Av. Mehmet Bacaksız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ABD, İsrail-İran Savaşı’nın Ortaya Çıkardığı Gerçekler

ABD, İsrail-İran Savaşı’nın Ortaya Çıkardığı Gerçekler

featured
0
Paylaş

Yazar Mehmet Bacaksız tarafından kaleme alınan bu metin, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile girdiği çatışmaların küresel ve bölgesel sonuçlarını analiz etmektedir. Kaynak, ABD’nin sarsılmaz askeri üstünlüğü ve İsrail’in aşılmaz hava savunma sistemleri gibi yaygın kabullerin bu süreçte geçerliliğini yitirdiğini savunmaktadır. Savaşın yıkıcı etkilerine rağmen vatan savunması bilincinin İran’ın direnç göstermesindeki en temel motivasyon kaynağı olduğu vurgulanmaktadır. Metinde ayrıca, İran’ın yürüttüğü mezhep temelli politikaların bölge ülkelerini ABD ittifakına zorladığı ve bu durumun stratejik bir hata olduğu belirtilmektedir. Sonuç olarak yazar, dış güçlere bağımlı kalmak yerine bölge devletlerinin kendi milli imkanlarıyla ortak bir ittifak kurmaları gerektiğini savunarak barışçıl bir çözüm önerisi sunmaktadır.

 

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayıp halen devam eden savaş bazı ilginç gerçekleri ortaya çıkardı.

Tespit edebildiğim bu ilginç gerçekleri siz değerli okuyucularımla paylaşmak için bu yazıyı yazıyorum. İşte, bu ilginç gerçekler:

  1. ABD’nin en büyük süper güç olduğu, karşısında hiçbir devletin duramayacağı efsanesi yıkıldı. Evet, ABD halen dünyanın en büyük askeri gücü. Elinde muazzam ölümcül silahlar var. Ama bu silahlar İran’ı dize getirmeye yetmedi. İran hâlâ direniyor ve direnmeye devam edeceği anlaşılıyor.
  2. Bu savaşla ABD efsanesi ile birlikte İsrail’in hava savunma sisteminin çok güçlü olduğu, hiçbir şekilde bu savunma sistemi aşılarak İsrail’ye saldırı yapılması imkânı olmadığı efsanesi de yıkıldı. Bunu başaran İran’ın elindeki balistik füzeler. İran’ın İsrail’e fırlattığı hipersonik balistik füzelerin çoğu hava savunma sistemi tarafından engellense de bir kısmı İsrail şehirlerine ulaştı ve büyük zararlar verdi. Bu sebeple, İsrailliler 28 Şubat’tan beri sığınaklarda yaşıyorlar. Ekonomik durumu iyi olan yüzbinlerce İsrailli ise ülkelerinden kaçtı.
  3. Bu savaş, hava savunma sisteminin ülke savunmasında çok önemli ve değerli olduğunu oldukça net olarak gösterdi. İran’ın elinde güçlü, modern hava savunma sistemleri olsaydı ABD ve İsrail köpeksiz köyde değneksiz gezer gibi serbestçe İran’ı bombalayamazdı. İran, güçlü hava savunma sisteminden yoksun olduğu için ABD ve İsrail, İran’a çok büyük, çok ağır zararlar vermiştir. Savaş bugün bitse dahi İran’ın toparlanması, yıkılan askeri ve sanayi tesislerini, altyapılarını tekrar yapması on yıllarca zaman alacak, trilyonlarca dolar harcaması gerekecektir.
  4. Bu savaş, vatan savunmasının ne kadar önemli ve değerli olduğunu gösterdi. ABD ve İsrail’in amacı vatan savunması değil. Trump’ın da açıkladığı gibi ABD’nin amacı İran’ın petrol kaynaklarını ele geçirmek. İsrail’in amacı da bölgede kendisine rakip ülke bırakmamak. İran ise vatan savunması yapıyor. Vatanlarını savunmak için milyonlarca İranlı ölümü göze almış durumda. İran’ın ülkelerine atılan binlerce ton bombaya rağmen ayakta kalmasının ve direnmeye devam etmesinin sırrı burada, yani vatan savunmasında yatıyor.
  5. Bu savaş, mezhep temelli siyasetin son derece yanlış olduğunu gösterdi. Bilindiği üzere, İran rejimi Humeyni tarafından Şii Mezhebi esaslarına göre şekillendirilmiş durumda. İran, iç ve dış siyasetini Şii Mezhebi esaslarına göre yürütüyor. İran, 1979 yılından beri Ortadoğu’daki İslam ülkelerine rejim ihraç etmeye çalışıyor. Ortadoğu ülkelerinde yaşayan Şii mezhebi mensuplarını örgütlüyor, silahlandırıyor. Bu sebeple, İran ile bölgedeki İslam ülkeleri arasında gerilim, rekabet ve düşmanlıklar oluşmuş. Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgedeki Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ın ABD’ye sarılmaları, ABD’ye ülkelerinde üs açmaları, her yıl trilyonlarca doları silah almak için ABD’ye ödemelerinin asıl sebebi İran’ın yıllardır yürüttüğü mezhep temelli siyasettir. İran, böyle bir siyaset gütmese adı geçen ülkelerin ABD’ye üs açmaları, her yıl silah almak için trilyonlarca dolar ödemeleri söz konusu olmazdı.
  6. Bu savaş, vatan savunmasının başka devletlerle ittifak yaparak, o devletlere üs açarak, o devletlerden silah alarak değil; ancak, milli kuvvet ve imkanlarla yapılabileceğini gösterdi. Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgedeki Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman, İran tehdidine karşı güvenliklerini, toprak bütünlüklerini ABD’ye ihale etmişlerdi. ABD, savaş başladıktan sonra bırakın bu ülkeleri korumayı, bu ülkelerdeki üslerde bulunan askerlerini dahi koruyamadı. Bu ülkelerdeki üslerini boşalttı. Temenni ederim ki, bu ülkeler gerçeği görmüşlerdir, bundan sonra vatan savunmasını ABD’ye ihale ederek trilyonlarca dolar ödemekten vazgeçerler.
  7. Bu savaş, bölge ülkelerinin ortak menfaatleri için işbirliği ve ittifak yapmaları gerektiğini, işbirliği ve ittifak yapmaları halinde emperyalist yayılmacılığa set çekebileceklerini açık ve net olarak gösterdi. Halen Türkiye-Pakistan-Mısır-Suudi Arabistan arasında gördüğümüz savaşın durdurulmasına yönelik işbirliğinin ileride İran’ı da kapsayacak şekilde gelişerek ittifak haline gelmesini yürekten temenni ederim. Böyle bir ittifak gerçekleşirse bu ülkeler ve bölge kazançlı çıkacaktır. Bu ittifakın oluşabilmesi için her ülkenin kısa vadeli, kısır menfaatlerden vazgeçerek uzun vadeli hareket etmesi, bu çerçevede İran’ın Şii Mezhebi temelli siyaset yapmaktan vazgeçmesi şarttır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!