İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye” tartışmaları sürecinde MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yönelttiği çok sert eleştirilerle milliyetçi seçmenden büyük bir destek ve sempati toplamıştır. Ancak Dervişoğlu’nun, dün ağır bir dille suçladığı Bahçeli ile 29 Ekim törenlerinde kol kola görüntülenmesi, parti tabanında siyasi tutarlılık açısından ciddi soru işaretleri uyandırmıştır. Protokol nezaketinin önemine rağmen, bu çelişkili tavır milliyetçi camiada güven sarsılmasına yol açabilecek bir durum yaratmıştır. Siyasette kazanılan güvenin korunması için sadece kürsü söylemlerinin değil, aynı zamanda davranışların da tutarlı olması şarttır.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye” sürecinde Devlet Bahçeli’ye yönelttiği sert eleştirilerle milliyetçi ve vatansever kesimlerin hassasiyetlerine tercüman olmuş, önemli bir destek ve sempati kazanmıştır.
Bahçeli’ye yönelik;
“Sen benim dava arkadaşım değilsin. Sen Abdullah Öcalan’ın dava arkadaşısın.”
“Çok seviyorsan eline bir rozet al, İmralı’ya git, Öcalan’ın yakasına tak.”
“Siz utanmıyorsunuz, sizin yerinize ben utanıyorum.”
sözleri, sıradan siyasi eleştiriler değil, son derece ağır ithamlardı. İYİ Parti camiasındaki pek çok milliyetçi seçmen de bu çıkışları benimseyerek genel başkanının arkasında durmuştu.
Ancak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerinde Dervişoğlu’nun, böylesine ağır sözlerle eleştirdiği Bahçeli’nin koluna girerken görüntülenmesi, siyasi tutarlılık açısından soru işaretleri doğurdu.
Elbette protokolde nezaket göstermek ve bir insana yardımcı olmak erdemdir. Ancak dün Bahçeli ile terörist başı Öcalan arasında yakınlık bulunduğunu ileri süren Dervişoğlu’na, bugün kendi seçmeni şu soruyu sormaz mı?

“Dün Öcalan’ın dava arkadaşı olmakla itham ettiğiniz kişinin bugün koluna giriyorsanız, biz sizin hangi sözünüze, hangi tavrınıza inanacağız?”
Siyasette nezaket başka, siyasi tutarlılık başkadır. Millî hassasiyetler üzerinden kazanılan güven, sözlerle olduğu kadar davranışlarla da korunmalıdır.
Dervişoğlu’nun bu görüntüsü siyasi görüşünün değiştiğini göstermez; ancak İYİ Parti camiasında ve Türk milliyetçileri arasında oluşabilecek tereddütleri de görmezden gelmemek gerekir.
Milliyetçilik yalnızca kürsülerde söylenen sert sözlerle değil, o sözlerin arkasında durabilmekle anlam kazanır.
Siyasette sözün ağırlığını, davranışın tutarlılığı belirler.











