydar – İlham, sonrası Allah kerim şablonu, Türkiye coğrafyasına da oturtulmak isteniyor…

Keşke çıkmasaydı. Keşke “Demiştik” demeseydim… Geçtiğimiz günlerde AKP yine transferlerin merkezi oldu. Gelmiş geçmiş tüm zamanların en büyük yalakalıkları sergilendi.
Kimse kızmasın, kızacaksa da CHP’ye kızsın. Bu adamlar Milli Piyangodan çıkmadı.
Sapına kadar Atatürkçü kimseler varken bu yaş bakkallar tercih edildi… ABD Derin Devleti + AKP + Kart Kripto (KK) bu olayları müştereken planladı.
Defalarca yazdım, yapmayın etmeyin diye yalvardım(Arşivleri inceleyin). Okyanus ötesi siyaset mühendisleri, Maduro’nun kaçırılışı gibi başarı sergilediler.
AKP’nin tek başına iktidara gelemeyeceği biliniyordu. Bunun için, altılı masa kuruldu.
CHP içindeki, ihanet ehli de birleşince AKP’nin eksikleri CHP oylarıyla tamamlanmış oldu. İşin özeti budur.
Anket şirketlerinin ayarlanışı Kemal Kılıç (Kart Kripto) %60’la geliyor tezgâhı dahil birçok şey çok ustaca uygulandı ve sergilendi… Küçük Kripto hala duyarsız.
Kart Kripto’nun bir dakika partide kalmaması gerekiyor. Derhal ihraç edilmeli. Bu yapılmıyor.
Gene ihtiyaç duyulursa diye medet umuluyor… Son söz: RT istesin CHP’nin yarısını alır.
En güvendikleri Aydın – Beykoz vs. gibi. Tek çare, elde Mansur gibi partiler üstü birisi varken, ATATÜRK şemsiyesi altında birleşmiş gerçek Milliyetçi Cephedir…
Gelelim en önemli meseleye, boğazlar meselesine… Basit kıymanın kilosu 1000 liraya dayandı.
Önümüz Ramazan, burada da durmayacak gibi görünüyor, peki ne olacak? Dayan makarnaya, dayan bulgura.
Dünya’da, kişi başı en çok ekmek tüketen ülke konumundayız. Ortalama 199 kilo/kişi… Bunun anlamını biliyor musunuz? Bir kg.
ekmek, beş adet ediyor. İki yüz kilo ile beşi çarpın bin ekmek eder böl 365’e, neredeyse günde üç ekmek çıkar.
Yani kişi başı, her öğün bir ekmek. Bu felaket bir durum.
Demografik felaket yaşarken bir de neslin fiziki felaketiyle karşı karşıyayız… Önümüzdeki günler, ülke, beslenme kaynaklı, kısa tıknaz şiş karınlı, ecük cücük, zekâsı normalin altında, ufak bir istismarla beynini liraya verebilecek insanlarla dolacak… Acaba istenen de bu mu?
Ne dersini?
Artık, “Bundan daha kötü ne olabilir” deme yeteneğimiz yok oldu.
Her geçen gün, bir önceki günü galebe çalacak olaylar cereyan ediyor.
Şımardıkça şımaran, küstahlaşan, adileşen PKK ve TBMM’deki uzantıları, Urfalıların dediği gibi, ellerini altlarına attılar ki ne attılar… Türkçülüğün esaslarını yazan Diyarbakırlı Ziya Gökalp’in, memleketlisi bir milletvekili, “Bizim topraklarımızdan elde edilen elektriği bize fahiş fiyatla satıyorsunuz” diyerek, saçmalama tarihine ismini altın harflerle yazdırdı… Bak kal… kadın…O topraklar, tarihin hiç bir safhasında sizin olmadı ama, yeni yeni kazılarda ortaya çıktığı gibi, binlerce yıllık, Türk Toprağı… Bu milletin ayranını kabartmayın, sizi öyle bir süpürür ki, şaşar kalırsınız…
Merak insanın başına çok iş açar, bunun farkındayım ama bu öyle bir şey ki, adamın yakasını bırakmıyor… Bu yüzden, hepiniz adına sormak durumundayım… Bu Ca-Ce, PKK’nın, siyasi uzantısı DEM’li Şervin Buldan’ın her dediğinin altına imzamı ararım dedi… Pervin neler dedi?
Trump-RT görüşmesinin sonunda, F-35 kolay da O bizim için bir şey yapacak dedi… Ne yapılacağını bilen var mı?
Gene Trump, işaretle “Seçim hilelerini iyi bilir” dedi. Sizce, neyi kastettiğini bilen var mı?
Çok gitmişiz, veda. Hepinizi Yaradan’ıma emanet ediyorum. Hoşça kalınız…