1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Fazıl Çetiner
  4. İNTERNET, YAPAY ZEKA  BİLGİ KİRLİLİĞİ

İNTERNET, YAPAY ZEKA  BİLGİ KİRLİLİĞİ

featured

Bu metin, bilginin tarihsel yolculuğunu yazının ve matbaanın icadından günümüzün yapay zeka ve internet teknolojilerine kadar kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Yazara göre yapay zeka, kendi başına bilgi üretmek yerine mevcut verileri sentezleyen dijital bir gezgin işlevi görse de, doğruluk payı ve etik sınırlar konusunda ciddi riskler barındırmaktadır. Özellikle bilgi kirliliğikavramına dikkat çekilerek, maddi kazanç veya şöhret arzusuyla yayılan uydurma içeriklerin toplumsal zihin sağlığını tehdit ettiği vurgulanmaktadır. Kaynak, yapay zekanın halüsinasyon görme ihtimaline ve bilimsel derinlikten yoksun olabileceğine değinerek okuyucuyu dikkatli olmaya çağırmaktadır. Sonuç olarak, dijital çağda bireylerin tıpkı temiz su arar gibi güvenilir ve doğrulanmış bilgi kaynaklarına yönelmesinin bir zorunluluk olduğu savunulmaktadır.

‘Çok yaşayan mı bilir çok gezen mi’ Türk atasözü çok gezip, çok görüp, başkalarıyla tanışıp, onların bilgilerini, tecrübelerini öğrenen kişinin kendi bilgisiyle yetinmiş çok yaşayan kişden çok daha bilgili olacağını vurgular. Bir zamanlar, köy köy, şehir şehir dolaşıp bilgi edinenler bugün internette dolaşarak bilgi edinmektedirler.

Yazının icadı insanlık tarihinde bir dönüm noktasıdır; yazı insanların gezip göremedikleri, hiç tanışamadıkları, yıllar önce hayatını kaybetmiş kişilerin bigilerine ulaşma imkanı verdi. Elbete matbaanın icadı da insanlık tarihi için bir başka dönüm naktasıdır. Matbaa sayesinde bilgiler kitaplarda toplandı, çoğaltıldı ve bilgi belli bir kesimin elinde bulundurduğu hazine olmaktan çıktı, halka yayıldı. Bilgi seviyesi artan ebeveynler çocukları için bir basamak oluşturdu ve çocuklar bilgi kulesine bir basamak yukardan tırmanmaya başladılar.

İnternet yazının, matbanın icadı kadar önemlidir. İnternet  kütüphanelerde, kitaplarda toplanmış bilgiyi insanların evlerine hatta ceplerine taşıdı. Sonuçta bilgi edinmek için köy köy şehir şehir ya da kütüphane kütüphane dolaşmak tarihe karıştı.

Yazının icadı bilgi birikimine neden oldu; bilgenin ölmesiyle toprağa gömülecek olan bilgi yazıya aktarılarak kalıcı hale geldi. Bu sayede “Amerikayı yeniden keşfetme’ olgusu tarihe gömüldü. Matbaa ve internet yazının icadı üzerinde yükseldi. İnternet ve matbaa bir konuyla ilgili insanaların bilip yazıya döktüğü bütün bilgileri bir arada toplayarak insanların hizmetine sundu.  Ancak, yazının icadından beri hayatın her alanında o kadar çok bilgi birikti ki, kişi en basit bir konudaki bütün bilgileri edinmeye kalksa, belki ömrü yetmeyecekti. Yapay zeka (YZ) bu soruna kısmen çözüm getirdi; bir konudaki ‘ulaşabildiği’ bilgileri, tarayıp, özetleyerek insanlara sundu. Yapay zeka insanlara zaman ve efor tasarrufu sağladı; insanlar aylar belki yıllar süren bir araştırma sonunda ulaşacağı özet bilgiye YZ sayesinde dakikalar içinde ulaşma imkanına kavuştu.

Bu bağlamda YZ’yi basit şekilde tanımlayacak olursak şunu söylemek mümkündür; YZ eskiden köy köy, şehir şehir dolaşıp, başkalarının bilgi ve tecrübesini toplayıp, bu bilgileri özetleyip köyüne getiren çok gezip çok bilen kişinin görevini üstlendi. Yani, YZ kendi kendine bilgi üretmez, ulaşabildiği kaynaklardaki mevcut bilgileri, özetler, sentezler ve insanlara aktarır.

YZ’nin limitleri vardır, bütün Yzlerin ulaşabildiği kaynaklar sınılıdır. (1) YZ, internete yüklenmemiş bilgilere ulaşamaz. Mesela, Antik Çağ filozoflarının, eserleri Latince, Yunanca’dır. Bu eserler tercüme edilip internete yüklenmediği sürece YZ’nin o eserlerdeki bilgilere ulaşma şansı yoktur. Hatta, YZ günümüzde kağıda basılmış, ama digital- kitap haline getirmemiş kıplardaki bilgilere de ulaşamaz.

Ücretsiz kullanılan YZ programlarının ulaşabildiği kaynaklar, herkese açık olan bilgi kaynaklarıdır. Aylık ücreti ortalama 20 dolar olan YZ programlarının ulaşabildiği kaynaklar biraz daha geniştir ama, bunların da sınırları vardır. Toplumun kullanabildiği hiçbir YZ Üniversitelerin, akademisyenlerin, askeri birliklerin, istikbarat teşkilatlarının bilimsel çalışmaların, yürütüldüğü labartuvarların özel bilgilerine ulaşamaz.

YZ basit üzerinde uzlaşı sağlanmış konularda doğru bilgi verirken, kompleks bilgilerde hata yapma ihtimali yüksektir. Mesela Atatürk’ün doğum tarihi tartışılmayan basit bir bilgidir. Ataurk’un doğun tarihi sorulursa YZ hata yapmaz. Ancak, konu karmaşıklaştıkça, konu üzerinde uzlaşı yoksa YZ’nin hata yapma olasılığı artar. YZ karmaşık, üzerinde uzlaşı olmayan konularda insan gibi mantık yürütme yerine istatistikten faydalanır. Mesela uzayda canlı yaratıklar var mı yok mu diye sorarsanız; ulaşabildiği kaynaklarda var diyenlerin sayısı daha fazlaysa var, yok diyenlerin sayısı daha fazlaysa yok diyecektir. Ayrıca, sorunun şekli dahi YZ nin cevabını etkiler; soruyu uzayda canlı varlık var mı şeklinde sorarsanız ulaşabildiği kayneklardan sadece var diyenleri dikkate alır, yok diyenlerin görüşlerini aramaz.

YZ insan gibi soruyu anlayıp, üzerinde düşünüp, cevap vermez. YZ bir yazılımdır; ona verilen komutlar çerçevesinde hareket eder. Mesela en basit şekliyle ‘Ali Öz’ diye arama yaptığınızda YZ bunun bir insan ismi, bir kişi olduğunu anlamaz. Ali Öz’ü sayısal olarak değerlendirir. Mesela, A=1, L=20, İ=13, O=24, Z=29 gibi harfleri kodlayarak bu kodlarak kendi diline çevirir, sonra ulaşabildiği kaynaklarda 1-20-13-24-29  rakamlarıyla eşleşen rakamları arar, bu rakamlarla eşleşen rakamları tekrar harflere dönüştürerek ekrana yansıtır. YZ’yi insan beyni gibi mekanik bir beyni olan, insan gibi yazıyı okuyup anlayan, üzerinde düşünen, cevap veren bir cihaz olarak düşünemeyiz. YZ’nin verdiği tüm bilgiler, insanların internete yüklediği bilgilerden ibarettir.

Gelişmiş programlar aynı konuda yazılmış birden fazla bilgiyi sentezlemeye çalışır. YZ nin hafızası insan hafızsından daha kapasiteli, dha hızlıdır. Ancak bu demek değildir ki bu makinenin bir beyni ve hafızası var; hayır, YZ  hafızası deinlen şey internete yüklenmiş database deki mevcut bilgilerdir. Mesela kişinin kendi bilgisayarındaki bilgiler kendi hafisaındakinden daha fazladır. Bilgisayar bu dosyaları saniyeler içinde bulur. Ancak, dosyalardan birini sildiğiniz zaman o dosyayı bulamaz. Yani, databaselerden silinen bilgileri  YZ ‘nin insan gibi düşünüp hatırlaması mümkün değildir.

Bilimsel verilere göre bugün için ortalama bir  YZ bir insan beyninin düşnup, planlayıp yürütebildiği işlemin ancak %30’nu yapabilmektedir. İnsan bir işi yürütüreken yeni teknikler, yeni metodlar keşfederek işini daha kolaylaştırabilir. Ancak, YZ ye bir program yüklemeden kendi kendine yol yöntem bulma kapasitesi bugün için oldukça sinirlidir. YZ nin bulabildiği yöntemler de ya başkalarının internete yüklediği bilgidir, ya da birkaç kişinin bilgisinin sentezidir.

YZ bir bilginin doğruluğunu, kaynağının güveninirliğini hesaba katmaz. Bilimsel bir bilgi sorulup, cevap alındıktan sonra, bilginin kaynağı sorulduğunda bunu anlamak mümkündür. Mesela, bugün YZ’ye kediler okuma öğrenebilir mi diye sorarsanız, hayır cevabı verecektir. Yarın, ‘benim kedim okumayı öğrendi, yazıyı okuyabiliyor’ diye herkese açık bir sitede yayınlarsanız, birkaç kişi bu konu üzerinde görüş bildirirse, bu aşamadan sonra YZ ye kediler okuma öğrenebilir mi sorusunu yönelttiğinizde sizin bu paylaşımınızı bulup, “Türkiye’nin şu ilinde, şu şahsın kedisi kedi okuma öğrenmiş” şeklinde size aktaracaktır. Yani, YZ bu bilginin yalan, aldatıcı olduğunu, kaynağının güvenilir güvenilmez olduğunu dğerlendiremez.

YZ Üniversitelerde olduğu gibi özel databaselerde saklanan, topluma açık olmayan, özel güvenlik programlarıyla korunan bilgilere ulaşamaz. Mesela, Japonya ve Güney Kore’de bilim adamları köpek balığı, pirana, timsahlarda düşen dışın yerine neden yenisi geliyor da insanlarda gelmiyor sorusundan hareketle, yaptıkları çalışma sonunda bunun mümkün olduğu sonucuna ulaştılar. Fareler üzerinde yapılan deneyler olumlu sonuç verdi ve gönüllü insanlar üzerinde denemeler devam ediyor. Bu bilgi herkese açık; YZ ye sorarsanız size bu bilgiyi aktarır ama,  hangi yöntem, hangi kimyasal kullanılılarak bu işlem yürütülüyor diye sorarsanız size cevap veremez, ya da uydurur. YZ nin bazen gerecek olamayan hayali bilgi üretmesine  ‘Halüsinasyon’ denilir.

YZ iki yolla bilgi kirliğine katkıda bulunur; (1) başkalarının internete yüklediği güvenilmez, uydurma bilgileri aktararak, (2), kendisi uydurarak.

İnsanlık tarihinin dönüm noktaları olarak kabul edilen İnternet ve YZ ‘nin olumsuz yönlerinden biri de ‘bilgi kirliliği’dir’. Bilgi kirliliği içme suyuna atık su karışması gibi, doğru bilgilerin içine yalan, yanlış, uydurma bilgilerin karışmasıdır.

Hayatın her alanında olduğu gibi, insanları kirli bilgi üretmeye ve yaymaya motive eden iki nedenden biri para, diğeri şöhrettir. Para altın anahtardır, her kapıyı açar. Bu yüzden herkes bu altın anahtarın peşindedir. İkincisi meşhur olmak, beğenilmek, alkışlanmak bağımlılık yapar. Yaşam enerjisini kendi dışında, başkalarının alkışında bulanlar, alkış olmadan hayatlarını sürdürmekte zorlanırlar. Bu yüzden gündemde kalmak, başkalarının beğenisini kazanmak, alkışlanmak için ahlaki değerleri bir kenara bırakabilirler.  

Bilgi kirliliğinin nedenlerinden biri YouTube, TıkTok gibi video kanallarının video sahiplerine para ödemesidir. Bu kanallara yüklenen videoların izlenme oranı, hangi ülkede izlendiğine bağlı olarak video sahibine para ödenir. Bu paranın kaynağı videolar arasında izlemek zorunda olduğumuz reklamlardır. Bu fırsattan yaralanmak isteyen milyonlarca kişi yalan, yanlış, uydurma, hiçbir bilimsel temeli olmayan, akıla değil de duygulara hitap eden bilgileri internete yüklerler. Bunların bir kısmı sanki bilginin kaynağı bir akademisyenmiş gibi dr, prof gibi ünvanlar dahi kullanırlar.

Diğer bir kesim ise beğeni, alkış peşindedir. Bunlar için alkışa ulaşabilmek için her yol mübahtır. Bu kesim için, yanlış, aynıltıcı bilgi nedeniyle toplumun fiziksel, sosyo-psikolojik sağlığının bozulmasının, toplumun kutuplaşmasının, dinin zarar görmesinin, siyasetin kirlenmesinin, kısaca ‘içme suna atık su karışmasının’ hiçbir önemi yoktur.

Kirli bilgi insanı hataya sürükler, bilgi binasına çürük priketler koyarsanız, bu bina kısa sürede çökecek, kişiye maddi manevi zarar verecektir. Kirli bilgilerin bir çoğu sağlık, kozmetik konusunda olması ve onbinlerce izleyicisin olması, tehlikenin büyütünü işret ediyor.

İnternette rastladığımız sağlık bilgilerinin çoğu kirli, çöp bilgidir. İnternette akademisyenlerin, üniversite labaratuvarlarının ortaya koyduğu güvenilir bilgilerle kimya kelimesini duymamış kişilerin uydurduğu bilgiler içiçedir.  İlaç, kozmetik firmaları yeni bir ilaç, yeni bir kozmetik ürünü bulabilmek için her yıl milyarlarlarca bütçe ayırmaktadırlar.  Mesela Johnson & Johnson firmasının yeni ilaç, yeni kozmetik ürünü araştırmak için yılda ayırdığı bütçe 10 milyar dolardır. Bu kaynak nedeniyle, binlerce akdaemisyen günlerini labaratuvarlarda geçirmekte, hangi kimyasalın, hangi molekülün insan vücduna nasıl bir etkisi olduğunu elektron mikroskpları altında incemelktedirler. Herhangi bir kimyasalın herhangi bir etkisi keşfedildiğinde o kimyasalın hangi, bitkide, hangi hayvanda ya da taşta-toprakta olduğu yine mikroskop altında incelenmektedir. Sözkonusu akademik çalışmalar geleneksel olarak toplumların kullandığı yöntemleri de labaratuvarlarda incelemektedir. Etkisinin tesbit edilmesi yetmiyor; bu kimyasalın canlıya ne tür bir zarar vereceği önce hayvanlar, sonra gönüllüler üzerinde test ediliyor. Sonuç olumluysa yasalar çerçevesinde yetkili kurumlardan izin alınarak. büyük bütçelerle seri üretime geçiliyor. Yani ilaç firmaları  bazılarının zannettiği gibi pantolun, ayakkabı üretir gibi ‘yeni model’ bir ürün çıkarıp piyasaya sürmezler.

Demokratik toplumlarda yasalar toplum yararı göz önünde tutularak çıkarılır ama, her zaman yasalara mualif olanlar, yasaları çiğneyenler, yasaların boşluğundan faydalanıp çıkar sağlayanlar, hatta şahsi çıkar amaçlı yasa çıkaranlar olmuştur. Benzeri şekilde, bilimsel bilgi toplum yaraini gözetir ama, her zaman bilime karşı olanlar, her zaman bilimin boşluğundan yararlanan, ya da şahsi çıkar sağlamak için safsatayı bilimmış gibi pazarlayanlar olacaktır.

Sonuçta, içme suyuna atık su karıştığında, vücut sağlığımızı korumak için şebeke suyu yerine güvenilir kaynak suyuna yöneldiğimiz gibi, zihin sağlığımızı korumak için de internetteki zararlı bilgilerden uzak durup, güvenilir kaynaklara yönelmek bir zorunluluktur.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!